D VİTAMİNİM NİYE AZ?
Yaz sonunda yaptırdığı kan tahlillerinde normal olan D vitamini seviyesinin son tetkikte dibe vurduğunu (!) öğrenen hastam şu soruyu yöneltti: “6 ay önce normaldi, şimdi neden bu kadar azaldı?” Sadece onun değil, birçok insanın aklında aynı soru var. Cevabı merak ediyorsanız buyurun!
D vitamini diğer vitaminler gibi sürekli olarak kullanılan/tüketilen bir bileşen. Vücudumuz pek çok işini/işlemini/üretimini D vitamini kullanarak (harcayarak) yapıyor, dolayısıyla yerine yenisi konmadığında D vitamini seviyesi düşüyor. Her ne kadar yağda eriyen yani “depolanabilen bir vitamin” olsa da neticede D vitamin dengesi için de bir “havuz problemi” durumu var. Bedenimizdeki D vitamini havuzuna giren miktar kullanılan miktarın altındaysa havuzdaki D vitaminimiz yavaş yavaş azalıyor. Sorun tam da bu noktada başlıyor. Çünkü en çok yarı yarıya doldurabildiğimiz havuzumuz cildimiz kış nedeniyle –zaten uzak kaldığı güneşe- güneşe hasret kalınca boşalmaya başlıyor. Bu sene kış zaten güneşsiz geçiyor. Güneş olmayınca da cildimiz D vitamini üretemiyor. D vitamini rezervimizin %90’ını ise derimiz üretiyor. Eğer destek olarak vitamin D ampulleri, damla ve kapsüllerinden istifade etmemişsek kanımızdaki D vitamini seviyesinin azalması sürpriz sayılmıyor.
NE YAPMALI?
Özellikle şehirde yaşayanlar için D vitamini eksikliği sorunu büyüyerek devam ediyor ve edecek. Zira kirli, puslu, sisli, dumanlı şehir havası güneşli günlerde bile ültraviyole ışınlarının cildimize ulaşmasını engelliyor. Bu nedenle ya fırsat buldukça bedenimizi güneşe sunmak –güneşlenmek- ya da D vitamini desteklerinden istifade etmemiz gerekiyor.
Unutmayalım ki D vitamini bize ekmek kadar, su kadar lazım bileşenlerden birisi. O olmadan pek çok şeyin biyolojisi bozuluyor. Lütfen onu sadece bir “vitamin” gibi de düşünmeyin. O sadece bir vitamin değil, aynı zamanda bir hormon, bir bağışıklık savaşçısı, bir kanser önleyicisi, bir bellek koruyucusu, bir metabolizma ayarlayıcısı, bir damar dostu. Bu nedenle bedeninizdeki D vitamini rezervini dikkatle izleyin ve o rezervin ne durumda olduğuna en az tansiyonunuzun, şekerinizin ne durumda olduğu kadar önem verin. Güneşten daha sık ve bol istifade edin ve gerektiğinde D vitamini desteklerinden faydalanın.
BİR BİLGİ
HANGİ D VİTAMİNİ?
Eğer vücudunuzun D vitamini rezervini öğrenmek istiyorsanız kan analizi yaptırmalı, bunu yaparken de en doğru D vitamini pusulasının kanınızdaki “25-hidroksi-kolekalsiferol/25OH VİTAMİN D” olduğunu unutmamalısınız. Sağlıklı insanlarda 25 hidroksi kolekalsiferol seviyeleri 20-100 ng/ml arasındadır. Bizim kanaatimiz 50’nin altındaki değerlerin yeterli olmadığı, sağlıklı rakamların –yetişkinler için- 80-100 civarında olması gerektiğidir. 150 mg.dan fazlası ise zararlı seviyelere ulaşıldığına işaret eder. Prensip olarak 30’un, hele hele 20’nin altındaki değerler ciddi bir D vitamini noksanlığı olarak kabul edilmelidir.
NEDEN?
NEDEN KAYA/DENİZ TUZU?
İçinde sadece sodyum değil, seksenden fazla doğal element bulunduğu için kaya/deniz tuzu. İçinde kimyasal katkılar bulunmadığı için kaya/deniz tuzu. Rafinasyon işlemlerinden geçirilmediği, doğal yapısı bozulmadığı için kaya/deniz tuzu. Daha ucuz olduğu için kaya/deniz tuzu. Sağlığa olumsuz etkileri rafine tuzlardan daha az olduğu için kaya/deniz tuzu. Kısacası rafine tuz değil, kaya tuzu/ deniz tuzu.
25.02.2015