KONSANTRASYONUNUZ BOZUK MU?
Son zamanlarda dikkatinizin çabuk dağıldığından, unutkanlıktan ve sık sık “neydi… neydi…” gibisinden bir hatırlama güçlüğü çektiğinizden yakınıyor musunuz? “Bunuyor muyum, yoksa Alzheimer mi oluyorum?” diye kaygılandığınız filan oluyor mu? Kısacası “belleğiniz eski gücünü gerçekten de yitiriyor olabilir mi, yoksa tüm bunların altında basit, sıradan konsantrasyon sorunları mı yatıyor?” Muhtemelen doğru cevap sonuncusu yani “dikkat dağınıklığı/konsantrasyon zorluğu” olmalı. Yaşadığımız bellek sorunlarının çoğu aslında “çakma” ve “sıradan” bellek oyunlarıdır ve önemli bir bölümünün ardında “dikkat dağınıklığı sorunu” vardır.
Temel sorunsalımız da bence şudur: Çağımızın bilişim ve iletişim olanakları yaşantımızı kolaylaştırıp işlerimizin sonuca ulaşmasını hızlandırırken dikkat toplama, konsantre olma, odaklanma becerilerimize engel olmayı da ihmal etmiyor. Sosyal medya ağlarına takıldığınızda bırakınız “takılıp kalmamayı” “paçayı kurtarmak” bile hayli bir zaman alıyor. İletilerinize bakmanız, bazılarına hemen cevap yazmanız, SMS yollamanız, Facebook hesabınızı kontrol etmeniz ya da “Acaba Instagram’da en son neler paylaşılmış” merakını gidermeniz size epey pahalıya patlayabiliyor. Kısacası işin bir sorumlusu da adına “sosyal medya” dediğimiz dikkat dağıtma canavarıdır.
Konsantrasyon düşmanları yalnızca iletişim ağları da değil elbette. Uykusuzluktan açlığa, kullandığınız ilaçlardan iş yükünüze kansızlıktan vitamin mineral eksikliğinize kadar pek çok başka nedeni de olabilir. İşte onlar ve mücadele önerilerimiz… Buyurun…
ÖNEMLİ
BU LİSTEYE DİKKAT
1. Önemli konsantrasyon bozukluklarından biri yorgunluktur. Uykusuzluk, kan şekeri düşüklüğü, demir, D veya B12 vitamini, omega-3 (DHA) eksikliği beyin-sinir sistemi işlevlerini olumsuz yönde etkiler Bir erişkin için 6-8 saatli verimli uyku güne enerji dolu başlayıp başarıyla tamamlayabilmesi için yeterlidir. Dengeli ve düzenli beslenmek kan şekerini, vitamin ve mineralleri yeterince almak beyin başta olmak üzere tüm vücudun ahenkle çalışması açısından çok önemlidir. Mutlaka kahvaltı edin, öğün atlamayın, karbonhidratların kompleks olanlarını (tam tahıl, bulgur gibi) seçin. Demirinize, B12’nize, D vitamininize ve DHA’nıza sahip çıkın.
2. Konsantrasyonun bir başka belalısı da strestir. Sorunlar ağır basıp işlerin kötüye gidiyor olmasının yarattığı gerginlik baş ve boyun ağrılarına, çarpıntı, titremelere ya da terlemeye neden olur. Yakınmalarınız konsantrasyonunuzu bozar. Birkaç dakika mola alıp nefes teknikleri ile rahatlamayı deneyebilirsiniz. Meditasyon, yoga, pilates zihinsel ve bedensel gerginliğinizi azaltabilir.
3. Susmayan telefon, yanıp sönmesi bitmeyen ekran, aramalar, iletiler, WhatsApp uyarıları dikkatinizi dağıtmak için birebirdir. Yakınlarınıza iş saatlerinde ancak acil aramaları yanıtladığınızı söyleyebilirsiniz. Sesli mesaj servisine yönlendirme yapabilirsiniz. Cep telefonunuzdaki uygulamaları ancak çok önemli gelişmelerde kullanmanız veriminiz açısından vazgeçilmezdir. Elektronik postanızı belirli saatlerde kontrol edebilir, bunu çevrenizdekilere de bildirebilirsiniz.
4. Aynı anda birden fazla işe yönelmek “konsantrenizi bozar”! İşlerinizi önem sırasına koyup teker teker halletmeye bakın. Bazı işleri bir arada yapmak da zaman kazandırabilir: Telefonla konuşurken dosyalarınızı tertiplemek, yazıcıdan çıktı almak gibi…
5. Sürekli aynı işler, sıkıcı tekrarlar, monotonlaşan toplantılar bir süre sonra dikkatinizin dağılmasına ve konsantrasyonunuzun bozulmasına neden olabilir. İşlerinizin tekdüzeleştiğini hissettiğinizde kafanızı dağıtacak bir şey bulun: Bir kahve için, çıkıp 10 dakika yürüyün… Tazelenip yeniden kendinizi işe verebilecek enerjiyi toplayın.
