ERKEKLER NEDEN YOĞURDU SEVMELİ?

Bizim beslenme alışkanlıklarımızın en faydalı olanlarından biri “yoğurt sever” olmamızdır. Süt grubu besinlerin (süt, yoğurt, ayran, kefir, peynir) hepsi faydalı ama bana sorarsanız yiyecek olarak yoğurdun, içecek olarak da ayranın beslenmemizde ayrı bir yeri olmalı.

 

Yoğurt tüketme alışkanlığı bizim kadar olmasa da Avrupa’da da az çok var. Özellikle Fransa, Almanya ikilisi oldukça iyiler bu konuda. Yoğurdun önemini yeni yeni kavrayan ülkelerin başındaysa Amerika geliyor. Amerikan toplumu yoğurtla yeni tanışmaya başladı ama yiyecek alanında en hızlı büyüyen alanlardan biri haline geldi. Zaten bu nedenle de “greek yogurt” şeklinde pazarlanan yoğurt üretiminde müthiş bir patlama var. Ayran tüketimi ise Avrupa’da da Amerika’da da hala cılız. Ayran buralarda bilinmeyen, tanınmayan, önemi hala fark edilemeyen bir içecek. Zaten adı da bir garip bu yüzden! Avrupa, özellikle Amerika’da ayrana “içilebilir yoğurt” anlamında “drinkable yoğurt” deniyor.

 

Yoğurdun besin değeri sadece güçlü protein yapısından, zengin kalsiyum içeriğinden ve –tabiî ki ev yapımıysa- yoğun probiyotik içeriğinden kaynaklanmıyor. Daha birçok marifeti de var.

 

Yoğurt yakın zamana kadar biz hekimlerin menopozdaki kadınlara zengin kalsiyum içeriği nedeniyle, büyüme çağındaki çocuklara ise dengeli bir yiyecek olması nedeniyle özellikle tavsiye ettiğimiz bir besindi. Son yıllarda durum biraz değişti, değişti çünkü yoğurdun gücünün kalsiyumdan ziyade proteinle ilişkili olduğu düşüncesi yaygınlaştı. Ve zaten bu protein getirisi nedeniyle de yeni bir tüketici grubu ortaya çıktı: Erkekler! Peki, erkekler neden yoğurdu daha çok tüketmeli, yoğurttan daha sık faydalanmalı? Sorunun cevabını yandaki kutuda bulacaksınız.

 

BİR BİLGİ

 

YOĞURT İÇİN 4 NEDEN

 

  • Yoğurt sindirimi kolaylaştırır. Yoğurt, bir probiyotik deposudur. Probiyotikler, milyonlarcası barsaklarımızda yaşayan, bağışıklık ve sindirim sistemlerimiz olmak üzere tüm vücudumuza destek sunan yararlı bakterilerdir. Hazımsızlık, ishal ya da kabızlık hecmeleri, huzursuz barsak sendromu, Crohn hastalığı gibi sindirim sistemi sorunlarına, sık enfeksiyon geçirme, kronik yorgunluk, fibromiyalji gibi bağışıklığın zayıf olduğu durumlara karşı etkindir. Barsak hareketlerinin yeterli ve sağlıklı olmasında, vitamin, mineral ve diğer yararlı besin maddelerinin en verimli şekilde emilebilmesinde de probiyotiklerin katkısı büyüktür.
  • Yoğurdun kilo yönetimi konusunda katkısı olabilir. Uzmanlar, yoğurt tüketiminin obez erkeklerde kilo verme ve bel çevresini inceltme konularında başarılı olduğu görüşündeler. Ancak, 2008’de Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’nde yayımlanan uzun süreli ve geniş kapsamlı bir klinik çalışmanın sonuçları yoğurt yiyen erkeklerin, beklenenin tersine kilo kaybı ve bel çevresi değişikliği yaşamadığı yönündedir. Buna karşın, kilo fazlası olup bolca yoğurt tüketen kadınlarda anlamlı istatistiksel verilere ulaşılamamıştır. Araştırmanın uzun süreli olması, yenen yoğurdun miktarı ve yağ oranı sonuçları değiştirebilir.
  • Yoğurt cinsel sağlığa destek olabilir. Eğer hayvan deneyleri bir ön fikir oluşturuyorsa, yoğurtla beslenen erkek farelerde testis boyutlarında, kandaki testosteron düzeyinde ve menideki sperm sayısında artış saptanmıştır. Bu sonuçlardan yola çıkarak, klinik araştırmalar yapıp konuya açıklık giderilmesi uygun olur.
  • Yoğurt kas kazandırır. Yoğurdun bu özelliğinin bilinmesi erkekler tarafından tüketiminin hızla artmasını sağlayabilir. Birinci sınıf, yüksek nitelikli ve sağlıklı bir protein kaynağı olan yoğurt ile beslenen, düzenli aktivite yapan erkekler kas kitlelerini artırırlar. Beslenme uzmanları, günde 2 porsiyon yoğurt [1 porsiyon 200 ml (=1 standart su bardağı)] tüketilmesini dengeli beslenme açısından önemli buluyorlar. Bir erkek, 2 porsiyon tam yağlı yoğurttan günlük protein gereksiniminin %20’sini, kalsiyumun da %35’ini karşılar. Üstelik de alacağı 250-260 kaloriden fazla bir enerji yükü de değildir.

