MENOPOZ UYKUSUZ BIRAKIYOR

Menopoz kadın yaşamının doğal bir dönemi. Bu dönem kadına “kendine daha çok zaman ayırma, daha iyi bakma, daha özgür, olgun, dingin, keyifli bir yaşam düzeni oluşturma” fırsatı veriyor. Ne var ki “hormonal yoksunluğun” bazı sorunlar oluştuğu da kesin ve sorunların başında uyku problemleri geliyor. Bugüne kadar binlerce menopoz dönemini yaşayan kadınla konuştum. Edindiğim intiba şu: Az ya da çok ama bir şekilde uyku sorunu olmayan menopoz dönemi kadınlarının oranı %5’leri geçmiyor, hemen her kadın az ya da çok, hafif ya da şiddetli bu sorunu yaşıyor. Kısacası problem önemli.

 

Menopozdaki kadınlar en çok uykuya zor geçmekten şikâyetçiler. Bir kısmı da uykularının eskiye oranla daha az dinlendirici olduğunu söylüyor, bundan rahatsız, bu nedenle gündüz uykulu olmaktan yakınanlar var. Uykularının yüzeyel olduğundan, en ufak bir ses, tıkırtı veya uyarıyla uyandıklarından şikâyet edenlerin sayısı da bir hayli yüksek. Uyku sorunu tavan yapan, bu nedenle depresyon ve anksiyete sorunları ile uğraşan hanımların sayısı da azımsanamaz ölçüde.

 

Sorunu biraz daha derinden hisseden, rahatsız ayak sendromunu hatırlatan “ayak krampları, uyuşma, yanma, karıncalanmaları” gibi sorunlardan yakınan kadınları da unutmamak lazım. Bu sorunlar bazen o kadar yoğunlaşıyor ki geceler neredeyse bir kabus haline bile dönüşebiliyor.

 

NE OLUYOR?

 

Uykuyu bozan uyku kalitesini azaltan nedenlerin başında geceleri yoğunlaşan “sıcak basmaları, gece terlemeleri, yüze kan hücumu nöbetleri” geliyor, menopozlu pek çok kadın yüzde, boyunda, göğsün üst kısmında dışarıdan görülebilecek şekilde kızarıklığa neden olacak sıcak basması nöbetleri ve terleme nedeniyle uyuyamadığını ifade ediyor. Ayrıca uyku apnesi vakalarında da menopozla birlikte bir artış var ki bu da önemli bir problem. Keza horlamanın da menopoz döneminde sıklaştığını gösteren çalışmalar söz konusu.

 

 

TEDAVİSİ VAR MI?

 

Sorunu doğrudan azaltacak, özellikle sıcak basması ve gece terlemelerini ortadan kaldıracak onaylanmış bir ilaç maalesef hala yok. Hormon tedavisi bir miktar işe yarayabiliyor ama bilindiği gibi tartışmalı bir konu. Bazı vakalarda “çok düşük doz ve mümkün olan en kısa süreli kullanım” prensibiyle bazı kadınlara verilebilseler de hormonların göğüs kanseri, inme, bunama, kalp damar hastalığı riskini arttırabildikleri biliniyor. Bu nedenle de kullanımları tavsiye edilmiyor.

 

Sıcak basmalarıyla mücadelede kullanılabilecek bazı bitkisel destekler, rahatlatıcı gıda takviyeleri var ama etkileri çok sınırlı. Fransızların geliştirdikleri bitkisel bir ürün ABD’de de patent alıp piyasaya verildi, bu ürünle ilgili çalışmalar sürüyor. Almanların da birkaç bitkisel ürünü etkili bulup yıllardır kullandıklarını biliyoruz, bunlardan bazıları bizde de bulunabiliyor. Ayrıca bitkisel östrojenlerden faydalanmak mümkün ama burada da “soya” konusundaki tereddütler ciddi bir sınırlama getiriyor. Basit uyku ilaçları veya uykuya yardımcı bitkisel destekler ile soruna çözüm aramak şimdilik en doğru yol gibi görünüyor.

