YANLIŞ TEŞHİSTEN NASIL KORUNURSUNUZ?
Modern tıptaki ilerlemeler baş döndürücü. Değişimler o kadar hızlı ki ayak uydurmak biz doktorlar için de çok zor. Değişimler yalnızca tedavi alanında da değil, teşhis teknolojilerinde de muazzam gelişmeler var. Kısacası tıp şimdi çok daha donanımlı bir noktada. Doktorlar bir hastalığı tanımlamak için eskisinden daha etkili analiz ve görüntüleme teknolojilerinden, daha detaylı, güvenli, daha duyarlı testlerden yardım alabiliyorlar. Ama ne var ki “yanlış teşhis!” hala gündemde. Hatta eskiye oranla daha az değil daha çok soruna yanlış teşhis konulduğu anlaşılıyor. Tarafsız araştırmalara bakılırsa teşhislerin neredeyse %40’ı yanlış! Yaşamın her alanında yanlışlar yapılabiliyor. Ne var ki sağlık söz konusu olduğunda yanlışlık önemli bir konu haline geliveriyor. Yanlış teşhisin bir değil, birçok boyutu var. Günah çıkarmak istemiyorum ama tek sorumlu biz doktorlar değiliz. Tabiî ki “son karar verici” olduğumuz, “davul bizim omzumuzda olduğu” için neticeden önce biz sorumluyuz. Sonuçta yanlış ilaçlar, yanlış ameliyatlar, yanlış tavsiyeler birbiri ardına geliyor ve siz gereksiz ameliyatlar olabiliyor, lüzumsuz ilaçlar yutabiliyorsunuz. Dahası yıllarca çok ciddi beslenme kısıtlamalarına da maruz kalıyorsunuz. Yanlış teşhislerden kaynaklanan uykusuz geceler, ağır stresler, ruhsal sorunlar ve ekonomik kayıplar da işin cabası. Kısacası yanlış teşhisin pek çok sonucu var. Her yanlış teşhis bedensel, ruhsal, sosyal bir travmanın başlangıcı olabiliyor. peki ne yapmalısınız? Buyurun…
TAVSİYE I
BİLGİLİ VE İLGİLİ OLUN
Bana göre yanlış teşhisten kaçınmanızın ilk adımı sağlığınız konusunda bilgilenmek ve ilgili biri olup soru sormaktan çekinmemek olmalı. Unutmayın ki doktorlar sizin anlatacağınız sağlık hikâyesinden, şikâyetlerinizden, yapacakları taramaların sonuçlarından yola çıkarak bir sonuç çıkaracak, bir karar verecekler. Yani burada “SİZ” ve sizin sürece katılım biçiminiz, isteğiniz, kararlılığınız çok ama çok önemli ayrıntılardır. Bu süreçlerin doğru işlediğinden, doğru hekimle doğru bir işbirliği içinde olduğunuzdan, yeterince incelendiğinizden, incelemelerin güvenli ellerde, dikkatli merkezlerde yapıldığından emin olmalısınız.
TAVSİYE II
İKİNCİ GÖRÜŞ ALIN
Eğer önünüze konulan teşhis önemli kararlar vermenizi gerektiriyorsa, örneğin ameliyat olmanızı ya da yan etkileri ciddi bazı ilaçları kullanmanızı, hayat tarzınızda önemli değişimler yapmanızı icap ettiriyorsa “ikinci görüş” almaktan yani teşhisi bir başka doktor veya tıp merkeziyle yeniden gözden geçirmekten çekinmemelisiniz. Bunu özellikle de yapmalısınız. Zaten böyle bir yaklaşıma size ilk teşhisi koyan doktorunuzda bırakın izin vermeyi, yardımcı bile olacaktır. Çünkü bu yaklaşım ona da yardım edecek, atlayabileceği yanlış noktaları, farkına varmamış olabileceği detayları, gözden kaçırabileceği verileri yeniden yorumlamasını sağlayacaktır. Unutmayın ki doktorlar da insandır ve onlar da herkes gibi hata yapabilirler. Ve yine unutmayın ki doktorlar karar verirken sizden ve laboratuarlardan gelecek verilere muhtaçtırlar. Şu nokta da çok ama çok önemli: Her insan varlık olarak tektir, biriciktir, ayrıdır, özeldir. Aynı hastalık farklı insanlarda farklı belirtiler, işaretler ve şikâyetlere neden olabilir. Ve esas olarak tam da bu nedenle hekimlik hatalara diğer mesleklerden daha açık gibidir.