 

 

 

 

 

NASIL BESLENMELİ?

 

SİVİLCELERE KARŞI…

 

·        Bol lif içeren gıdaları tercih edin. Lif bağırsaklardan toksinlerin cilde ulaşmadan atılmasına yardımcı olur

·        Yağı kısıtlayın

·        Fındık, ceviz, badem ve fıstığı ölçülü tüketin

·        Kızarmış gıdalardan kaçının

·        Tuz tüketiminizi azaltın

·        Cips, konserve ürünler, turşular, salamuralar ve şarküteri ürünleri gibi fazla tuz içeren ürünlerden uzak durun

·        Gazlı ve kolalı içecekleri tüketmeyin

·        Şekerli, unlu ve nişastalı mamullerden kaçının

·        Hazır, paketlenmiş ürünleri tercih etmeyin

·        Doktorunuza danışarak A, E ve B6 vitaminlerini, selenyum, çinko, krom ve omega-3 içeren destekleri kullanabilirsiniz.

 

BİR SORU

 

KEMİK YOĞUNLUĞU TESTİNE NE ZAMAN İHTİYAÇ DUYARSINIZ?

 

Kemik yoğunluğu testinde kemiklerinizin kalınlığı ve yoğunluğu ölçülür. En yaygın kullanılan test tipi DEXA’dır (dual-energy x-ray absorptiometry). Güvenli ve acısız olan bu testte bir masanın üzerine yatarsınız ve bir makine sizin üzerinizden hareket eder. Bu test 30 dakika veya daha az sürer. Testin sonucunda sizin kemik yoğunluğunuz sizin yaşınız ve cinsiyetinizdeki bireylerle, genç insanlarla karşılaştırılır.

 

DEXA bir kerelik bir test olmamalıdır. Bu teste ne sıklıkla ihtiyacınız olduğu faktörlerin sayısına bağlıdır. Eğer ana testin sonucu iyi ise doktorunuz 3-5 yılda bir yaptırmanızı tavsiye edebilir. Eğer kemik yoğunluğunuz düşükse, osteoporosis için diğer risk faktörlerine sahipseniz (prednisone kullanımı, sigara içmek, ailede osteoporosis hikâyesi...) veya osteoporosis tedavisi görüyorsanız yılda 1 veya 2 kez bu testi yaptırmanız gerekli olacaktır.

 

45 yaş civarında bir kadın iseniz kemik yoğunluğunuzu izleme ihtiyacı başlamış demektir. Kemik ölçümlerinizin ne sıklıkta yapılacağını doktorunuzun belirlemesi en doğru yoldur.

 

 

 

 

 

 


23.01.2015