BELLEK DE YAŞLANIR
Yaşlanmak kaçınılmaz bir süreç. Allah izin verirse zamanı gelince onunla hepimiz yüzleşeceğiz. Ben yaşlılığı biraz da uzun yolculuklara benzetirim. Diğer yolculuklar gibi önceden ne kadar iyi hazırlık yaparsanız o da o kadar problemsiz geçer.
Yaşlanmanın bize neler getireceğini biliyor, onun daha çok “ağrı”, daha az “uyku”, daha derin bir “yorgunluk” hali olduğunu kabul ediyor, sıra bir başka yaşlılık sorununa, “bellek kaybına” geldi mi nedense paniğe kapılıyoruz.
Oysa beden ve ruh birlikte yaşlanır. Kalbiniz yetmiş yaşındayken cildiniz otuz yaşındaki parlaklığı ve canlılığını muhafaza edemez. Eklemleriniz “ben seksenli yılları yaşıyorum” derken, gözleriniz yirmili yaşlardaki kadar keskin göremez. Her hücre, doku ve organınız gibi beyniniz, sinir sisteminiz ve onun muhteşem güçlerinden biri olan hafızanız da yaşlanmadan payını alır. İstisnalar bir yana her insan yaşlandıkça isimleri ya da sözcükleri hatırlamakta zorlanır. Bu normal gelişmedir ve “yaşa bağlı bellek zayıflaması” olarak bilinir. Bu tür bellek kayıplarının ana vasfı/karakteri özellikle yorgunluk, hastalıklar, depresyon halleri, yoğun stres dönemleri ve uykusuzluk hallerinde şiddetlenip belirginleşmeleridir. Depresyon, stres, ateşli hastalıkların altını özellikle çizmek isterim.
Anlatmak istediğim şey şu: Yaşlandıkça bir miktar bellek kaybı normaldir, her bellek sorunu “hastalık” anlamına gelmez, Alzheimer veya başka hastalıkların varlığına işaret etmez. Diğer taraftan yaşa bağlı bellek kaybı, yaşlılığın diğer problemleri gibi yönetilebilir, geçiştirilebilir, hafifletilebilir bir süreçtir.
Bu nedenle yaşı kırkı geçen herkesin “belleğimi nasıl daha güçlü tutabilirim?” sorusuna yanıt araması gerekir. Eğer bu yanıtların neler olduğunu merak ediyorsanız yandaki kutuya bir göz atın, oradaki on maddenin ilk cümlelerini dikkatle okuyun. Sonra yazıyı bir kenarda bırakıp on dakika sonra o maddelerden kaç tanesini hatırlayabileceğinizi test edin.
BİR SORU
NE OLUYOR?
“Belleğimiz yaşlandıkça neden zayıflar?” sorusunun bir değil, birden çok yanıtı var. Yaşlandıkça daha fazla beyin hücresi –nöron- kaybettiğimiz doğru değil. Beynimizdeki yüz milyar nöronun zaman içinde ancak çok azı ölür. Ama hemen tamamına yakınının küçüldüğü kesindir ve bu “küçülme” fonksiyon kaybını da beraberinde getirir, ilerleyen yaşla beraber zihinsel işlevlerin yavaşlaması bu küçülmeyle izah edilebilir. Sorun sadece nöronlarımızın küçülmesi, beynimizin ufalıp tıpkı cildimiz gibi kırışmasıyla bitse iyi! Yaşımız ilerledikçe beyin hücreleri arasındaki iletişim de bozulmaya başlar. Hücreler arasında iş gören bilgi aktarım sistemi eski gücünü ve duyarlılığını kaybeder. Diğer taraftan yine yaş ilerledikçe beynin –damar sertleşmesine bağlı olarak- kanlanması, yeterince oksijen ve besin maddesi bulması zorlaşır. Bunlara yaşlanmanın getirdiği bedensel ve ruhsal geri çekilmeler, ilişki kısıtlanmaları, çökkünlükleri de eklersek yaşa bağlı bellek zayıflamasını neden hoş görmemiz gerektiğini daha iyi anlayabiliriz.
GÜÇLÜ BİR BELLEK İÇİN
İLK ON TAVSİYE
- Görsel imajlardan yararlanın. Herhangi bir bilgiyi öğrenirken bilgiye görsel imajlar ekleyin.
- Yazın! En iyi hafızanın not defterleri olduğunu unutmayın. Ayrıca yazdıkça belleğinize o bilginin daha derin bir şekilde kazınacağından da kuşku duymayın.
- Tekrarlayın! Bilgiler tekrarlandıkça daha net kaydedilir. Tekrarlamalar yüksek sesle yapıldığında ise daha iyi netice alınır. Öğrendiğiniz yeni bir ismi, markayı, objeyi ardı ardına kurduğunuz cümlelerin içine yerleştirin.
- Uykusuz kalmayın. Uykusuzluk belleğin en önemli düşmanıdır.
- Nesneleri aynı yerlere koyun. Sık kullandığınız şeyleri örneğin gözlüğünüzü, cüzdanınızı, anahtarınızı, cep telefonunuzu aynı yerlerde bulundurun.
- Odaklanın! Hatırlamanın yolunun odaklanmadan geçtiğini unutmayın. Odaklamadığınız bilgi kayda geçmez.
- Stresten uzak durun. Stresliyken kayda geçmeyin! Rahatlamak/gevşemek belleğe kaydı kolaylaştırıyor, tersi yani stres durumu belleğin kapısını kilitliyor.
- Beslenmenize dikkat! Özellikle B12, folik asit, D vitamini ve omega-3 eksikliğinin, demir noksanlığının belleği güçsüz hale getirdiği aklınızda olsun.
- Hareket edin. Hareketsizlik belleğin en önemli düşmanlarından biri olarak gösteriliyor.
- İlaçlardan uzak durun. Pek çok ilaç özellikle beyni etkileyenler (antidepresanlar, trankilizanlar, uyku hapları) ve antihistaminikler (alerji ilaçları) ve kolesterol hapları (özellikle kadınlarda) belleği bozabiliyor.
ÖNEMLİ
BELLEK KONTROL TESTLERİ
Bellek sorununuz olduğunu düşünüyorsanız şu parametrelerin incelenmesini isteyin.
- Kan şekeri/İnsülin (açlık-tokluk)
- Kan yağları (Kolesterol, trigliserid)
- HsTSH (Tiroid)
- B12
- Folik asit
- D3 vitamini
- Demir
- HsCRP
- Homosistein
27.06.2015