ÇOCUKLARIMIZ NİYE ŞİŞMANLIYOR?

Çocuk ve gençlerin çoğu fazla kilolu. Önemli bir bölümü de obez. Sorun her yıl okullar açılırken gündeme geliyor, “balık hafızalı toplumsal yapımız” nedeniyle de unutulup gidiyor. Oysa konu çok önemli. Çocuk ve gençlerin kilo sorunu yarın için daha çok şeker, kalp-damar hastası, hipertansiyon hastası anlamına geliyor.

 

İşin komik tarafı kimse de suçu üzerine almıyor. Anne babalar “biz evde doğru besliyoruz, problem okullarda” derken okul yöneticileri de “okullarda sorun yok, anne babalar çocuklarına beslenmeyi öğretmiyor” diye topu taca atıyor. Gıda endüstrisi ise oralı bile değil, ürettiklerinin sağlıklı olduğu iddiasında. Kısacası Temel’in fıkrası gibi bir durum var: Hastalanınca doktor doktor gezen, sonra da yaşamını yitiren Temel bakın mezar taşına ne yazdırmış: “Hastayım dedim inanmadınız, bakın ne oldu?”

 

SUÇLU KİM?

 

Muhakkak ki burada da “gizli suçlular” var. Peki, asıl suçlu kim? O suçluyu hepimiz biliyoruz ama net ve açık olarak söyleyemiyoruz.

 

Konuyu uzatacak değilim, bugün çocuk ve genç obezitesindeki patlamanın gözden kaçan çok ama çok önemli bir nedenini –daha önce defalarca yazdığım bir sebebi- yani asıl suçluyu Harvard Tıp Okulu’ndan Prof. Dr. Frank Hu ve arkadaşlarının yaptığı büyük bir analizin rakamsal sonuçlarını gündeme getirerek ilgililere yeniden hatırlatmak istedim. Anneler babalar… Okul yöneticileri… Gıda üreticileri, özellikle içecekleri imal edenler… Lütfen bu yazıyı dikkatle okuyun. Sonra da şapkalarınızı önünüze koyup birbirinize yeniden “SUÇLU KİM?” diye sorun. Buyurun…

 

 

DİKKAT

HARVARD ARAŞTIRMASI NE DİYOR?

 

Dr. Hu ve arkadaşlarının ellerindeki rakamlara bakılırsa çocuk ve genç obezitesinin birinci sorumlusu içecekler. İçeceklerin içinde yüksek oranda bulunan früktoz ve/veya sakaroz, yani bakkal şekeri. Makalede, özellikle früktozun üzerinde duruluyor. “Tek başına doğal früktoz kaynaklarını (meyveler) değil de onun yerine şekerli içeceklerden gelen sükroz (glükoz+früktoz), mısır şurubu ve diğer früktoz içeren tatlandırıcılar tüketiyoruz. Bulgularımız, acil çözüm isteyen bir halk sağlığı sorunu olarak bu tür şekerli içeceklerin tüketiminin derhal azaltılması gerektiği görüşünü destekliyor” deniyor. Harvard Üniversitesi’nden Prof. Frank Hu ve arkadaşlarının elindeki analizin rakamsal sonuçları da çok ürkütücü (Bunun için lütfen yandaki kutuya bir göz atın ve sorunun ciddiyetini bir kez daha düşünün ve rakamları okuldaki öğretmen ve yöneticilerle de paylaşmayı ihmal etmeyin. İhmal etmeyin zira çok ucuz olduğu için, yiyecek ve içeceklerde tatlandırıcı olarak mısır nişastasından elde edilen mısır şurubunun kullanılma oranı katlanarak artıyor). Şekerli içeceklerin tüketimi özellikle çocukların beslenmesindeki en önemli kalori kaynağı. ABD’de halkın da yarısı günde en az bir kere, ¼’ü en az 200 kalori içeren bu içecekleri kullanıyor. Üstelik %5’i de 500 kaloriyi yani 4 kutu içeceğe denk düşen miktarı içiyor. Bu rakamların ve früktoz miktarlarının bizde daha da yüksek olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu nedenle “bu çocuklar niye şişmanlıyor?” ve/veya “kilomu neden kontrol edemiyorum?” sorularına yanıt arıyorsanız ne yediğiniz kadar ne içtiğiniz sorularına da yanıt aramanız lazım.

 

ÇOK ÖNEMLİ

RAKAMLARA DİKKAT

Geçmiş epidemiyolojik çalışma sonuçlarını ve meta-analizlerini yorumlayan bu son makaleye göre günde bir ya da iki adet şekerli içecek tüketildiğinde;

Tip 2 diyabet olasılığı %26

Kalp infarktı ve ciddi kalp hastalığı riski % 35

Beyin infarktı ve inme riski % 16 artıyor.

