BU AĞRILAR NASIL GEÇECEK?
Hızla yaygınlaşan sağlık sorunlarımıza bir yenisi daha eklendi ve yirmi yıl öncesine kadar yaşlılık romatizması olarak bilinen “osteoartrit” otuzlu yaşlarda bile sık karşılaşılan bir sorun haline geldi. Peki neden? Buyurun…
Eklemlerimizin, özellikle de diz ve kalça eklemlerimizin canına okuyan yanlışlarımızın başında BESLENME hatalarımız var. Bu hataları “iki başlıkla” değerlendirmek mümkün. Birincisini daha önce de yazdım: Eklemlerimizin ihtiyacı olan gıdaları terk ettik. Tencerede kemiği ile pişirilmiş bol sulu et yemekleri ve sakatat grubunu unutalı yıllar oldu. Neticede kemik, kıkırdak, kas ve tendonlarımızın ihtiyacı olan temel ihtiyaç maddelerini (kolajen, glukozaminoglukanlar, kalsiyum, hiyalüronik asit ve daha pek çok şey) kazanamaz olduk. Tersine eklemlerinin canına okuduklarını bile bile un, şeker ağırlıklı besleniyoruz. İkincisi ise ağırlığımızla (!) ilgili: Kilo alıyor, şişmanlıyor, neticede; eklemlerin üzerine taşıyabileceklerinden daha çok yük bindiriyoruz.
Diğer bir yanlışı da AKTİVİTE konusunda yapıyoruz. Ya hiç hareket etmeyip eklemlerimizi paslandırıyor ya da “aktif hayat” tutkusuyla yanlış işler yapıp zarar veriyoruz. Aktivite deyince koşmayı anlamakta hala ısrarlıyız. Egzersiz öncesinde azıcık ısınmayı nedense hep unutuyoruz. Bazılarımız da eklemlerimize kapasitesini bilmeden aşırı yük bindiriyor (ağrı yoksa fayda yok gibi bir yanlış maalesef hala geçerli), onları yapamayacakları hareketlerle yaralıyoruz.
Netice ortada: Eklemlerimiz öncelikle de diz ve kalçalarımız tahrip oluyor. Tahribatın ilk sonucu da ağrılar. Herkes birbirine şu soruyu soruyor: Nasıl geçecek bu ağrılar? Merak ediyorsanız önerilerimi lütfen dikkatle okuyunuz.
KESİP SAKLAYIN
ARTRİT İÇİN 4 MÜHİM TAVSİYE
- FAZLA KİLOLAR VERİLİP BESLENME DÜZELTİLECEK
Vücudumuz bir bütündür ve her şey “imalat şartnamesinde”, yani “bedenin yapımı aşamasında” planlanmıştır. Azami 40-50 kilo ağırlık taşımak üzere tasarlanmış diz ve kalça eklemleriniz siz 70-80 kilolara ulaştığınızda o ağırlığı taşımakta zorlanacaktır. Eklemlerinize bindireceğiniz fazla kiloların size kıkırdak harabiyeti, sıvı kaybı, tendon zedelenmesi ve neticede “ağrı” olarak döneceğini unutmayın. Mümkün olduğu kadar doğal ve tam gıdaları tüketin. Özellikle kolajen ve glukozaminoglukan zengini, protein bakımından güçlü (yumurta, balık, et), kalsiyumu bol (yoğurt, peynir, sebzeler) yiyecekleri tercih edin. Kemikli et suyu ve sakatattan asla vazgeçmeyin.
- DOĞRU AKTİVİTELER SEÇİLECEK
Aktivite azlığı eklemlerin en büyük düşmanıdır. Yeterince hareket edemeyen eklemlerin paslanması ve hareket kabiliyetinin kısıtlanması kaçınılmazdır. Aktif hayat vazgeçilmez seçiminiz ve standardınız olmalı. Ortak yanlışlardan biri de “kimin hangi hareketi ne sıklıkta, ne zaman, hangi hazırlıkları yaparak, ne süre ile yapacağını” bilmemesidir. Eklemlerimizdeki güç, kuvvet, eklem çevresini destekleyen dokuların güçleri ve sağlamlığı aktivite seçimlerimizin belirleyicisi olmalıdır. Sorunlu bir eklem gereğinden fazla hareket ettirildiği veya aşırı zorlandığında daha da sorunlu hale gelecektir. Bu nedenle özellikle yaşınız kırkın üzerindeyse aktivite tarzınızı belirlerken lütfen iyice bilgilenin, gerekiyorsa bir uzmanla konuşun.
- TIBBİ YARDIM ALINACAK
Diz veya kalça ekleminde sorunu olanlar işi konu komşunun tavsiyeleri ile çözme yanlışından vazgeçmeliler ve tıbbi yardım istemeliler. Eklemlerde meydana gelen “sorunların, ilaçlar, doğal destekler ve/veya endoskopik girişimlerle düzeltilmesi” ya da eklem içine kayganlaştırıcı maddelerin belirli aralıklarla verilmesi (hiyalüronik asit enjeksiyonları) eklem ağrıları ve tutukluğuyla mücadelede önemli avantajlar sağlayabiliyor. PRP YÖNTEMİ olarak bilinen eklem içi uygulamalardan da iyi neticeler elde edilebiliyor. Çok ilerleyen sorunlarda ise cerrahi girişimler gerekiyor. Bunların hangilerinin ne zaman kullanılacağı kararı tabiî ki romatoloji ve ortopedi uzmanlarının işidir.