BESLENME
KABIZLAR NE YEMELİ, NE İÇMELİ?
Siyah erik: Kabızlık söz konusu olduğunda gerçek bir mucizedir. Siyah eriğin ister tazesini isterseniz kurusunu yiyin. Her ikisi de harikadır. Size etkili bir tarif de vermek istiyorum. Bol miktarda eriği haşlayın, komposto kıvamına geldiğinde soğumaya bırakın. Eriklerin çekirdeklerini çıkartıp blenderdan geçirin, akşamları birer su bardağı için. Hem çok ciddi bir antioksidan kaynağıdır, hem de doğal kabızlık ilaçları içinde en etkilisidir.
İncir: Zengin lif içeriği sayesinde kurusu da tazesi de son derece etkilidir. Kabızlık probleminden şikâyetçiyseniz size iki haftalık bir kür önermek istiyorum: Üç-dört tane inciri akşamdan sıcak suya koyun, sabah kalktığınızda incirleri yiyin, hatta suyunu da için. Yalnız dört tane incirden toplam 200 kalori alacağınızı unutmayın.
Kayısı: Kayısının tazesi de, kurusu da tembel bağırsakları harekete geçirmek konusunda son derece başarılıdır.
Keten tohumu: Bir-iki çay kaşığıyla başlayın. Alıştıra alıştıra miktarı artırın ama iki yemek kaşığını geçmeyin. Yoğurdunuza, çorbanıza, salatalarınıza ekleyin. Mükemmel bir kabızlık ilacıdır. Bol suyla içmeye özen gösterin. Keten tohumu suyla temas ettiğinde şişerek bağırsak hareketini hızlandırır. Keten tohumu çok etkili, çok hakiki, çok güvenli bir kabızlık önleme ve tedavi aracıdır. Tavsiyem, karanlıkta saklamanız ve evinizde taze taze öğütmenizdir. Güneşi görünce, havayla temas edince çabucak bozuluverir.
Ravent: Bu bitkinin gövdesinde bağırsağı çok hızlı boşaltabilen bir madde bulunur. Haşladıktan sonra yapraklarını çıkartıp püre haline getirin.
Sebzeler: Pırasa, bamya, lahana havuç ya da karnabahar posa zengini, bağırsak dostu sebzelerdir. Kabızlığa karşı yeşil yapraklı salataların hepsi çok etkilidir. Çiğ ıspanak salatası da bağırsakları aktive eden mükemmel bir seçenektir. Genelde domates kabızlıkta pek işe yaramaz. Hatta eğer, hemoroit problemi söz konusu ise domates ve patlıcan yemekten kaçının. Her ikisi de makat bölgesinde tahrişe neden olabilir.
Kepek: Dünyanın en ucuz şeyi kepektir. Unculardan kaba kepek isteyebilirsiniz, buğday ya da arpa kepeği olabilir. Önce dörtte bir çay bardağı ile başlayın. İlk etapta yarım çay bardağına, sonra da tam çay bardağına kadar çıkarabilirsiniz. Çorbalara, yoğurda, yemeklere ekleyebilirsiniz.
Yaban arpası: Sıcak suyun içine ekleyin ve iyice kaynatın. Bol miktarda hazırlayarak derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Sonra da buzluktan çıkarıp ister salataya, ister çorbaya ya da yoğurda ekleyin. Bağırsakları çalıştırmak konusunda üstüne yoktur.
Kefir: İçindeki probiyotik bakteriler nedeniyle kabızlık ilacı gibi çalışır. Dışarıdan satın almak yerine kefir mayası bulun ve mikroorganizmayı üretin. Yani kendi kefirinizi kendiniz yapın...
