SAĞLIKLI DOSTLUĞA İLİŞKİN 5 MÜHİM ÖNERİ

Ruh sağlığını koruyabilmek kolay başarılabilecek bir iş değil, bunun için birçok “at yapıya” ihtiyaç var. Öncelikle de sağlam, güvenli dostluklara, iyi ve faydalı dostlara. Oysa yeni dostlar edinmek de, mevcutları koruyup geliştirmek de şimdilerde daha bir zor ve bana göre de “iyi hayat” için başarabileceğimiz en zor işlerin başında dost edinmek, dost olup dost kalabilmek var. Oysa kaliteli yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan “paylaşabilmek” için ilk şart sağlam ve iyi dostlar. “Gelişebilmek, çoğalabilmek, hoş görebilmek, sevebilmek” ve daha pek çok “insani” duygunun da temelleri de dostlukla atılıyor, katları dostlukla çıkılıyor. Gel gelelim hayatımız doğal ritminden uzaklaştıkça dostluk kavramı da değişimlere uğruyor. Bunlar bazıları için “çağdaş yaşamın” beklenen bir sonucu. Her neyse, Karasu hocanın “Keder tohumları her yaşama atılmıştır, paylaşım kederi katlanılabilir kılar” tavsiyesinden yola çıkarak keyfi de kederi de paylaşmak adına onun “dostlukla” ilgili 5 mühim tavsiyesini sizinle paylaşmak istedim. İşte o tavsiyeler…

 

 

ÖNERİ 1

 

Kimi insanlar çok dostları olduğunu söylerler ama bu ilişkileri tanımlamalarını istediğinizde mahrem düşüncelerini, endişeleri ve duygularını dostlarıyla paylaşmadıklarını anlarsınız; onlarla birlikte olmayı bile arzulamazlar. Ne mutluluklarına sevinir, ne acılarına üzülürler. Bir dostun kaybı en azından yüreğinizi burkmuyorsa siz onun dostu değişmişsiniz demektir: İlişkiniz “tanışıklık” safhasını geçememiştir.

 

ÖNERİ 2

 

Dostluk seçmeli bir gereksinim değildir, kişisel gelişimin gereğidir. Alternatif psikolojik yuvamızdır. Psikolojik yakınlık yoktan var olmaz; zamanla, taahhütle ve hayatı birlikte yaşayarak gelişir. Kişi birçok insanla dost olabilir ama bu ilişkilerin hiçbiri ne birbirine benzer, ne de birbirinin yerini doldurabilir.

 

ÖNERİ 3

 

Yaygın inanışın tersine dostların ilişkilerini sürdürmek için düzenli olarak görüşmeleri, birbirlerine sık sık telefon etmeleri ya da uzun mektuplar veya e-postalar yazmaları gerekmez. İki gerçek dost hiç görüşmedikleri aylar, hatta yıllar sonrasında ilişkilerine kaldıkları yerden devam edebilirler, sanki hiç ayrılmamışçasına kucaklaşabilirler.

 

ÖNERİ 4

 

Dostluk kendine özgü, konuşulmamış, çiğnenmemiş kurallara sahiptir. Karşılıksız ve kısıtsızdır; hiçbir şeyle değiştirilemez; amaçlanan hiçbir ikincil kazanç yoktur. Kişinin dostuna verdiği armağanların hedefi esas kazançtır: Sevgi ve şefkat. Armağanlar mektuplar olabilir, telefon görüşmeleri olabilir, önemli anların birlikte yaşanması olabilir. Armağanlar ilişkiden daha önemli bir şeyi geliştirmek adına verilirse borçlar külfet getirebilir.

 

ÖNERİ 5

 

Dostluk yabancılar arasındaki tüm ilişkilerin potansiyel olarak en uzun ömürlü olanıdır. Tutkulu ilişkilerse süre açısından çoğunlukla sınırlıdır. İşle bağlantılı dostluklar iş bitiminde sona erer. Bir öküzün ortak sahiplerinin dostluğu hakkında eski bir deyiş vardır: Öküz ölür, ortaklık biter.

       (Dr. Toksöz Karasu/Huzurlu Yaşama Sanatı/Boyner Yayınları)

 

BİR BİLGİ

 

BİR KALORİ MUCİZESİ: SALATALIK

 

Eğer “hem bir şeyler yiyelim karnım doysun, hem de mümkün olduğu kadar az kalori kazanayım bedenim yağlanmasın” diyorsanız ilk sıraya hemen salatalığı yazabilirsiniz. Eğer bu arada vücuduma daha fazla posa girsin, bağırsaklarım bayram etsin ve/veya daha çok ucuz potasyum kazanayım diye düşünüyorsanız hiç ama hiç tereddüt etmeden birinciliği salatalığa verin. Nedeni şu: Salatalığın 100 gramında sadece –evet sadece- 15 kalori var. Kabuğundaysa bol bol posa/lif/fiber bulunuyor. Yarım kilo salatalık yeseniz –ki yiyemezsiniz- en fazla 50-60 kalori kazanıyorsunuz ama neredeyse günlük ihtiyacınızın yarısına yakın posayı bağırsaklarınıza gönderiveriyorsunuz. Çok önemli bir hücre içi element olan potasyumun da en ucuz ve zengin besin kaynaklarından biri yine salatalık. 100 gramında tamı tamına 150 mg potasyum var. Kalbiniz daha sakin çalışsın, tansiyonunuz daha düşük olsun istiyorsanız potasyuma hayır demeyin ve yine salatalığa müracaat edin. Salatalığın orta derecede bir betakaroten, lütein, zeoksantin, C vitamini kaynağı olduğunu da bir kenara lütfen not ediniz. Ve bir sürpriz daha: Salatalıkta bol miktarda K vitamini de var. K vitamininin kemikler ve beyin için ne kadar önemli olduğunu bu sayfanın okurları çok iyi bilirler. Özeti şu: İster salatası, cacığı, turşusu, ister küp şeklinde ya da limon soslusu olsun salatalıktan vazgeçmeyin. Tabiî ki kabuğuyla birlikte ve yemeden önce dikkatle, uzun uzun, bol su ile yıkamak şartıyla.

