ALİ POYRAZOĞLU NEDEN GÖBEKLİ?

Lütfen bu yazıyı okumaya başlamadan önce elinize bir mezura alıp bel çevrenizi dikkatle ölçün. Bulduğunuz rakam erkekseniz 100 cm, kadınsanız 80 cm.den yüksekse Ali Beyin anlattıkları ve benim değerlendirmelerimi daha bir dikkatle okuyun. Nedeni şu: Bel çevrenizdeki büyüme sizde de bir insülin direnci olabileceğini işaretidir. Sosyal hayatta “göbeklenme” diye tanımladığımız bu gelişme sadece estetik değil, aynı zamanda mekanik ve metabolik bir problemdir. Yarattığı “ağır yük” nedeniyle diz-kalça eklemlerinizin canına okuyabilir. Belinizin biyomekaniğini etkileyerek ağrılara da yol açabilir. Ama çok daha önemlisi oluşturduğu “metabolik sorunlar”dır. Bu sorunlar sizi şeker hastası, hipertansiyonlu, kalp damar hastası biri yapabilir. Karaciğerinizde yağlanmaya, vücudunuzdaki iltihabi süreçleri hızlandırmaya da sebep olabilir. Bitmedi! Bel çevreniz genişledikçe felç ve kalp krizi geçirme riskiniz artar. Bel çevreniz büyüdükçe beyniniz küçülüp belleğiniz zayıflar. İnsülin direnci ve bel çevresi genişliği olanlarda bazı kanserlere (böbrek, karaciğer, meme, prostat) de beklenenden daha sık rastlanır. Bence canınızı daha da fazla sıkmadan önce sevgili Ali beyin anlattıklarını okuyalım, sonra da bizim yorumlarımız ve insülin direncine ilişkin uyarılarımıza bir göz atalım. Buyurun…

 

 

NE ANLATTI?

 

Sağlık durumum iyi. İyi ama bitmeyen bir kilo sorunum var. Fazla kilolar yıllardır süren bir problem benim için.  Beslenmede hatalar yaptığımı biliyorum. Mesela sosyal ortamlarda yiyip içmemi kontrol edemiyorum. Atıştırma konusunu da abarttığım kanaatindeyim. Kötü beslendiğimi söyleyemem. Sadece miktarı abartıyorum. Balık en sevdiğim yiyecek. Utanmasam üç öğün balık tüketeceğim! Sebze ve salatanın her türlüsünü severim. Meyvelere asla hayır demem. Süt ürünlerinden uzak durmam. Tuz, şeker kullanmıyorum diyebilirim. İkisinde de kontrolüyüm. Çayı severim. Stres durumuma gelince… Stresli olmamam mümkün mü? Stres sanatçı olmanın ruhunda var. Stressiz birinin yeterince üretemeyeceğini düşünüyorum. Bunca strese rağmen iyi uyurum. Hareketli miyim? Evet! Egzersiz yapar mıyım? Yine evet! Özellikle yürümeyi çok seviyorum. Şehir içinde günlük koşturmamın içinde bile işlerimin çoğunu yürüyerek yapmaya çalışıyorum. Bisiklete binmek ve yüzmek sevdiğim aktiviteler. Her gün 2 saat yüzüyorum. Sadece sahnede değil, hayatımın içinde dans hep var. Sigara, alkol kullanmam. Düzenli kullandığım bir ilaç yok. İlaca ihtiyacım olduğunda ilaç değil, homeopatik destekleri tercih ederim. Kısacası şu kilo sorunum dışında “sağlamım, iyiyim, güçlü, kuvvetli ve formdayım!” diyebilirim.

 

 

BUZDOLABINDA NELER VAR?

 

Ali Bey’in buzdolabında her şey var. Süt, peynir, yoğurt, reçel ve hatta alkollü içecekler? Sanırım şampanyayla, şaraba biraz daha sıcak baksa gerek. Alkol kullanıyorum diyor, muhtemelen dostlarına ikram ediyor. Bana göre bu buzdolabı çeşitlilik ve değer açısından sınıfı geçer ama içerdeki alkol varlığı ve şekerli içecek (meşrubat) görüntüleri biraz can sıkıcı ve not kırıcı. Ali Beyin özellikle kapak bölümündeki görüntüyü iyileştirmesi lazım.

