NEYİ, NASIL, NE ZAMAN YEMELİ?
İki bin on beşin ilk pazartesi yazısını denenmiş ve pratik bilgilere ayırmak istedim. Bunu için de yeni yayınlanmış olan Yaşasın Hayat II adlı kitabımdan bazı alıntılar yaptım. “Neyi, nasıl, ne zaman, nelerle birlikte yemeliyim?” sorusunun yanıtlarını merak ediyorsanız buyurun…
BUNLARI UNUTMAYIN
1. HANGİ SU?
Her gün 8-10 bardak su için. Minerali bol sert suları tercih edin. Alkali özelliği yüksek sulara öncelik verin. Cam şişelerde satılanları tercih edin.
2. HANGİ İÇECEK?
Susuzluğunuzu gidermek için ilk tercihiniz her zaman su olsun. Canınız ille de içecek bir şeyler arıyorsa seçiminizi ayrandan yana kullanın. Bence köpüklü olmayanı, yarım yağlı olanları tercih edin. Meyve sularının taze sıkılmış olanlarını sadece ve sadece ¼ su bardağı kadar, hadi bilemediniz yarım su bardağını geçmeyecek miktarlarda için. Kolalı içecekler, meyve suyu konsantreleri, boyalı, şekerli, aromalı meyveli içeceklere elinizi sürmeyin.
3. HANGİ YAĞ?
Favoriniz zeytinyağı olsun. Zaman zaman tereyağına yer verin. İç yağı, kuyruk yağı, mısır özü, palmiye, hindistancevizi yağları unutun! Margarinlerden uzak durun. Ayçiçeği yağını çok sınırlı kullanın. Kızartmalık yağları tekrar tekrar kullanmayın. Yağları saklarken cam şişelerde muhafaza edin, ağızlarını iyice kapatın, karanlık-ışık almayan yerlerde tutun.
4. HANGİ BALIK?
Soğuk sularda doğal şartlarda büyüyüp yetişen yağlı balıkları tercih edin. Çiftlik balıklarından uzak durun. Derin sularda yetişen genç balıklara öncelik verin. Kirli sularda yetişen balıklar yemeyin.
5. HANGİ EKMEK?
Aslında mümkün olduğu kadar az ekmek yiyin, ille de ekmek yiyeceğim diyorsanız beyaz değil kepekli, tam tahıllı ekmekler tercih edin.
6. BULGUR MU, PİRİNÇ Mİ?
Kesinlikle bulgur. Bulgurun da kepeklisi olmalı. Pirinçsiz olmaz diyenlere kepekli ve esmer olanları, mümkünse ince uzun kahverengi pirinci öneriyorum.
7. HANGİ SÜT?
Öncelik keçi sütüne verilmeli. Besleyici değeri daha fazla, alerjik etkileri daha sınırlı. Çocukluk çağlarından sonra süt yerine yoğurt tercih edilmeli. Doğal ortamlarda yetişip büyüyen hayvanların sütüne öncelik tanınmalı. Güvenli köy sütü paketlenmiş sütlere tercih edilmeli. Süt yerine ayran içilip yoğurt yenmeli.
8. HANGİ ŞEKER?
Hiçbir şeker masum değil. Şekerin her türlüsü sağlığı bozuyor. Son yıllarda şekere “tatlı zehir” diyenler bile var. Meyve şekeri bile çok sınırlı tüketilmeli. Zaten bu nedenle de çok tatlı meyveler tercih edilmemeli, meyve suları olabildiğince az içilmeli, meyvenin kendisi ve de mümkünse, yenilebilirse kabuğu ile birlikte yenilmeli.
9. HANGİ ET?
Benim tercihim kuzu eti. Keçi eti pek lezzetli değil ama daha güvenli. Otlaklarda yetişip büyüyen danaların eti de yenilebilir. Tavuğu bahçenizde büyütüyorsanız etini de, yumurtasını da keyifle, güvenle tüketebilirsiniz.
10.HANGİ SEBZE?
Sebzeleri mümkünse mevsiminde yemeye özen gösterin. Köklü sebzeleri yapraklı sebzelerle bir arada kullanmaya dikkat edin. Sebzeleri ille de haşlayarak yemek gerekmiyor. Çiğ yenilebilen her türlü sebzeyi salata veya benzeri formlarda yemeye gayret edin. Tabii ki iyice temizlemek koşuluyla…
11.HANGİ BAKLİYAT?
Birinci sıraya fasulyeyi -öncelikle de siyah fasulyeyi-, ikinci sıraya mercimeği, üçüncü sıraya da bezelyeyi yazın.
12.HANGİ TATLI?
