KAHVEYİ ABARTMAYIN

Kahve hemen her ülkede popüler bir içecek. Bizdeki popülerliği ise çay kadar güçlü değil. Biz daha ziyade “çay sever” bir milletiz. Böyle olduğu için de çay tüketiminde dünyanın önde gelen ülkelerinden biriyiz. Neyse! Bugün konumuz çay değil, kahve. Konuyu dağıtmadan hemen öze giriverelim.

 

Kahveyi popüler yapan pek çok neden var ama en önde geleni onun güçlü bir “yorgunluk savar” içecek olduğuna inanmamızdır. Kahvenin uyarıcı etkilerini hepimiz biliriz. Daha doğrusu daha okul çağlarında ergenlikle birlikte öğreniveririz. Bu dönemlerde ders çalışırken “gece uykularından çalmak için” içeriz kahveyi. Yanlış, hatalı bir bilgidir. Nedenini yandaki kutuda açıklayacağım. Daha ileri yaşlarda sıra “keyif için” kahve içmeye gelir. İyi bir şeydir. Bir fincan kahve ile süslenen sohbetler daha bir güzeldir. Yaşımız biraz daha ilerleyince “dikkatimizi toplamak” ve “konsantrasyonumuzu arttırmak” için sarılırız kahve fincanlarına. Ve nihayet elliyi geçince de devreye “yorgunluk savar” bir içecek olarak girer, hikâye böyle devam eder. Peki, kahvenin sağlığa bir zararı var mıdır? Bana sorarsanız abartılmadığı takdirde kahvenin ciddi bir zararı yok ama her içecek gibi onun da “doz aşımı” durumunda oluşturabileceği sağlık zararları tabiî ki söz konusu olabiliyor. Kahvenin uyku kaçırdığı, hassas kişilerde tansiyonu yükseltebildiği, kalp çarpıntılarına yol açtığı ve yine hassas kişilerde gastrit, reflü gibi mide problemlerine yol açabileceğini de bir kenara not etmenizde fayda var. Yetişkin birinin günlük kafein kazanımı kilosu başına 5-8 mg civarında olmalı, fazlası tavsiye edilmez. Bu da 2-3 fincan kahve demektir. Eh bu kadarı da yeter zaten. Kahve içerken de diğer içecekler gibi “tutumlu” ve “dikkatli” olmanızda yarar var. Abartılmış kahve tüketimi sağlığınızı bozabilir.  Detaylar yandaki kutularda…

 

 

BİR SORU

 

KEMİK ERİMESİ YAPABİLİR Mİ?

 

Gereğinden fazla kahve kemiklere zarar verebiliyor. Nedeni şu: Kahve asidik bir içecek. Fazlası “hücrelerimizin Ph değerini değiştirip aşırı asidikliğe yol açabilir”. Bundan en çok zararı da kemikler görür. Zira bedeniniz asidikliği dengelemek için kemiklerden kalsiyum çalmaya başlar. Neticede özellikle kadınlarda osteoporoz –kemik erimesi- süreçleri beklenenden daha hızlı gelişebilir. Bilindiği gibi osteoporozun hızlanması demek kalça kırıkları, boy kısalması, kamburluk anlamına gelir. Kısacası aşırı kahve kemiklere zarar verebilir. Kemik erimesi riski veya problemi olanların dikkatli olmalarında fayda var.

 

 

BİR BİLGİ

 

KANSERLE İLİŞKİSİ VAR MI?

 

Aşırı kahve tüketiminin kanserle ilişkisi olabileceğini ileri sürenler var. Hatta kavrulmuş kahvede kanserojen bası maddeler oluşabileceğini iddia edenler bile olmuş. Kahve-kanser ilişkisinin en söz konusu edildiği kanserse pankreas kanseri. Ama bu konuda daha yeni ve büyük araştırmalara ihtiyaç olduğunu da söylemek lazım. Eldeki veriler sağlam ve güvenli değil. Araştırmaların sayısı oldukça sınırlı.

 

 

BİR UYARI

 

ÖĞRENCİLER DİKKAT!

 

Kahvenin özellikle öğrencilere “uyku kaçırıcı” gibi tanıtılması, en azından böyle bir algı yaratılarak pazarlanması doğru değil. Çünkü iyi bir uyku öğrenmenin temel belirleyicilerinden biri. Eğer yeterince uyumazsanız uykunuzdan çalarsanız yeteri kadar güçlü öğrenemez, öğrendiklerinizi hatırlamakta da zorluk çekersiniz. Kısacası kahve tüketimini abartmak öğrenmeyi beklenenin tersine kötü yönde bile etkileyebilir. Kahveyi “uyku kaçırtan” bir içecek gibi tüketmek hatalıdır.

 

 

 

 

 

UNUTMAYIN

 

İŞKEMBE Mİ, PAÇA MI?

 

Bana sorarsanız bazen işkembe, bazen de kelle paçayı tercih edin, özellikle paça çorbadan asla vazgeçmeyin. Detaylara gelince: Bir kepçe işkembe çorbasında 140, paça çorbasında 120 kalori enerji var. Yani ikisi arasında enerji bakımından ciddi bir fark yok. Yine bir kepçe işkembe çorbası 15 gr, kelle paça çorbası da 17 gr civarında protein içeriyor, protein bakımından da birbirilerine üstünlükleri söz konusu değil. Yağ oranları da aşağı yukarı aynı. İşkembenin bir kepçesinde 6,5, paça çorbasının bir kepçesinde ise 6 gr kadar yağ bulunuyor. Ne var ki kolajen söz konusu olduğunda kelle paça çorbası işkembeye fark atıyor. Bildiğiniz gibi kolajen bedenimizin yapıtaşlarından biri. Özellikle eklemlerimiz, eklem kıkırdaklarımız ve tabiî ki genelde bağ dokumuz kolajene muhtaç. Kolajen kazanımı arttıkça eklem kıkırdakları güç, direnç kazanıyor, daha az harap oluyorlar ki bu da daha az artrit/romatizma anlamına geliyor. Ama siz yine de yukarıda belirttiğim gibi ikisinden de vazgeçmeyin. Çünkü ikisi de “sağlıklı” çorbalar. Ayrıca bugünlerde nezle, grip çok yaygın. Bol sarımsaklı, biberli, limonlu işkembe veya paça çorba gribe de iyi gelebiliyor. Not: Her iki çorbanın da doymuş yağ ve kolesterol içeriğinin yüksek olduğunu da lütfen unutmayın. Ayrıca ikisi de kalori bakımından güçlüler, fazlasının kilo yapabileceğini hatırlayın.

 

 


20.01.2016