 

 

ALİ POYRAZOĞLU’NUN BİYOLOJİK YAŞI

 

Ali Beyin biyolojik yaşı 59. Bu gerçekten şaşırtıcı ve sevindirici bir sonuç. Umarım testi doğru doldurmuştur ve inşallah hep böyle “kronolojik yaşından en az 10 yaş genç kalır!”

 

 

OSMAN HOCANIN YORUMLARI

 

Ali Poyrazoğlu benim için çok özel biri. Birçok oyununu keyifle izledim. Bana göre tiyatronun yaşayan ustaları denince hemen akla gelen birkaç isimden biri de odur. Onun sanat tutkusunun yalnızca tiyatro ile sınırlı olduğunu söylemek de haksızlık olur. Ali Bey aynı zamanda sinema filmlerinde de oynamış biri. Zamanla Yeşilçam’dan tamamen uzaklaşmış. Kameralarla ilişkisini televizyonla sınırlamış. Devlet sanatçısı olduğunu da hatırlatalım. Ali beyin heyecanlı ve üretken bir yapısı var. Böyle olduğu için de stresli. Sağlığına gelince… Sağlığına gösterdiği dikkati konu kilo olunca “pas geçtiği” anlaşılıyor. Oldukça büyük göbeği, hayli geniş bel çevresi onda insülin direnci olduğunun kanıtları. Sanırım sık sık inip çıkan kan şekeri ve yaşadığı insülin patlamaları nedeniyle yeme içmesini kontrol edemiyor. Kilo problemi onun için en önemli sağlık tehdidi. Ne yapıp etmeli insülin direnci sorununu süratle çözmeli. Bu konuda onunla bir ön anlaşma da yaptık. En kısa zamanda bize gelecek, insülin direnci sorunu nasıl çözülür, nasıl yönetilir öğrenecek. Dikkat ederseniz “kilo verecek veya zayıflayacak” demedim, zira insülin direncini çözmeden, onu nasıl yöneteceğini öğrenmeden Ali Bey dahil hiç kimsenin fazla kilolarını vermesi ve verdiği kiloları yeniden geri almaması mümkün değil. Peki, Ali Bey kilo sorununa rağmen neden bu kadar formda? Aktivitesi yüksek biri olduğundan! Her gün düzenli iki saat yürüdüğünden! Belki “fat and fit” yani “yağlı ama formda” biri değil ama hiç olmazsa düzenli egzersiz alışkanlığı var. Bu alışkanlık onda fazla kiloların yaratabileceği sorunları bir ölçüde frenleyebiliyor. (İnsülin direncinin çözümüne ilişkin bazı bilgileri yandaki kutularda da bulacaksınız.) Gelelim Ali beyle ilgili diğer yorumlarıma… Ali Beyin güzel bir genetik mirası var. Beslenmesi de aslında içerik olarak iyi. Sanırım miktarda biraz hata yapıyor, volümleri abartıyor, atıştırma süreçlerini iyi yönetemiyor. Balık tutkusu alkışlanacak bir noktada. Buzdolabındaki alkollü içeceklere bakılırsa alkol de tüketiyor diyeceğim ama alkol kullanmadığını belirtmiş. Sanıyorum misafirlerine ikram ediyor! Beslenme notu kilo sorununu çözemediği için 7’den fazla olmamalı. Aktivitesine gelince: Burada oldukça başarılı, her gün iki saat yüzmek, fırsat buldukça bisiklete binmek, zaten her gün yürüyen biri için yapılabilecek en güzel egzersizler. Aktivite notu en az 8 olmalı. Stres yönetimine gelince… Çaktırmasa da biraz gergin. Anladığım kadarıyla “çabucak patlayabilen” bir yapısı da var. Stres notunu 7’de tutmak doğru olur diye düşünüyorum. Uykusu konusunda tavizsiz olması sevindirici. Uyku kalitesi ve süresi yeterli. Buradan en az 9 almak hakkıdır.

 

 

ALİ POYRAZOĞLU’NUN NOTLARI

 

Beslenme: 7

Aktivite: 8

Stres yönetimi: 7

Uyku 9:

Not ortalaması: 8 (Biraz zor da olsa sınıfı iyi derece ile geçtiniz Ali Bey. Keşke şu kilo sorununuz da olmasaydı.)