Canınız ille de tatlı çekiyorsa meyve yiyin. “Meyve beni kesmez ille de tatlı yiyeceğim” diyorsanız “bitter çikolata”yı deneyin ya da bizim geleneksel tatlımız aşureyi az şekerle yapıp yemeye gayret edin. Unlu tatlılar mı, sütlü tatlılar mı diye sorarsanız yanıtım “sütlü tatlılar” şeklinde olacaktır.
13.HANGİ MEYVE SUYU?
Benim tercihim nar suyundan yanadır, maksimum 50 ml kadar meyve suyunun da yeterli olacağını düşünüyorum. Zaman zaman portakal, greyfurt, elma suyu da aynı miktarlarda denenebilir. Sebze sularından da faydalanmayı düşünün derim, hatta özellikle tavsiye ederim. Havuç, pancar, maydanoz, kereviz gibi sebzelerin suyunu karıştırarak içmek çok ama çok faydalı olabiliyor.
14.HANGİ KURUYEMİŞ?
İlk sıraya cevizi, ikinci sıraya bademi, üçüncü sıraya da yer fıstığını yazın. Zaman zaman kabak çekirdeği ve ayçiçeği çekirdeği çitlemeyi de ihmal etmeyin. Beyaz nohuttan biraz uzak durun. Antep fıstığını ihmal etmeyin. Bademi, yer fıstığını, nohudu ateşte yakmadan, kavurmadan, fırınlamadan doğal olarak tüketmeye özen gösterin.
15.HANGİ MEYVE?
Nar, siyah erik, kiraz, böğürtlen, yaban mersini, portakal, kayısı, hurma, elma, çekirdekli siyah üzüm, incir (miktara dikkat!) ve karpuzu ilk sıralara yazın!
AKLINIZDA BULUNSUN
PÜF NOKTALARI
· Mümkün olan her şeye limon sıkın. Limon, bir gıdanın glisemik yükünü azaltır ve kana karışma hızını yavaşlatır.
· Meyve salatası yemeyin, meyvenin kendisini yiyin. Elmanın kendisi püresine göre, püresi suyuna göre daha az kilo yapar. Ne kadar az ezer, ne kadar az parçalarsanız o kadar iyi.
· Sirkeyi daha çok kullanmaya çalışın. Aynı limon gibi, sirke de besinlerin glisemik yükünü azaltma özelliğine sahiptir.
· Sarımsağın birçok faydası olduğu bilinir. Ama birçok kişi bu mucize besinin, beraber yendiği her şeyin glisemik indeksini azaltma gücünü bilmiyor.
BİR BİLSENİZ...
· Sosis ve salam gibi işlenmiş et ürünlerinde sağlığımıza son derece zararlı maddeler olduğunu...
· Hazır kremalar, salata sosları, ketçap gibi gıdaların içine şeker eklendiğini...
· Margarin ve margarin eklenmiş yiyecekleri eskisine oranla daha çok tükettiğimizi...
· Özellikle pastanelerden aldığınız ürünlerde bol bol margarin kullanıldığını...
· Çocuklarınızın içtiği, içinde meyvenin kendisinden eser olmayan, sadece aromasının bulunduğu gazozların, kolalı, gazlı içeceklerin bir şeker bombası olduğunu ve zararlı maddeler içerdiğini...
· Dondurmaların bile artık gerçek dondurma olmadığını. Piyasada satılan dondurmaların çoğunun içinde süt değil, süt tozu olduğunu. Hatta birçoğunda margarin bulunduğunu...
· Çok faydalı diye düşündüğünüz doğal meyve suları, bal ve pekmezin de kısıtlamanız gereken şekerli gıdalar arasında olduğunu...
· Günlük 20 gram tuz tüketerek dünya şampiyonluğuna oynadığımızı ve yediğimiz her şeyin içindeki tuz miktarını sorgulamamız, daha da önemlisi sofralarımızdan tuzlukları kovmamız gerektiğini...
· Maden sularının sağlığa son derece yararlı olduklarını, asit içermediklerini ve özellikle büyüme çağındaki çocukların, maden suyunun içindeki demir, kalsiyum, çinko ve florür gibi minerallere yetişkinlerden daha fazla ihtiyacı olduğunu...