- DOĞAL DESTEKLERDEN İSTİFADE EDİLECEK
Diz ve kalça eklemindeki yıpranmayı yavaşlatıp ağrıları azaltmakta kullanılan çok sayıda doğal ürün var. Bunların ilk beşini yandaki kutularda bulacaksınız. Tavsiyem şu: doğal da olsalar bu ürünlerin de yan etkilerinin olabileceğini unutmayın. Hiçbirini konu komşu tavsiyesiyle kullanmaya kalkmayın. Hangi ürünün, ne zaman, hangi dozda ve ne süre ile kullanılması gerektiğini dikkatle araştırın, size en uygun ürünü öğrenmek için imkânınız varsa bir ortopedist, romatolog ya da dâhiliye uzmanından yardım alın.
AKLINIZDA OLSUN
OSTEOARTRİT İÇİN BAZI DOĞAL DESTEKLER
- FLAVOCOXİD: YENİ UMUT
Osteoartrit tedavisinde umut vaat eden doğal ürünlerden biri FLAVOCOXID’dir. Henüz bizde yok. Sadece Amerika’da satılıyor ve reçete ile alınabiliyor. Etkinliği hakkında güvenilir çalışmalar var. Bunlardan bazıları flavocoxidin naproksen kadar etkili olabileceğini göstermiş. Etki tarzı doğrudan “iltihabı baskılamaya” yani artrit ağrılarına neden olan “iltihabi/yangısal süreçleri” kontrol etmeye yönelik ki bu da çok önemli bir ayrıcalık ve avantaj.
- GLUKOZAMİN SÜLFAT: HALA GÖZDE
Avrupa’da neredeyse 30 yıldır bizde son 10 yıldır tercih edilen eklem desteklerinden biri. Glukozamin sülfat eklem ağrılarıyla mücadelede işe yarayabilen desteklerden. Ne yazık ki çoğu ürün ne kaliteli glukozamin içeriyor ne de ürünün içinde üzerinde yazan miktarda glukozamin var! Glukozamin sülfat içeren ürünlerden faydalanırken ürün ve üretici hakkında bilgilenmek gerekiyor. Glukozaminin sülfat tuzlarını tercih etmek ve kondroidin ile kombine edilenlere öncelik vermekte yarar var. MSM, Boron gibi ekleri bence boş verin. Glukozamin göbek yapar, şekeri yükseltir gibi tereddütlere de yüz vermeyin.
- YUMURTA KABUĞU: ETKİLİ!
Osteoartrite bağlı eklem ağrılarını azaltmada kullanılan desteklerin en yenisi tavuk yumurtası zarından elde edilen doğal ilaçlar. Bunları otuz gün süre ile günde bir defa 500 mg dozda kullanmak faydalı olabiliyor. Tavuk yumurtasının kırılması, altındaki zarın kabuğundan ayrılması ve sonrasında bazı işlemlerden geçirilmesi ile elde edilen tozdan yapılan bu tür ürünlerin içinde tip 1 kolajen, glukozaminler, kondroidin sülfat, hiyalüronik asit gibi eklemin ihtiyaç duyduğu temel yapıtaşları var.
- BOSVELYA VE ZERDEÇAL: DÜŞÜNÜLMELİ
Kurkumin özlerinin (eğer emilim ve biyoyararlanım sorunları halledilebilirse) iltihap baskılayıcı etkilere sahip oldukları biliniyor. Son yıllarda bu amaçla geliştirilmiş, “eklem ağrılarını azalttığı kanıtlanan” kurkumin ürünleri birbiri ardına piyasaya veriliyor. Bosvelya özlerinin de bu yönde faydaları var. günde 2-3 bardak zeytin yaprağı çayının da faydalı olabileceği belirtiliyor. Ayrıca bir Güney Afrika bitkisi olan şeytan pençesi ile ananastan elde edilen “bromelin” de yangı giderici ve ağrı azaltıcı faydalar sağlayabiliyor.
- KOLAJEN VE HİYALÜRONİK ASİT: İŞE YARIYOR
Ağız yolundan alınan kolajen ve hiyalüronik asit desteğinin de eklemlerin kendini tamir etmelerine yardımcı olabileceğini ileri sürenler var. Ben özellikle kolajen desteğinin doğru ürünler seçildiğinde işe yarayabileceği kanaatindeyim. Bu gruba omega-3 yağlarını, antosiyaninleri ve resveratrolü de ekleyebilirsiniz ama hiçbirinden ciddi bir ağrı kesici fayda beklemeyin.
DİKKAT
ROMATİZMA İÇİN CRP TESTİ ŞART!
Eklem ağrılarından yakınıyorsanız “CRP ve SEDİMANTASYON” testlerinizi mutlaka yaptırınız. İkisi de sürecin önemi ve ağırlığı hakkında bilgi veren ucuz ve değerli testlerdir. Test sonucunda CRP değeriniz 5’in üstüne çıkarsa sorun yukarıdaki önerilerin hiçbiriyle çözülemez, mutlaka bir doktora başvurmalısınız. CRP ile birlikte kanda sedimantasyon hızının da yükselmiş olması problemin ciddi bir romatizmal hastalıkla ilişkili olabileceğini ve fazla beklememeniz gerektiğine işaret eder. Ayrıca eklemlerinizde şişlik, kızarıklık, dokunulduğunda ısı artması ve ağrı gibi bulgular varsa bunlar da bu eklemdeki yangısal/iltihabi sorunun önemli olduğunun işaretleridir. Bu gibi durumlarda kendiniz çözüm aramayı bırakıp mutlaka bir doktora görünün.
06.11.2015