6. Depresyonun ilk belirtilerinden biri de konsantrasyon bozukluğudur. Bir türlü odaklanamadığını, belleğinin de zayıfladığını söyleyen mutsuz biri depresyonun önemli sorunlarından yakınmasa da söz gelimi ağlamasa, uykusuzluk ya da iştahsızlık çekmese de çoktan depresyona girmiş olabilir. Bu sorunları doktorunuzla paylaşmanızda fayda vardır.
7. Ne yazık ki depresyon, kaygı bozukluğu, panik bozukluk gibi ruhsal sorunlar için doktorların önerdiği depresyon ilaçlarının bir bölümü de konsantrasyon eksikliğine neden olabiliyor.
8. Hiperaktif olmak, dikkat eksikliği yaşamak çocuklara özgü değildir, erişkinlerin de başına gelebilir. Aldığınız sorumlulukları sürdürmede güçlük çekiyor, verilen işe odaklanamıyor, dikkat eksikliği dönemleri yaşıyorsanız zaman yitirmeden bir uzmana danışmanızda yarar var demektir.
BİR UYARI
10 ÖNEMLİ SUÇLU!
- Sosyal medya
- E-mail yığılması
- Cep telefonu
- Aynı anda çok sayıda iş yapma (ya da yapmaya çalışma)
- Sıkılma
- Kafanızdaki düşünceler
- Stres
- Yorgunluk
- Açlık
- Depresyon
CİLT
DOSTLARI
Avokado
Bezelye, karnabahar, brokoli, brüksel lahanası
Koyu yeşil yapraklı sebzeler (marul, maydanoz, tere, pırasa, yeşil soğan, pazı)
Ceviz, böğürtlen
Soğan
Zeytin, zeytinyağı
Tavukgöğsü
Balık (somon, kalkan, kılıç, dilbalığı, sardalye)
Karides, ıstakoz, midye gibi deniz ürünleri
Az yağlı yoğurt
Patlıcan, kabak, soya filizi
Domates, domates suyu, kurutulmuş domates
Greyfurt, tatlı kavun, erik, kivi
DÜŞMANLARI
Alkollü içecekler
Tuzlanmış her türlü kırmızı et
Salam, sosis, sucuk gibi mandıra ürünleri
Şekerleme, reçel, kek, çikolata, kurabiyeler ve hamur işi, mayonez -patlamış mısır (yağlı), mısır nişastası, mısır ekmeği
Patates
Puding
Tereyağı
Krem peynir
Un
Sert peynirler
Şerbet
YAZ YANLIŞLARI
AH O KIZARTMALAR!
Kızartmalar yaz sofralarımızın demirbaşları, mutfağımızın olmazsa olmaz geleneksel lezzetleri. Patlıcan veya biber kızartma olmadan (ve de yanına sarmısaklı soğuk cacık eklemeden) yaz kolay kolay geçmez. (Not: Bol sarımsaklı yoğurt veya cacık kızartmalardan gelebilecek sorunları azalttığı için de faydalıdır.) Patates kızartması ve bira olmadan da plaj sohbetleri kimseyi kesmez! Dozunda yapıldığı ve usulüne uyulduğunda kızartma bizim mutfak kültürümüzün bir parçası ama dikkat edilmediği zaman bu kültür sağlığı bozucu bir tehdit haline gelebiliyor. Yüksek ısıda pişirilen kızartmalar, kızartma yağlarında fazla miktarda trans yağ oluşumuna sebep oluyor. Hele dikkat edilmez de bilgisizlik ya da tasarruf amacıyla kızartmalık yağlar tekrar tekrar kullanılacak olursa içindeki trans yağ miktarı daha da artıyor. Özellikle pamuk, ayçiçeği, mısırözü yağları ile yapılan kızartmalarda trans yağ oranı daha da yükseliyor. Kızartma-trans yağ ilişkisi yalnız sebze kızartmaları için söz konusu değil. Patates kızartmasında da aynı tehdit söz konusu. Kızartılmış etlerde de aynı sorun var. Özellikle inek ve bufalo-sığır etleri (bilhassa ithal etlere dikkat edin) yağda kızartıldıklarında fazla miktarda trans yağ ortaya çıkıyor. Buna da çok dikkat etmek lazım. Benim önerim şu: Kızartmaları yaz sofralarınızdan eksik etmeyin ama hemen her gün yemenizin doğru olmadığını da unutmayın. Mümkünse daha seyrek yiyin. Özellikle kızartmada kullandığınız yağları tekrar tekrar kullanmayın. Etleri kızartarak değil haşlayarak ya da fırında pişirerek yemeyi tercih edin. Kızartmaların çok yüksek kalorili besinler olduklarını ve kilo kontrolünü zorlaştırdıklarını da unutmayın.
23.07.2015