EN NAZLI VİTAMİN HANGİSİ?

Bazı vitaminler birden çok görev üstlenebiliyor ve eksikliklerinde kalp, beyin, karaciğer, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve aksamalar gelişiyor. Ayrıca bazılarının eksiklikleri hızlı ve kolay gelişiyor. B 12 vitamini de işte bu “nazlı” vitaminlerden biri. Noksanlığı ile çok sık karşılaşılıyor ve eksikliği bebeklikten yaşlılığa hemen her yaşta önemli sorunlara kapı açıyor. Hayvansal gıdalar gibi nispeten daha pahalı olan besinlerle kazanılabildiğinden temini de biraz güç. Bitmedi! Emilimi de bir problem! Mideniz yeteri kadar “iç faktör/intrensek faktör” imal edip B 12’yi onunla evlendiremezse ya da bağırsaklarınızda B12 emilimini aksatacak bir hasar varsa veya midenizin bağırsağınızın bir bölümü ameliyatla alınmışsa siz besinlerle yeterince B 12 alsanız da “emilim sorunu” nedeniyle B 12 ile karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Özetle B 12 en “zor” ve en “nazlı” vitaminlerden biri. Eksikliğinde anemiden nöropatiye, bellek zayıflığından kalp damar hastalığına kadar bir dizi sorun başlıyor. B 12 dosyası bugün de devam ediyor.

 

 

UNUTMAYIN

 

HOMOSİSTEİN MESELESİ

 

B 12 azalınca homosistein isimli bir madde artıyor. Homosistein artışı bellek kaybı (beyin damarları) ve kalp sorunlarına (kalp damarları) sebep olabiliyor. Özellikle bellek-homosistein fazlalığı ilişkisi üzerinde daha çok duruluyor. Bellek bozukluğu, unutkanlık, odaklanma güçlüğü sorunu olan yaşlılarda B 12 seviyelerinin öncelikle araştırılması gerekiyor. Yaşlıların proteinli besinlere (et, yumurta, yoğurt) ilgilerinin azalması, mide ve bağırsaklarının eski gücünü kaybetmesi onları B 12 noksanlığına daha eğilimli hale getiriyor.

 

MÜHİM

 

ÇOCUKLARI DA ETKİLİYOR

 

B12 vitamini sinir sistemi fonksiyonları için önemli bir yapı taşı. Bu vitamin olmadan, hücreler arası bilgi aktarımı için gerekli olan “asetilkolin” isimli madde üretilemez. B12, sinir sistemini çevreleyen koruyucu kılıfın üretiminde de rol oynayarak dayanıklılığını artırır. Bu koruyucu kılıf bozulduğunda elimiz, ayağımız uyuşur, karıncalanır ve sık sık kramp girer. B12 eksikliğinin hafıza, odaklanma ve öğrenme fonksiyonlarını da olumsuz etkilediğini biliyoruz. Bu özelliği nedeniyle B12’nin önemi çocuklar, yaşlılar ve hamilelerde ön plana çıkıyor. Hamilelik sırasında yoğurt, ayran, kefir, et, tavuk, yumurta gibi hayvansal gıdalar tüketerek bebeğinizin B12 depolarını koruma altına almaya özen gösterin. Bu vitaminin eksikliği yeni doğan bebeklerde gelişme bozukluğuna neden oluyor. Okul yıllarında odaklanma, konsantrasyon bozukluğu ve dersleri algılama güçlüğü olarak kendini gösteren B12 eksikliği, çocukların okuldan soğumalarına bile neden olabiliyor. çocuklarınızı beslerken onlara yumurta, süt ürünleri, et, balık yedirmeyi ihmal etmeyin.

 

BİR NOT

 

DEPRESYON B12 İLİŞKİSİ

 

Araştırmalar, gün geçtikçe sayıları artan depresyon vakalarının nedenlerinden birinin de B12 eksikliği olabileceğini gösteriyor. Bu vitaminin yoksunluğu bedensel olduğu kadar ruhsal yorgunluğa da yol açıyor, uykusuzluk ve huzursuzluk olarak da kendini gösterebiliyor. Tıpkı omega-3 (DHA) veya kolin eksikliği, tıpkı D vitamini, folik asit noksanlığında olduğu gibi B 12 eksikliğinde de ruhsal bir yavaşlama fark ediliyor. Depresyondan kuşkulanılan kişilerde de B 12 (ve D vitamini) seviyelerini kontrol etmekte fayda var.

DEPRESYON B12 İLİŞKİSİ

NOT ALIN

 

TAKVİYE NE ZAMAN LAZIM?

