SAĞLIĞIMIZA ÖZEN GÖSTERİYOR MUYUZ?
Bu soruya çoğumuzun “evet!” yanıtı vereceği kesin! Sağlığı korumanın ve güçlendirmenin yolu tabiî ki öncelikle beslenme, aktivite, uyku, stres yönetimi, hijyen kurallarına uyum ile bağlantılı ama sadece bunlar yetmiyor. Sağlığımızı koruyup kollamanın yolu onun ihtiyaçlarını anlamaktan, risklerini öğrenmekten ve yeni durumlara, gelişen yeni şartlara bağlı güncel stratejiler oluşturmaktan da geçiyor. Kısacası belirli aralıklarla “sağlık yoklamaları” yaptırmak şart. Bu yoklamaların sıklığının ve genişliğinin kişiden kişiye değişebileceğini unutmamakta fayda var.
Ben kadınların sağlıkları konusunda erkeklerden daha duyarlı olduklarını düşünüyorum. Bu sadece benim düşüncem de değil, pratikte net olarak görülüyor: Düzenli sağlık kontrolü yaptıran her on kişiden yedisi kadın. Erkekler sağlıklarına kadınlar kadar özen göstermiyor. Sağlık kontrollerine gelen erkeklerin de çoğunu kadınlar yönlendirip yönetiyor. Bazen de adeta zorla kollarından tutup doktora götürüyorlar. Bence erkeklerin kadınlara oranla daha kısa ömürlü olmalarında sağlıklarına gösterdikleri özensizlik de önemli bir faktör. Kadınlar burada da doğru olanı yapıyor.
Sağlık kontrolleri çoğu hastalıkları erken yakalama fırsatı verdiği için önemlidir. Yeni geliştirilen testler, sağlığımızdaki değişimleri, bu değişiklikler sonrasında ortaya çıkabilecek hastalıkları sadece erken dönemde teşhis etmekle kalmıyor, daha tasarım aşamasındayken bile yakalayabiliyor.
Eğer sağlık taramalarını sıradan ticari check-up’ların dışına taşıyabilir de, kişiye özel risk analizleri haline dönüştürebilirseniz hastalıklardan korunma ve erken teşhiste çok daha önemli mesafeler alacağınızdan emin olabilirsiniz.
BİR NOT
ELLERİNİZ TİTRİYOR MU?
El titremesi yaygın bir sorun. Genç-yaşlı, kadın-erkek fark etmiyor birçok insan ellerinde titreme olduğunu fark edip telaşlanıyor. Her şeyden önce şunu unutmayalım: El titremeleri her zaman, bir sağlık sorununun varlığına işaret etmez. Daha doğrusu el titremeleri genelde iyi huylu değişimlerdir ve arkasında genellikle bir aile hikâyesi de vardır. Aile büyüklerinde de görülmüş olması, çoğunlukla yirmili yaşlarda ortaya çıkması, uykusuzluk, yorgunluk, yoğun stres, kafein oranı yüksek içeceklerle artması dikkati çekicidir. Ellerinin titrediğinden yakınan çoğu genç hangi nedenlerin titremeyi arttırdığını ya da azalttığını da zamanla fark eder ve buna bağlı stratejiler geliştirmeye çalışır. Çoğunluğu iyi huylu olsa da el titremesinden yakınanların dikkatli bir tıbbi sorgulamadan geçirilmeleri, titremeyi yoğunlaştıracak faktörlerden (kahve, çay, stres, uykusuzluk, yorgunluk, gerginlik) uzak tutulmaları, eğer buna rağmen titremeleri devam ederse bir nöroloji uzmanına yönlendirilmeleri gerekir.
Ellerde titreme yapabilen hastalıklar içinde en iyi bilineni ve korkulanı Parkinson hastalığıdır. Bu hastalıkta, titremelerin istirahat halinde olması ve adeta “para sayma” hareketi şeklinde sürmesi, genellikle önce tek bir elde başlaması dikkat çekicidir. İstirahat halinde belirgin olan titremenin hareketle azalması ya da kaybolması, zamanla ilerlemesi ve şiddetlenmesi diğer titremelerden ayırt edici önemli özelliklerdir. Beynin özel bir bölümündeki hasarla ilişkili olan bu hastalığın tedavisinde son yıllarda önemli avantajlar elde edildi. Bazı ilaçların, beyin tümörleri, beyin damar hastalıkları, omurilik hastalıklarının da el titremelerine yol açabileceğini hatırlayalım. Sinir sistemi dışında tiroid problemlerinin (hipertiroidi) el titremelerine yol açabileceğini de bir kenara not edelim.