 

ANNELER-BABALAR, ÖĞRETMENLER DİKKAT!

ÇOCUKLARA YAZIK OLMUYOR MU?

 

Harvard’lı Prof. Frank Hu’ya göre “Birçok araştırmanın sonucu, günde bir veya iki kez şekerli içecek tüketenlerin daha büyük bir kilo problemi yaşadıklarını net olarak gösteriyor. İçeceklerin doygunluk hissi yaratmaması yiyeceklerinde bir kalori azaltmasına gitmeye gerek duymayan bu kişilerin kilo almalarına yol açıyor.” Şekerli içeceklerin kilo artışına yol açmalarında kan insülin seviyesini artırıp insülin direncine ve karın çevresinde yağlanmaya sebep olmalarının ve vücutta yangı sürecini başlatmalarının da büyük rolü var. Tokluk duygusunun eksikliği bu tabloya eklenince kilo almak kaçınılmaz oluyor. Biz “tatlı” veya “şeker” denince içeceklerle kazandıklarımızı pek ciddiye almıyoruz. Çaya-kahveye çok şeker ekliyor, çocuklarımızı da kendimizi de şekerli içeceklerle neredeyse zehirliyoruz. Dahası gazlı ve kolalı bu zararlı içeceklere şimdi bir de “sağlıklı” zannedilerek “ÇAY BAZLI” şekerli içecek sorunu da eklendi. Daha sağlıklı zannıyla evlere kolalı değil, çay bazlı şekerli içecekler alınıyor ve ne yazık ki bunlar da glikoz ve/veya früktoz kaynıyor. Şekerli içeceklere aman dikkat! Özellikle çocuklar ve gençler için bu konu çok ama çok mühim.

 

UNUTMA

FRUKTOZ NE YAPIYOR?

Asıl sorun früktozun vücudumuza nasıl etki ettiğidir? Gıdalarla vücudumuza giren şekerin bir türü olan glükoz sindirim kanalından emilir, kana karışır, insülin yardımı ile hücrelerimize girip biyokimyasal işlemlere yakıt olarak katılır. Früktoz ise karaciğerde işlem görüp yağa, trigliseride dönüşür. İnsülin direncine, karaciğer yağlanmasına, şeker hastalığına ve kalp-damar hastalıklarına yol açar. Fazla früktoz alımı, kanda ürik asidi yükseltip gut hastalığına da neden olabilir.

 

 

ÇÖZÜM

BİZ NE YAPMALIYIZ?

Çocuklara su, çay ve ayranı sağlıklı içecekler olarak sunup onları şekerli içeceklerden (ve şekerli soğuk çaydan) uzaklaşılma ilk adım olmalı. Yapay tatlandırıcılı içeceklerle tat sorunu giderilse de uzun vadede bu tür gıdaların sağlık zararlarını değerlendiren çalışmaların sonuçlarına da bakmak lazım. Şimdiye kadar yapılmış çalışmalara göre yapay tatlandırıcılı içecekler barsaklardaki reseptörlerde (almaç) şeker etkisi yaratmakta, sonuç olarak kilo artışı ve diyabete kadar gidebilen olumsuz etkileri olmaktadır. Prof. Hu’ya göre “Katı ya da sıvı şekerlerin etkileri, farklı şeker gruplarının özellikleri ile ilgili yeni araştırmalar yapılmalı” ama “toplum sağlığı açısından acilen şekerli içeceklerle ilgili alınmalı.” Dünya Sağlık Örgütü’nün 2015 yılı beslenme önermelerinde şeker katkısı günlük enerji girişinin %10’dan az olmak zorunda. “Şekerli içeceklerin ve gıdalara şeker katkılarının azaltılması obezite sorununun çözümü için yeterli olmasa da bir ilk adımdır ve ayrıca kilo yönetimi ve kardiyometabolik hastalıkların önlenmesinde ve izleminde ölçülebilir etkileri nedeniyle çok anlamlıdır” diyor Hu ve ekibi. Ayrıca Hu “gıda etiketlerinde şeker içeriğinin açık ve net olarak yer almasının ve günlük şeker girdisi oranının tam olarak verilmesinin tüketici eğitimine katkıda bulunacağı ve bu tür ürünlerin kullanımını da azaltacağı” görüşünü de aktarıyor. Okullarda hangi içecekler satılabilmeli? Eve hangi içecekler alınabilmeli? Çocuklara uygun içecekler hangileri? Çocuklar şekerli içecekler hakkında nasıl bilgilendirilmeli? Anneler, babalar, okul yöneticileri, kantin işletmecileri nasıl eğitilmeli? Bu sorulara yanıt bulunmadan şişmanlık sorununu da, diyabet meselesini de, damar sertliği tehlikesini de çözmeyi U-N-U-T-U-N!


10.10.2015