 

B12 eksikliği birdenbire ortaya çıkan bir problem değildir. Siz farkına varmadan, zaman içinde, yavaş yavaş gelişir. Çünkü vücudunuzun hali hazırda olan B12 deposu (karaciğerdeki yedek B 12 rezervi), yaklaşık 400-500 güne kadar ihtiyacınızı karşılamaya yeterli olacaktır. Bu vitaminin eksikliği yüzünden oluşan sorunlar en az bir sene sonra kendini göstermeye başlar. Basit bir kan testi ile vücudunuzdaki B12 değerini öğrenmemiz mümkün. Eğer bu değer 300’ün altında ise hemen bir önlem almanızı tavsiye ediyorum. B12 değeriniz 500 ve üzeri ise rahatlayabilirsiniz. Ben, B12 değerini en az 750-1000 arasında tutmanız taraftarıyım. Özellikle yaşı elliyi geçenlerde 700-900 aralığını daha güvenli buluyorum. Eğer mide veya bağırsağınızda B12 emilimine engel olacak bir hastalığımız yoksa, B12’yi hap olarak ağızdan alabilirsiniz. Eğer emilimi etkileyen bir problem varsa, B12 enjeksiyonu yaptırmanızı öneriyorum. Nedeni şu: Midede üretilen bir “iç faktör”var, B 12 onunla birleşmediğinde yeterince emilemiyor. Bu nedenle B 12 ihtiva eden dil altı kapsülleri, burun damlaları da geliştirilmiş.metformin kullanan diyabetli ve insülin dirençli kişilerde de sık sık ilaçla ilişkili B 12 eksikliği gelişiyor. Onların da eksikliği izleyip yerine koymaları gerekiyor. ‘B12 enjeksiyonu kilo yapar,’ diye bir efsane var, buna da inanmayın. Bu kesinlikle doğru değil. Ciddi demir ya da B12 eksikliğiniz varsa, buna bağlı olarak iştahsız, isteksiz, zayıf ve bitkin olursunuz. Bu eksiklik yerine konduğunda, kapanmış olan iştahınız açılır. Yani B12 iştahınızı açmaz, iştahınız sadece normale döner. Ayrıca düşünülenin tam aksine, B12 zayıflamanıza yardımcı bile olur. Birçok zayıflama merkezinde, ayda bir ya da iki defa B12 iğnesi yapılır, çünkü bu vitamin karbonhidratların yakılmasını hızlandırır. B 12 eksikliğinizi nasıl telafi edeceğiniz konusunu doktorunuzla konuşunuz.

 

KESİP SAKLAYIN

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

• Demir takviyelerini doktorunuz önermedikçe kullanmayın. Her aklına gelen, kendi başına demir takviyesi alamaz.

• Saç, cilt, tırnak desteği olarak hazırlanan ürünlerin çoğunun bilimsel anlamda hiçbir faydası yok. Bu ürünleri bir dermatolog tavsiyesi olmadan satın almayın. Tırnak sorunlarının çözümü için sık sık gündeme getirilen biyotin desteği ise sadece biyotin eksikliği söz konusu olduğunda işe yarıyor.

• Antioksidan, vitamin, mineral ve diğer besin takviyelerini beraber değil, tek tek kullanmanızı tavsiye ederim. Örneğin zaman zaman alfa lipoik asit, koenzim Q-10, piknogenol ya da resveratrol kürleri yapabilirsiniz.

• Omega-3 besin takviyeleri bazen civa, kadmiyum, PBC’lerle kirlenmiş olabiliyor. Düzenli kullanıyorsanız en kaliteli ürünü seçmeye çalışın.

• Omega-3 desteği olarak keten tohumu yağı kapsülleri kullanmanın hiçbir anlamı yok. Doğrudan balık kaynaklı DHA ve EPA daha doğru.

• Bitkisel bir destek kullanmak istiyorsanız çok dikkatli olun. Çünkü çoğu, kanıtlanmış hiçbir yararı olmamasına rağmen (mesela gotukola, spirulina) hâlâ inatla satılıyor.

• Soya izoflavonlarını destek değil ilaç gibi kabul etmenizi öneririm. Bu ürünlerin özellikle östrojen hormonu ve tamoksifen içeren ilaçlarla birlikte kullanılmaları tehlikeli olabilir.

• Omega-3 besin takviyelerini günün her saatinde aç ya da karnına alabilirsiniz. En uygun zamansa sabah kahvaltı sonrası. Vücutta birikmedikleri ve yüksek dozlarda bile güvenli oldukları için ara vermeden uzun süre kullanabilirsiniz.

• Doktorunuza sormadan bir günde aldığınız toplam kalsiyum desteğini asla 800 miligramın üstüne çıkarmayın.

• Omega-3 yağlarının (EPA, DHA), Omega-6 (GLA) ve Omega-9 (oleik asit) yağları ile birlikte bulunduğu destekleri kullanmanızı önermiyorum. Mümkünse saf Omega- 3 kullanmaya çalışın.

• Reishi, Maytake, Shiitake mantarlarının tozlarını, tek tek ya da karşım halinde olanlarını tavsiye etmiyorum. Bu mantarları taze bulursanız yiyin (ama maalesef Çin ve Japonya’da yetişiyor!).

• Çam kabuğundan elde edilen piknogenol özlerinin yıldızı giderek parlıyor, aklınızda olsun.

• Piknogenol desteğinin özellikle damar sağlığı ve güçlü antioksidan etkisi ile işe yaradığını gösteren bazı bulgular var.

AKLINIZDA BULUNSUN!

ÖNEMLİ BİR DUYURU

 

HAPLA ZAYIFLANMAZ!

 

İnternette ve bazı gazete/TV reklâmlarında adımı ve resmimi kullanarak pazarlanan OBESİ-STOP isimli ürünle ilgili olarak yasal haklarımı koruyan hukuksal süreçler başlatılmıştır. Diyet ve egzersiz yapmadan sadece hap yutarak kilo verdirdiği ileri sürülen bu ürünle benim ve Yaşasın Hayat Beslenme Enstitüsü’nün ilgisi yoktur. Bilginize sunulur.

 

 


29.05.2015