TEREYAĞI MI, ZEYTİNYAĞI MI?

Bu çok önemli ve sık gündeme gelen bir soru. İsterseniz “zeytinyağı mı, tereyağı mı?”dan önce biraz detaya girelim:

 

Katı yağlarda (tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı) doymuş yağların miktarı daha fazla. Sıvı yağlarda ise (zeytinyağı, ayçiçeği yağı) doymamış yağlar daha çok. Bir diğer nokta da şu: Doymamış yağların da farklı yapı ve özellikleri var. Örneğin zeytinyağındaki doymamış yağlar ayçiçeği ve diğer bitkisel yağlardakilere göre çok daha faydalı yağlar. Keza balıkyağındaki doymamış yağlar da öyle. Omega-3 yağları sağlığımız için adeta ilaç niyetine kazanmamız gereken besinler. Gelelim başlıktaki sorunun yanıtına… Tereyağı da, zeytinyağı da güvenebileceğiniz yağlar. İkisi arasında bir tercih yapmak, birini tamamen bırakıp diğerine sarılmak yanlış olur. Ağırlık zeytinyağına verilmeli ama tereyağından da vazgeçilmemeli. Günlük kalori ihtiyacının %30’u yağlardan kazanılacağına göre %20’lik kontenjanı zeytinyağına, %10’luk kontenjanı tereyağına ayırmalı. Özetle ikisi de sağlıklı ve güvenilir yağlar, tereyağı -miktarı abartılmaması koşuluyla– zeytinyağından daha kötü bir yağ filan da değil. Özellikle köy tereyağını güvenle tüketebilirsiniz. Mühim olan oran ve tüketimin miktarı. Oranı zeytinyağı 2/3, tereyağı 1/3 şeklinde tutun. Miktarı hesaplarken de hesabınızı bir kaşık yağda 120-130 kalori olduğunu unutmadan yapın. Bazılarınızın “hocam ikisi de pahalı değil mi?” dediğini duyar gibiyim. Haklısınız. O zaman devreye üçüncü alternatif diğer bitkisel sıvı yağlar girmeli. Örneğin ayçiçeği yağı gibi. Çok önemli bir ayrıntı da bitkisel sıvı yağların özellikle kızartmalarda tekrar tekrar kullanılmamalarıdır. Tekrar tekrar kızartmak, yağda kanserojen maddelerin ve zararlı trans yağların miktarını arttırıyor.

 

 

BİR SORU

 

YAĞI AZALTMAK ŞART MI?

 

Bedenimize yeteri kadar sağlıklı yağ kazandıramazsak hastalanırız. Sağlıklı beslenen herkesin (çocuk, ergen, yetişkin, yaşlı fark etmiyor) günlük enerji ihtiyaçlarının yaklaşık üçte bir kadarını (%30 iyi bir orandır) yağlarla kazanması lazım. Bilinmesi gereken iki mühim ayrıntı var. Bir; Yağların kalorisi karbonhidrat ve proteinlerden daha yüksek. Bir gram yağda (zeytinyağı, tereyağı, ayçiçeği yağı olması fark etmiyor) 9, bir gram protein (et, balık, yoğurt, yumurta fark etmiyor) ve karbonhidratta ise (ekmek, şeker, patates, pirinç, makarna fark etmiyor) 4 kalori var. Aklınıza şöyle bir cinlik gelebilir: “Mademki yağların kalorisi öbürlerinin iki katı ben tam değil de yarım yağlı ya da yağsız yiyeyim, daha az enerji kazanıp kilomu daha kolay kontrol edeyim!” Bu cinlik (uyanıklık) sizden önce de uzmanlar tarafından düşünüldü. Kilo sorunu olanlara “yarım yağlı ya da yağsız” besinler tavsiye edildi. Onlar da sütün, yoğurdun, peynirin, ayranın yağsız veya yarım yağlı (light) olanlarını kullandılar. Ne var ki zamanla bu işin faydasız olduğu anlaşıldı. Yağı azaltılmış yoğurt ve peynir doyurmuyor, doygunluk hissi vermiyor, bu nedenle de iki katı tüketiliyor. Özetle günlük kalori ihtiyacımızın ortalama %30’unu yağlardan kazanmamızda fayda var. Bu oranı %35’lerin üzerine çıkarmak da, 20’lerin altına indirmek de yanlış bir yol. Yağ konusundaki ikinci ayrıntı ise şu: Yağların kalorileri aynı ama yapıları, kompozisyonları farklı. İşte bu farklılık çok mühim. Farklı yağların farklı sağlık etkilerinin olmasının nedeni de aradaki bu “yapısal” fark zaten. Tereyağının, zeytinyağının bedende farklı etkileri oluşabiliyor.

 

ALKIŞLIYORUZ

 

SAĞLIK BAKANI MI, HASTALIK BAKANI MI?

 

Bu haftanın en önemli sağlık haberi Sağlık bakanımız Mehmet Müezzinoğlu’nun demeciydi: Sayın bakan “Ben sağlık bakanıyım ama herkes beni hastalık bakanı olarak görüyor. Sağlığı korumak için bisiklet veya sportif aktivite malzemeleri isteyen yok. Talepler ya yeni bir hastane yapmamız, yeni poliklinikler açmamız ya da hastalık teşhisi veya tedavisinde kullanılan yeni cihazlar göndermemiz yönünde. Oysa bakanlığımızın kapısında “hastalık değil, sağlık bakanlığı” olduğumuz yazıyor. İşimiz sadece hastalık teşhis ve tedavi etmek değil, aynı zamanda sağlığı korumak.” Sayın bakanın bu demeci bana göre 2015 yılında sağlık alanında söylenmiş en güzel sözlerdir. Sağlık bakanlığımızın birinci görevi hastalık teşhis ve tedavi etmek değil, sağlığımızı koruyup kollamaktır. Cumhuriyetimizle birlikte kurgulanan en önemli sağlık organizasyonumuzun adının “Hıfzısıhha enstitüsü” yani “sağlığı muhafaza etme merkezi” olması da bundandır. Tebrikler sayın bakanım. Lütfen yolunuzu ve anlayışınızı değiştirmeyin ve bizi 2016’da daha sağlıklı ve sağlam tutmak için yeni ve etkili çözümler getirin.

 

 

 

İKİ ÖNEMLİ BESİN

 

HUMUS VE KISIR

 

Mutfak kültürümüzde yer alıp da dünya mutfaklarına girebilecek pek çok yiyeceğimiz var. Humus bunlardan biri. Özellikle Güney Doğu ve Hatay mutfağında öne çıkan bu değerli besin, nohut, zeytinyağı, limon, tahin ve sarımsak gibi kaliteli besleyicilerden yapılıyor, dengeli protein, yağ ve karbonhidrat bileşimi ile öne çıkıyor. Kısır da önemli besinlerimizden biri ama biz pek farkında değiliz. Kısır bulgurdan yapılıyor, çoğu bölgede ceviz, yer fıstığı, susam, kırmızı-yeşilbiber, soğan, sumak ve benzeri yerel lezzetlerle zenginleştiriliyor. Bazı bölgelerimizde haşlanmış ya da haşlanmamış sebzelerle birlikte tüketiliyor. İçindeki limon ve sızma zeytinyağı ise besin kalitesini daha bir zenginleştiriyor. Bu iki yiyeceğe de mutfağınızda daha sık yer açmanızı tavsiye ederim.


22.12.2015