OSTEOPOROZ İLE OSTEOPENİ ARASINDA NE FARK VAR?

Yaşı elliyi geçen biri, özellikle de hanımsanız, hele bir de ince yapılı, minyon yapıdaysanız doktorunuz günün birinde size de osteopeni ya da osteoporozdan bahsedecektir. Gittikçe yaygınlaşan ve birbirinin devamı olan bu iki sorun zaten bu nedenle orta yaşlıların ve “kadın kadına sohbetlerin” değişmez konularından biri haline gelmiştir. “Kemikler ne zaman, ne olduğunda osteopenik ya da osteoporoz damgası yiyor, nedir bu iki teşhisin arasındaki fark nedir?” sorusunun yanıtına gelince…

 

Önce şunu bir belirtelim: Osteopeni de, osteoporoz da kemiklerde yaygın bir güç azalmasının ve ana matriks kaybının ve kırılganlık artışının işaretidir. Osteopeni sürecin başlangıç hali daha hafifi, daha erken dönemidir. Zamanında fark edilip de tedavi edilmezse süreç zamanla yavaş yavaş osteoporoza doğru ilerleyip daha tehlikeli sonuçlara zemin hazırlar. İsterseniz konuyu daha iyi anlayabilmek için yaşlanma sürecinde kemiklerimizde nelerin olup bittiğine bir bakalım…

 

Kemiklerimiz sürekli bir “yapım-yıkım” faaliyeti içindedir. Yapılarındaki iki farklı hücre grubundan biri (osteoblastlar) yapımdan, diğeri (osteoklastlar) ise yıkımdan sorumludur. Osteoblastlar yapım sürecini yürütürken pek çok minerale ama en çok da kalsiyuma, farklı vitaminlere (en çok da D vitamini ve K vitaminine), esas maddeyi oluşturup ara maddeyi güçlendiren kolajen ve glukozaminoglukanlara ihtiyaç duyar. Kalsiyum ve D vitamini ikilisinin iyi çalışması kemik bütünlüğünün sürdürülmesinde, yapımın yıkımdan daha güçlü tutulmasında en önemli elemanlardır.

 

BİR SORU

 

KEMİK YAŞLANINCA NE OLUYOR?

 

Osteopeni ve osteoporoz doğal yaşlanmanın beklenen bir sonucu olan “yıkımın yapımın önüne geçmesi” süreçlerinin kemikteki yansımasıdır. Her doku gibi kemikler de yaşlanmadan nasibini alır. Yaşlandıkça yeni kemik yapımı yavaşlar, yıkım hızlanır. İşte bu “hızlanan yıkımın ilk neticesi”, bir tür “fakirlik” durumu, yani osteopeni halidir. Eğer yıkım süreci yavaşlatılıp yapımı hızlandıran ve destekleyen tedbirler alınmazsa osteopeni zaman geçtikçe şiddetlenip derinleşir. Kemikler zaman içinde daha da koflaşıp boşalır. Neticede osteoporoz dediğimiz sorun ortaya çıkar. Osteoporozlu kemik dıştan bakınca sağlam görünen ama ilk fırtınada kırılıp devrilebilen ağaçlara benzer. Ufak bir travma, darbe, düşme, burkulmayla, hatta bazen durduk yerde kendiliğinden kırılır veya çöker.

 

BİR BİLGİ

 

OSTEOPENİ NASIL TEŞHİS EDİLİR?

 

Kemik dokusunun yoğunluğu, 25-30 yaşlarında zirve yapar. Sonraki yıllarda giderek azalmaya başlar. Menopoza giren kadınlardaysa, kemik yoğunluğu açısından çok hızlı ve tehlikeli bir viraja girilir. Hormonal değişiklikler (östrojen kaybı) kemikleri olumsuz etkiler. Bazen çok daha genç yaşlarda da hormonların dengesiz veya yetersiz olması yüzünden osteopeni veya osteoporoz başlayabilir. Çok zayıf vücut yapısına sahip olanlar, sigara içenler, aşırı alkol tüketenler, yetersiz ve kötü beslenenler erken yaşta osteoporoz riski altındadır.

 

Osteoporoz, orta yaş grubu kişilerde, bir kemik kırığı yaşandığında ilk akla gelen sorun olmalıdır. Basit bir travmadan sonra bile kemik kırığı olursa bunun altında kemik dokusunun yoğunluk kaybı yatıyor olabilir. Kemiklerde yeterince mineral yani tuz birikimi olmayınca osteopeni gelişir. “Yalancı kemik kırığı” diye adlandırılan kemik yüzeyinde çatlaklar oluşur ve kemikler eğrilip bükülür. Temel kemik dokusunun gücü normal olmasına rağmen osteoporoz gelişen kemikte yoğunluk daha azdır.

 

Birçok merkezde osteoporoz tanısı topuk kemiği (calcaneus) dokusunun yoğunluğunun değerlendirmesi ile konuyor. Ancak bu yöntem yeterli ve kesin bir inceleme değildir. Bel omuru ve uyluk kemiği boynunda yapılan kemik taraması (Kemik Yoğunluğu Tayini) daha güvenilir sonuç verir. Osteopeni ve osteoporoz tedavisinde etkin çözümlerin ne olduğunu pazartesi HÜRRİYET’te okuyabilirsiniz.

 

 

HATIRLATMA

 

BULMACA ÇÖZMEK YETMEZ

 

Belleği korumak önemli bir konu. Bunun için yapılabileceklerin çoğunu da öğrendik: Bulmaca çözüyor, yeni şeyler öğreniyor, ezberler yapıyor, daha çok sosyalleşip daha çok okuyor, yazıyor, fırsat buldukça sinemaya, tiyatroya gidip yediğimize, içtiğimize, egzersiz yoğunluğumuza dikkat ediyoruz. Bunların hepsi doğru ve iyi şeyler ama yeterli değil. Belleğinizi güçlü tutmak istiyorsanız lütfen şunlara da dikkat edin: Öfkeden uzak durun. Mutluluk veren düşüncelere odaklanmaya çalışın. Olumsuz düşüncelerden kurtulun. Minnet duyun. İnanç dünyanızı güçlendirin. Daha hoşgörülü biri olmaya çalışın. Bütün bu olumlu gelişmeler beyninizin olağanüstü plastisite yeteneği sayesinde daha güçlü bir bellek oluşturmasına yardımcı olacaktır.

 

 

BİR SORU

 

ORTOMÜLEKÜLER TIP NEDİR?

 

Orta Avrupa’da yaygın kullanım alanı bulan tıp yaklaşımı. Vücutta doğal olarak bulunan maddeleri (vitaminler, mineraller, omega-3 yağları, CoQ10, antioksidan ve benzeri maddeler) yüksek dozlarda besin desteği olarak alarak hastalıklardan korunma veya hastalıkları tedavi etmeyi planlayan/düşünen bir tıp yaklaşımıdır. Ortomoleküler tıbbın en yaygın olduğu ülkelerin başında Almanya ve Avusturya geliyor.

 

 

 


07.03.2015