BİR UYARI
ÜÇ BEYAZDAN UZAK DURUN
Şeker, un ve tuzdan zengin yiyecekler ömrü kısaltır. Kısaltmakla da kalmaz, o kısa ömrü kilo problemi, şeker hastalığı, hipertansiyon, damar sertliği gibi can sıkıcı sağlık problemleri ile geçirmenize neden olurlar. Sağlığınız için verebileceğiniz en önemli, en değerli kararlardan biri, un mamullerini, şekerli, tatlı ve tuzlu yiyecekleri azaltmaktır. Şekerli yiyeceklerin kalorileri çok yüksek, besleyici değerleri ise hiç yoktur ve size kaloriden, sağlık sorunlarından başka bir şey getirmezler. Fazla miktarda tuz tüketmek de, başta hipertansiyon olmak üzere, birçok sağlık sorununa zemin hazırlar. Unutmayın, tuz, şeker ve unlu besinlerden uzak kalanlar hipertansiyon, kalp, damar hastalıkları ve kanser gibi sağlık problemleriyle daha az karşılaşıyorlar. Ekmek, kurabiye, pasta, poğaça, paketlenmiş bisküviler, grisini, kraker ve gofretleri mümkün olduğu kadar azaltın. Beyaz undan yapılan ekmekler yerine tam tahıllı, bol kepekli ekmekleri tercih edin.
UNUTMAYIN
DEMİR VE B12 VİTAMİNİNE DİKKAT!
Vejetaryen beslenmede esas sorun, bazı mineral ve vitaminlerin vücuda eksik kazandırılmasından kaynaklanır. Demir ve çinko eksikliği ihtimali son derece önemlidir. Bunun için demir yönünden zengin yiyeceklere yönelebilir, demir destekleri kullanabilirsiniz. Bu beslenmeyi uygulayanlarda kalsiyum ve D vitamini alımı da düşüktür. Bu sebeple çinko, kalsiyum ve D vitamini ile zenginleştirilmiş besinleri tercih etmeniz ya da bu besinleri içeren besin desteklerinden faydalanmanız tavsiye ediliyor. Vejetaryen beslenmenin yaratabileceği en önemli sorunlardan biri B12 vitamini noksanlığıdır. Hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan bu vitaminin eksikliğinden korunmak için B12 vitamininden zenginleştirilmiş yiyecekleri yemeli ya da B12 desteği almalısınız. Vejetaryen beslenme çok fazla abartılmadığı zaman önemli bir besin eksikliğine yol açmıyor. Eğer ölçülü tutulur ve bilinçli yürütülürse ılımlı bir vejetaryenliğin sağlık açısından bir sorun yaratmayacağını, hatta bir miktar fayda sağlayabileceğini bile söyleyebiliriz.
BİR ÖNERİ
MÜMKÜNSE ORGANİK SEÇİMLER YAPIN
Eğer imkânınız varsa organik, bu mümkün olmazsa da doğal besinleri tercih edin. Böylece, vücudunuza daha az zirai ilaç, daha az toksik madde, daha çok vitamin, antioksidan ve Omega-3 girer. Araştırmalar, organik gıdalarla beslenenlerde antibiyotiğe dirençli bakterilerin daha az olduğunu gösteriyor. Organik sütlerde ve yumurtalarda daha fazla Omega-3 bulunduğu, organik üzümlerin çok güçlü bir antioksidan olan resveratrol içeriği açısından daha zengin oldukları biliniyor. Tamamen organik beslenmek henüz ütopik olsa da, mümkün olan her koşulda organik ürünleri ya da kaynağını, yetiştiriliş şeklini bildiğiniz gıdaları tercih etmeye çalışın. Ayrıca, yiyeceklerdeki tarımsal kimyasallar, böcek öldürücüler, hormonlar ve antibiyotiklere karşı duyarlı ve bilinçli olmalı, hatta üreticilerin üzerindeki kontrol mekanizmalarının artırılması için çaba göstermeliyiz.
S� ec0 �f space> 1 çay kaşığı kadar kurutulmuş nane yaprağı üzerine kaynatılmış su ekleyip 5-10dk kadar demleyerek tüketebilirsiniz. Aynı zamanda ister sıcak suya isterseniz siyah çayınıza taze nane yaprakları ekleyerek bu ferahlatıcı bitkinin etkilerinden faydalanabilirsiniz.
4 NUMARA: REZENE
En çok bilinen bitkilerden rezene çocuk ve bebeklerde dahi sindirimi rahatlatacak son derece güvenli bir destektir. Hamilelik dönemleri dışında emzirme döneminde de kullanabilirsiniz. Yemek sonrası hazımsızlık sorunlarını giderdiği gibi gaz veya açlıktan kaynaklanabilecek gün içindeki mide kasılmalarını da önler. Yarım çay kaşığı kadar parçalanmış tohumu üzerine kaynamış su ilave edip üzeri kapalı bir şekilde 10dk demlenebilir. Gün boyunca 3-4 bardak içebilirsiniz.
05.01.2015