 

 

4 SORUDA İNSÜLİN DİRENCİ

 

İnsülin direnci yaygın bir sağlık sorunu. Ortalama her dört yetişkinden biri bu problemi yaşıyor ya da aday. Bu nedenle onu biraz daha yakından tanımamızda fayda var. Fayda var çünkü yaşadığımız kilo patlaması ve diyabet salgını, hipertansiyon, kalp damar hastalıklarının çoğunun arkasındaki “gizli şef” maalesef o.  İşte o 4 soru…

 

SORU 1: BELİRTİLERİ NELER?

 

İnsülin direncinin başlıca işaretleri şunlar: Tatlı krizleri, unlu nişastalı besinlere düşkünlük, sık ve çabuk acıkma, gece yemeleri, hızlı yemek, yemeklerden sonra terleme, uyuklama, halsizlik, yorgunluk, çarpıntı halleri, acıkınca sinirli, öfkeli olma durumları, açlıkta ve yemek sonrasında konsantrasyon bozulmaları, unutkanlık halleri, sabah yorgunluğu, baş ağrıları, ödem ve şişme.

 

SORU 2: NASIL TEŞHİS EDİLİYOR?

 

Teşhis için sabah aç karna kan analizi yaptırmanız yeterli. Analizlerde açlık insülininin 5’ten, hele hele 10’dan fazla olması dikkati çekmeli. Açlık şekerinin 100’ün üzerinde bulunması da mühim bir işaret. Mümkünse tokluk şeker ve insülinine bakmakta da fayda var. Tokluk insülininin 40’tan, tokluk şekerinin 150’den fazla olması uyarıcı olmalı.

 

SORU 3: NASIL YÖNETİLMELİ?

 

Öncelikle beslenme yanlışları düzeltilmeli, bunu mutlaka ama mutlaka düzenli egzersiz çalışmaları izlemeli. Temel prensip meyve şekeri dahil her türlü şekerden uzaklaşmak, unlu nişastalı yiyecekleri sofralardan uzak tutmak, rafine karbonhidratları mümkünse hiç kullanmamak, ekmekten, beyaz pirinçten, kuskustan, fırın-pastane ürünlerinden uzak kalmak olmalı. Tatlılara, şekerlemelere, bala, reçele, pekmeze, tatlı meyvelere, taze sıkılmış olsalar bile meyve sularına, her türlü gazlı, gazsız meşrubatlara da yüz vermemek lazım. Prensip olarak %30 protein, %30 yağ, %40 karbonhidrat içeren (bunlar ortalama değerlerdir) bir beslenme planı esastır. Şu nokta hiç unutulmamalı: İnsülin direnci sadece diyet yaparak çözülebilecek bir sorun değildir, diyetin içeriği en az kalori değeri kadar önemlidir. Ayrıca egzersiz yapmadan insülin direncini yönetmek de mümkün olmaz. İlaç kullanımına gelince: Metformin en etkili ilaç gibi görünüyor. Kime, ne zaman, ne dozda, ne süre ile kullanılacağını ise doktorlara bırakmak gerekiyor.

 

SORU 4: EGZERSİZ ŞART MI?

 

Şart! İnsülin direncinin nedeni sadece yanlış beslenme değildir. Aktivite azlığı en az beslenme yanlışları kadar önemli bir hatadır. Kandaki insülin seviyelerini kontrol altında tutmak, bedeni insülin patlamalarına yol açabilecek şeker yükselmelerinden korumak için aktif bir yaşam sürmek gerekir. İnsülin direncinin öncelikle kalça, bacak ve baldır kaslarından başladığını bildiğimiz için direnci çözmek için bu kasları kullanmak gerekir diyoruz. Bunun anlamı en etkili egzersizin yürümek olduğudur ve insülin direnci olan birinin günde en az 5000 adım atması vazgeçilmez kuraldır.  Doğru olanı günlük adım sayısını 7500 civarında tutmak, mümkünse 10 bini hedeflemektir. Yürüyüş dışındaki aerobik sportif aktiviteleri de (tenis, yüzme, bisiklet, golf) tavsiye ediyoruz.


22.11.2015