 

 

DİKKAT

 

KİLO ARTINCA TANSİYON YÜKSELİYOR

 

Vücudunuz fazla yağı biriktirdiğinde daha çok insülin üretme ve daha fazla sodyum tutma eğilimindedir. Dolaşım sisteminizde kalan bu fazladan sodyum bedeninizin daha fazla su tutmasına sebep olur. Fazla su birikimi vücut hacminizi yükseltir. Kan damarlarınız elastiktir ve bu ek sıvıya uygun olarak genişleyebilir. Ama, arterlerinizdeki basınç artar. Bu fazla damar içi basıncın baskısıyla kalbiniz daha fazla bir yüke (basınca) karşı çalışmak zorunda kalır. Yüksek kan basıncı kalp dışında vücudun daha pek çok organ ve dokusuna (göz, böbrek ve beyin) zarar verebilir. Az miktardaki kilo kaybı bile arterler, kalp, böbrekler ve gözleriniz dahil olmak üzere hipertansiyonun yaşamsal organlarınıza vereceği hasar riskini azaltacak şekilde kan basıncınızı düşürür. Unutmayın! Özellikle genetik mirasınızda hipertansiyon riski varsa, alacağınız her kilo bu mirasa çok erken yaşlarda ve hızla kavuşmanızı sağlayacaktır.

 

 

BİR NOT

 

UYKU SORUNLARI FAZLA KİLOLARDAN KAYNAKLANABİLİR

 

Uykuda horlama ve solunumun durması (uyku apnesi) fazla kilolu olmakla yakından ilişkilidir. Apne, nefes alımının geçici olarak yokluğu ya da durmasıdır. Uyku esnasında kısa dönemler için nefes alımının durmasına ve ağır biçimde horlanmasına yol açan ciddi bir sorundur. Üst solunum yolu, uyku esnasında daralır ve bloke olur. Gece sık sık uyanmaya, sabah yorgunluğuna ve gün boyunca sersemlik hissine yol açar. Uyku apnesine sahip kişilerin çoğu BKİ’si 30’dan fazla olan şişmanlardır.

Horlama fazlaca geniş bir boyun yapısıyla da bağlantılıdır: genel olarak, 8-10 cm ya da daha fazlasına sahip olanlarda uyku apnesi daha sıktır. Uyku apnesi erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir.

 

 

İKİ TARİF

 

KESTANE AŞI


600 g kestane
200 g kuzu kuşbaşı eti
½ çay bardağı zeytinyağı

350 g soyulmuş ve bütün halde arpacık soğanı
1 çorba kaşığı un
1,5 litre tavuk suyu (yağı alınmış)
1 çay kaşığı zerdeçal
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber

Kestaneleri bıçakla çizin ve 220 derecede ısıtılmış fırında kabukları soyulabilecek kıvama gelinceye kadar yaklaşık 20-30 dakika pişirin. Soğuduktan sonra ayıklayın. Kuzu etini ½ çay bardağı yağ ile karıştırarak pişirin. Arpacık soğanlar ilave edip pişirmeye devam edin. Tavuk suyu, zerdeçal, kestaneyi ilave edin. Et ve kestaneler tamamen yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirin.

 

 

KESTANELİ SEBZE ÇORBASI

 

1 çorba kaşığı tereyağı
500 gr kestane
1 adet kuru soğan
1 adet kereviz sapı
1 adet kereviz  
3 su bardağı tavuk suyu (yağı alınmış)
1 yemek kaşığı zeytinyağı
3 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı karabiber
2 çay kaşığı kırmızı pulbiber
7 adet mantar (dilimlenmiş)
 


Kestaneleri haşlayıp kabuklarını soyun. Tencerede tereyağını ısıtın. Yemeklik doğradığınız soğanı ekleyip soteleyin. İri küp şeklinde doğradığını kereviz ve kereviz sapını ekleyip 4-5 dakika soteleyin. Kestaneleri ve 3 su bardağı tavuk suyunu ekleyip orta ateşte kaynamaya bırakın. Sebzeler yumuşayınca el blenderında çekip pürüzsüz kıvama gelinceye kadar ezin. Tencereyi tekrar ocağa alın. Suyu yeterli gelmezse çorbaya su ilave edin. Dilimlediğiniz mantar ve yarım yemek kaşığı limon suyunu ekleyip zeytinyağı ile hafif soteleyin. Kestaneli çorbaya ekleyin. Tuz ve karabiberi ekleyip 1-2 dakika kaynatıp ocaktan alın. Üzerine mantar dilimleri ile pul biber ekleyip servis yapın.

                                                                                                         

     DYT. NİLÜFER BAYRAM

 


19.01.2016