BİR SORU
KULAK ÇINLAMASI ÖNEMLİ Mİ?
Herkesin zaman zaman kulağı çınlayabilir. Kulağınızı çınlatan bir hastalık veya sağlık sorunu değilse kulak çınlaması pek sıkıntı yaratmaz! Bazı çınlamalar ise önemli sağlık sorunlarının işareti olabildikleri ve/veya yoğunlukları/şiddetleri nedeniyle hayat kalitesini bozdukları için can sıkıcıdır. Kulak çınlamalarının ille de kulaklardaki bir hastalığa işaret etmesi gerekmez. Kulağın fonksiyonlarını veya anatomisini bozan, damar, sinir ve kas yapısını olumsuz yönde etkileyen sorunlar kulak çınlamalarına daha sık yol açıyor. Multiple sklerozdan menenjite, çene eklemi bozukluklarından metabolik (tiroid hastalıkları, şeker hastalığı, demir, B12 vitamini ya da çinko eksikliği) ve ruhsal sorunlara (depresyon, anksiyete) kadar pek çok sebep kulak çınlaması yapabilir.
Kulak çınlamaları ile kulak burun boğaz uzmanları ilgileniyor. Hatta bu alanda üst uzmanlık çalışması yapan KBB uzmanları bile var. Onlar ilk değerlendirmelerinden sonra uygun görürlerse –sorunun çözümü ile ilgili- diğer doktorlara sizi yönlendiriyorlar. Çoğu zaman ciddi bir nedenin bulunabildiğini söylememiz de mümkün değil. Zaten bu nedenle hastalar çok sayıda doktoru ziyaret etmek ve sorunlarına çözüm aramak zorunda kalıyor. Çınlamayı azaltacak ya da kesecek herhangi bir ilaca sahip olduğumuzu söylemek de zor. Elimizde bu konuda faydalı olduğu açık ve kesin olarak gösterilmiş “reçeteli bir ilaç” hala yok. Ginkgo biloba, çinko ve flavonoid karışımlarından fayda umuluyorsa da onların da etkileri son derece sınırlı. Altta yatan sağlık sorununun giderilmesi –eğer bulunabilirse- en etkili tedavi yöntemi. Eksik olan demiri, çinkoyu, bakırı, D veya B12 vitaminini yerine koymak, yüksek olan kan şekerini normale indirmek, bozuk olan tiroid fonksiyonlarını düzeltmek, çene eklemindeki probleme çözüm üretmek, altta yatan, gözden kaçmış bir depresyonu ya da ruhsal gerginliği tedavi etmek durumunda çınlama ortadan kalkabiliyor. Eğer kulak çınlaması sorununuz varsa prensip olarak gürültüden ve yüksek volümlü ses kullanılan ortamlardan uzak durun. Kullandığınız ilaçların çınlama nedeni olup olmadığına yönelik araştırma isteyin. Eğer çınlama sürekli ve rahatsız edici noktalara ulaşırsa bir KBB uzmanından yardım istemekle işe başlayın.
BİR BİLGİ
ÇİNKO EKSİKLİĞİ NE YAPAR?
Kalsiyum ya da demir gibi minerallerin eksikliği kadar olmasa da çinko eksikliği sağlığımız için önemlidir. Bedeninde yeteri kadar çinko depolayamayanlarda bağışıklığın zayıfladığı, otoimmün hastalıkların sıklaştığı, saç, tırnak, cilt sorunlarının oluştuğu gösterilmiştir. Özellikle çocuk ve yaşlılarda çinko eksikliği yaygın bir problemdir. Çocuklar çinkodan fakir beslendikleri, yaşlılar çinko zengini besinlerden uzak kaldıkları ya da besinlerle kazandıkları çinkoyu yeteri kadar hazmedemedikleri için çinko eksikliğine daha sık yakalanırlar. Çinkonun pek çok yiyecek ve içecekte bulunuyor. Özellikle deniz ürünleri ve kırmızı ette yeteri kadar çinko var. Bağışıklık sisteminin zayıf olduğu düşünülen çocuklarda, saç ve tırnak problemleri yaşayanlarda kandaki çinko rezervlerini kontrol etmekte yarar vardır.
28.02.2015