 

 

AKLINIZDA OLSUN

 

MENOPOZ UYKUSUZLUĞUNA ÇARELER

 

Menopozun dayattığı uykusuzluk sorunu ile mücadele ederken halk arasında yaygın olarak kullanılan bazı çözümlerden faydalanmanız mümkün. İşte onlardan bazıları…

 

  • Papatya çayı
  • Melisa çayı
  • Passiflora çayı gibi bitkisel çaylar akşam saatlerinde uykuyu derinleştirmek için içilebilir
  • 200-300 mg magnezyum desteği akşam saatlerinde alınabilir
  • Kemik yoğunluğunu desteklemek amacıyla kullanılan kalsiyum hapları akşamları alındıklarında uykuyu güçlendirebiliyorlar
  • Düşük dozda aspirin desteği alıyorsanız bunu da akşam saatlerine kaydırmanız uykuya yardımcı olabilir.
  • 0,5-1 mg dozlarda melatoninden zaman zaman faydalanmanız mümkün ama bunu uzun süre devam ettirmeyiniz
  • Bitkisel desteklere gelince… Bunları da doktor tavsiyesi olmadan kullanmanızı tavsiye etmem

 

 

İYİ HABER

 

PİKNEGENOL BELLEĞİ GÜÇLENDİRİYOR

 

Amerika’da yeni tamamlanan bir çalışma güçlü bir antioksidan olan pignegenolün belleği güçlendirmede de işe yarayabileceğini gösterdi. Bir başka iyi haber de şu: Cilde ve gözlere iyi geldiği bilinen astaksantin belleğe de yardımcı oluyor. D vitamini ve omega-3 desteklerinin birlikte kullanılmaları halinde belleğe önemli bir güç kazandırdıklarını daha önce de yazmıştım. Ayrıca probiyotiklerin de beyin/bellek fonksiyonları üzerinde etkili olabileceklerini gösteren dikkati çekici bulgular var, probiyotik-beyin ilişkisinin bir boyutunu geçtiğimiz günlerde İsmet Berkan Hürriyet’te de yazdı. Bazı işaretler probiyotik-otizm ilişkisini bile akla getiriyor.

 

 

MENOPOZ

 

KALSİYUM İHTİYACINI ÖNEMSEYİN

 

Kalsiyum her yaşta, herkese, her zaman lazım. Vücudumuzda neredeyse bir kilodan fazla kalsiyum var ve rezervin korunması gerekiyor. Menopoz döneminde kalsiyum eksikliğini tamamlamak ise daha da önemli. Çünkü bu dönemde östrojen noksanlığının beklenen bir neticesi olarak kalsiyum kemiklerden kaçmaya, kemiklerin için boşalmaya başlıyor. Bu nedenle özellikle menopoz dönemindeki kadınların bedenlerine daha fazla kalsiyum kazandırma yönünden –tıpkı çocuklar ve gençler gibi- özel bir dikkat göstermelerini, süt, yoğurt, peynir, badem, lahana ağırlıklı beslenmelerini tavsiye ediyorum. Kadınların menopozda magnezyum eksikliğini de hafife almamaları lazım. Magnezyumun neden önemli olduğunu geçen hafta yazdım. Şunları da hatırlatayım: Magnezyum depresyondan korunma bakımından da mühim bir mineral. Özellikle metionin ve SAM-e gibi maddeler magnezyum olmazsa yeteri kadar üretilmiyor ve neticede depresyona eğilim artıyor. Geçen hafta da yazdığım gibi kan basıncının düzenlenmesinden kasların kasılmasına, hormon üretiminden akciğerlerin oksijen değişimine, yağ metabolizmasından enerji üretimine pek çok süreç magnezyumla doğrudan bağlantılı. Magnezyum eksikliğinin kabızlık da yapabileceğini unutmayın.

 

 

 


18.03.2015