Fasulye, nohut, mercimek: Bunların hepsinde bol miktarda posa vardır. En az haftada bir-iki gün bakliyat tüketmeye çalışın.
AKLINIZDA OLSUN
KRAMP DEYİP GEÇMEYİN!
Kramp probleminizin arkasında ciddi bir sağlık sorunu olabilir...
- Şeker hastalığı: Unutmayın, kramplarınız önemli bir sağlık problemini işaret ediyor olabilir. Mesela, şeker hastalarında gözden kaçmış bir şeker hikâyesinin ilk işareti gece krampları olabilir. Diyelim ki, uyurken bir anda ayağınıza giren krampla uyandınız ve bu sevimsiz kramplar giderek sıklaşıyor. Özelikle, bu gece kramplarına ayaklarda üşüme, yanma ya da karıncalanma gibi şikâyetler eşlik ediyorsa, hele bir de göbek çevreniz biraz genişse, tüm bunların üstüne bir de diyabete genetik olarak bir eğiliminiz varsa, aklınıza ilk olarak şeker hastalığı gelmeli.
- Tiroit problemleri: Aklınızda olsun, tiroit bezinin tembelliği de, aşırı çalışması da kaslarda kramplara ve problemlere yol açabilir. Basit bir kan testi ile tiroit bezi fonksiyonlarınızın yolunda olup olmadığını görmek mümkün.
- Böbrek yetmezliği: Eğer giderek artan bir kramp probleminiz varsa, böbrek yetmezliği açısından değerlendirilmenizde fayda var. Böbrek yetmezliği kas metabolizması için hayati bir madde olan kalsiyum dengesinin değişmesine ve dolayısıyla kramplara neden olabiliyor.
- Nörolojik hastalıklar: Problemin kaynağında bir nörolojik hastalık olan MS, Parkinson ya da omurganın herhangi bir nedenle zedelenmesi ve kasın kendisinde ya da kasa giden sinirlerde oluşan hasar olabilir.
- Mineral dengesinin bozulması: Kas kramplarına yol açan daha pek çok hastalık vardır. Bilhassa kandaki kalsiyum, potasyum, magnezyum ve sodyum dengesini etkileyen hastalıkların hemen hepsi kas kramplarına neden olur. Mesela tiroit bezinin hemen komşusu olan ve kalsiyumu dengeleyen bezlerin hastalıkları, vücuttaki kalsiyum seviyesinin düşmesine neden olabiliyor. Böbreküstü bezinin hastalıklarında vücuttaki tuz dengesi de değişir ve fazla tuz kaybı, kas kramplarına neden olabilir. Çok sık tekrarlayan ishaller, çok fazla sıvı kaybı da kramplara yol açabilir.
BAŞINIZ AĞRIYORSA
BUNLARA DİKKAT EDİN
• Göz problemleri, görme bozuklukları baş ağrısına neden olabilir. Ciddi bir problem olan göz tansiyonunun ilk ve çoğu zaman tek belirtisi baş ağrısıdır.
• Baş ağrınızın arkasında yatan nedenin ortakulak iltihabı olma ihtimali de var. Aklınızda olsun, birçok kulak problemi baş ağrısı yapar.
• Sinüzit probleminin başlıca belirtilerinden birinin baş ağrısı olduğunu hatırlatmak istiyorum.
• Stres baş ağrısı yapıyor. Siz fark etmeseniz de stresli olduğunuzda boyun kaslarınız kasılıyor ve bu kasılma size baş ağrısı olarak geri dönüyor.
• Kan şekerinizin düşmesi de başınızı ağrıtabilir. Bu yüzden, başınız özellikle aç olduğunuzda ağrıyorsa aklınıza önce hipoglisemi gelmeli.
• Başınızın üst kısmında, özellikle de ensede çember şeklinde bir basınç hissediyorsanız, yüksek tansiyon probleminiz olabilir. Zaten bir tansiyon hastası iseniz, büyük ihtimalle aldığınız ilacın dozu artık yetersiz geliyor.
10.11.2015