KONSANTRASYONUM AZALDI NE YAPAYIM?

Adına ister “kafa dağınıklığı”, ister “odaklanma güçlüğü” veya “dalgınlık” deyiniz, “konsantrasyon bozukluğu” sorunu yaygın ve önemli bir problem haline geldi. Bunda hızlanan yaşam tarzımız kadar çok işlemci bilgisayarları bile kıskandırır hale gelen beyinsel yükümüz ve psikolojik sorunlarımızın da –özellikle de depresif ruh halimizin- etkisi var. siz yine de “dalgın, bitkin ve dağınık durumdaysanız veya kafanızı toplamada zorlanıyorsanız” aklınıza öncelikle kanınızdaki şeker miktarının azalmış olabileceği (hipoglisemi) ihtimali gelsin. Şeker sizin tetikte duruşunuzu destekler, konsantrasyonunuzu güçlendirir. Ama bir şartla: Eğer kan şekeriniz düşmüşse ve beyniniz ihtiyacı olan şekeri –enerjiyi- kanınızdan çekemiyorsa. Eğer dikkat etmez de lüzumsuz yere ve fazlaca şeker tüketirseniz tam tersi bir durumla da karşılaşabilirsiniz. Fazla şeker hafızanızı yavaşlatır, konsantrasyonunuzu bozar.

 

Konsantrasyon sorunu yaşıyorsanız B vitamini, D vitamini ve demir eksikliği yönünden de bir denetim yaptırınız. Magnezyum seviyelerinizi kontrol ettiriniz. Stres sorunu, uyku problemi var mı inceleyiniz. Konsantrasyon problemini azaltıp sizi tetikte tutabilecek desteklere gelince… Şunları hemen bir kenara not edebilirsiniz.

 

  • Kafein (1 fincan kahve)
  • Ceviz (1 aylık bir kür. Günde 3-5 adet yeterli)
  • Çikolata (20-30 gramlık bitter çikolata sabah kahvaltıyı takiben 1 bardak yeşil çayla birlikte olursa etkisi artacaktır)
  • Balık (Yağlı balıkları tercih edin)
  • Avokado (Salatası muhteşemdir)
  • Yaban mersini, karadut, çilek, kiraz
  • Sıkı bir kahvaltı (şeker, reçel, bal az olmalı)

 

Konsantrasyonu güçlendiren desteklere gelince…

 

  • Ginseng desteği
  • Ginkgo özleri
  • B vitaminleri, özellikle B 6 ve B 12.
  • Zerdeçal
  • Rheodiola özleri

 

Eğer daha güçlü bir konsantrasyona kalıcı olarak sahip olmak istiyorsanız şunları da lütfen unutmayınız…

 

  • Gece uykusunu iyi alın.
  • Öğün atlamayın.
  • Su içmeyi ihmal etmeyin.
  • Egzersizi unutmayın.
  • Sakinleşmek için fırsatlar yaratın.

 

 

BİR BİLGİ

 

OBEZİTE MİGREN İHTİMALİNİ ARTTIRIYOR

 

Obezitenin pek çok sorunu tetiklediği zaten biliniyordu ki şimdi bunlara bir yenisi daha eklendi: Baş ağrısı. Obezitenin özellikle migrenle ilişkili baş ağrılarını tetikleyebileceğini gösteren araştırmaların sayısı artıyor. Araştırma sonuçlarına bakılırsa beden kitle indeksi arttıkça –yani obezite belirginleştikçe- migrene yakalanma olasılığı da artıyor. İlişkinin nedeni net ve açık değil ama eldeki bulgular oldukça tatminkâr. Ayrıca migrenin de kilo alımına yol açabileceğini düşündüren tartışmalar var ve bunda özellikle migren tedavisinde kullanılan amitriptilin veya valproic acid gibi ilaçların katkısının olabileceği ileri sürülüyor.

 

 

AMAN DİKKAT

 

OSTEOPOROZ PROBLEMİ BÜYÜYOR

 

Kemiğe güç veren kalsiyumdan zengin yapının zayıflaması sonucu ortaya çıkan kırılgan kemik hastalığı “osteoporoz” problemi özellikle yaşlanan kadınların başını giderek daha çok ağrıtacak gibi görünüyor. Bunun başlıca nedeni ortalama yaşam süresinin uzaması nedeniyle menopozda geçirilen sürenin de fazlalaşması! Osteoporoz hemen her yaşta ortaya çıkabilse de en çok yaşlanma döneminde görülen bir problem. Kadınlarda özellikle menopoz sonrası dönemde ciddi bir sorun haline gelebiliyor. Sırt ağrıları, boy kısalması, sırt ve boyun bölgesinin kamburlaşması, kollara vuran ağrılar, sızılar, daha da önemlisi küçük, önemsiz travmalarda bile kolayca kırılabilen kemikler hastalığın yarattığı en önemli sorunlar. Sürecin şiddetlenmesinde aşırı kafein tüketimi, sigara içmek, uzun süreli kortizon kullanımı, alkol tüketiminde aşırılık, yeteri kadar kalsiyumlu besin yiyip içmemek gibi faktörlerin rol oynadığı biliniyor. Kalsiyumdan zengin beslenenlerde –özellikle yoğurt, peynir, lahana grubu sebzeler, badem ve benzeri kuruyemişler- hareketli, aktif bir hayat sürenler ve menopoz döneminde kalsiyum açığını kapatmayı başarabilenler bu konuda biraz daha şanslılar.

 

 

NOT ALIN

 

STRES AZALTAN 10 ÖNERİ

 

  1. Sıcak bir duş
  2. Terleyene kadar spor
  3. Açık havada yürüyüş
  4. Arkadaşlarla telefonda sohbet
  5. Derin nefes alıp vermeler
  6. Bir şeyler atıştırmalar (Kaloriye dikkat!)
  7. Müzik dinlemek
  8. Sakız çiğnemek
  9. Sosyal medyada eğlenceli videolar izlemek
  10. Bir şeyler yazmak ya da okumak

 

 

HANGİSİ DAHA DEĞERLİ?

 

İNEK SÜTÜ MÜ, KEÇİ SÜTÜ MÜ?

 

Keçi sütü son yılların gözde besinlerinden biri. Çok konuşuluyor, hatta hakkında inanılması zor şehir efsaneleri bile üretiliyor. Daha az laktoz içermesi ve anne sütüne çok benzeyen kimyasal yapısı nedeniyle de özellikle çocuk ve bebekler için öneriliyor. Keçi sütünün inek sütüne kıyasla daha fazla kalsiyum, potasyum, A vitamini içerdiği ve daha az alerjiye sebep olduğu da belirtiliyor. Kalori değerleri üç aşağı beş yukarı aynı ama keçi sütünün küçük bir fazlalığı söz konusu olabiliyor, çünkü içindeki doymuş yağ oranı biraz daha fazla.

 

 

 


08.05.2014