ON MADDEDE METABOLİZMA
Sık kullandığımız bazı yabancı sağlık sözcükleri var. Bunlardan biri de “metabolizma”. Metabolizma en sıradan cümlelerimizin, kahve ve çay sohbetlerimizin içine bile girdi. Mesela herkes ya metabolizmasından şikâyetçi ya da onunla övünüyor. Kilo alanlar “ne yapayım, metabolizmam iyi çalışmıyor!” derken, kilo sorunu olmayanlar “aslan gibi bir metabolizmam var, ne yesem yiyeyim bir gram kilo almıyorum” diyor. Peki, doğrusu ne? Gelin, on maddede şu metabolizma konusunu yeniden bir inceleyelim. Buyurun…
İLK BEŞ…
1. Metabolizma nedir? Vücudumuzun dışarıdan aldığı tüm enerji kaynaklarını yaşamamız için gerekli maddelere dönüştürme çabasına metabolizma denir. Solunum, sindirim, dolaşım, yağ depolama, protein oluşturma gibi yaşamsal işlemlerin hepsi metabolizmanın içinde yer alır.
2. Metabolizma hızı nedir? Vücudumuzun enerji yakma hızıdır. Herhangi bir aktivite yaparken değil dinlenme sırasında yakılan enerji miktarına göre belirlenir. Bu değere “bazal metabolizma hızı” denir.
3. Vücudumuz kaloriyi öncelikle “hayatta kalabilmek” için harcar. Bazal metabolizma günlük enerji yükümüzün neredeyse % 60-70’idir. Kalanı fiziksel aktivitelerimiz ve elbette yiyip içtiklerimizi kullanmak için bedenimizin harcadığı çabanın karşılığı olan kaloridir ki besinlerle aldığımız enerjinin %10’u demektir.
4. Cins, yaş, kalıtım, yaşam biçimi (beslenme alışkanlıkları, aktivite) de metabolizmayı etkiler. Yaşlar ilerledikçe metabolizma yavaşlar. Her on yılda %3 oranında azalma olur.
5. İklim koşulları da metabolizma üzerinde etkilidir. Soğuk havalarda vücudu ısıtmak, sıcak havalarda da serinletebilmek için ekstra enerji harcanır. Tropikal iklimlerde yaşayanların bazal metabolizması ortalamaların üzerindedir.
İKİNCİ BEŞ…
6. Metabolizmayı kontrol eden ana organ tiroid bezidir. Boynun ön tarafında yer alan, kelebek biçimli bu ufak tefek salgı bezi hangi hızla kalori yaktığımızı, proteinleri hangi hızla yapıp yağları hangi hızla depoladığımızı kontrol eder. Diğer hormonların işlevlerini de dikkatle izler.
7. Kas dokusu fazla olanların metabolizma hızları da daha yüksektir. Erkeklerin kadınlara göre metabolizmaları daha hızlı çalışır. Direnç egzersizleri metabolizma hızını artırmaya yardımcı olur. Kaslara yük bindirmek, kasları sık tekrarlı ağırlık çalışmaları ile yormak ve kas kitlesini artırmaya yönelik tüm diğer aktiviteler sayesinde bazal metabolizma hızı artar.
8. Protein içeriği zengin beslenme metabolizma hızını artırır. Vücudumuz proteinlerin sindirimi için daha fazla enerji harcar.
9. Günde ortalama 1200 kaloriden az alındığında metabolizma hızınız yavaşlamaya başlar. Düşük enerji almak da öğünlerin arasını çok açıp, atlamak da metabolizmayı yavaşlatan davranışlardır.
10. Kafein metabolizma hızını artırır. Acı biber de… Ama kısa süreli olarak… Ephedra sinica içeren besin destekleri, çayları metabolizma hızlandırıcı olarak pazarlanmaktadır. Kalp damar sistemi üzerine yan etkileri tehlikeli olabilen bu maddeye güvenip beslenmesine dikkat etmeden, aktivite yapmadan kilo yönetimini başaracağını sananlar yanılırlar. Citrus aurantium yani piyasadaki adıyla acı portakal hapları da metabolizmayı hızlandırıp zayıflatıyor diye satılmaktadır. Bu maddeler bazal metabolizma hızını değiştirmez.
OKUR SORUSU
SAFRA POLİPİ KANSERE DÖNER Mİ?
Herhangi bir nedenle karın bölgesine ultrason incelemesi yaptıranları bazen tatsız bir sürpriz bekler: Safra kesesi polipleri! Bunlar kesenin iç duvarından kese boşluğuna doğru büyüyen ufak, saplı kitlelerdir. Genelde herhangi bir belirti vermez, şikâyete de yol açmazlar. Çoğu polip kese içerisinde kolesterolün birikmesi ya da kesenin iltihaplanması nedeniyle oluşur. Özellikle kolesterol poliplerinde –seyrek olarak- polipten bir parça kopup safra kesesinin girişini ya da safra kanalını tıkayabilir. Bu da tıkayıcı tipte sarılığa hatta pankreas iltihabına yol açar. Poliplerin kanserleşebilme özelliğine gelince. Bu biraz da polipin büyüklüğüne bağlıdır, polip büyüdükçe kanser riski daha fazladır. Çapı 1 cm.den büyük olan poliplerde kanser sıklığı %50’yi bulabilir. 2 cm.yi geçenlerinse neredeyse tamamı kötü huyludur. Ne iyi ki kolesterol poliplerinin %97’si 1 cm.nin altındadır. Peki, tedavi gerekli mi? Polip 1 cm.den büyükse ameliyat önerilir. Daha küçük nodüller takibe alınır. Kesin kararsa doktora bırakılmalıdır.
UNUTMAYIN
KARACİĞERİ YORAN İLK 10 ŞEY
- Daha az yiyin: Fazla miktarda kalori tüketenlerde karaciğer daha çok zorlanır, daha kolay yağlanır.
- Tatlı, şekerli, reçel, bal ve pekmezden uzak durun. En azından bunları abartmayın: Bu besinler insülini tahrip edere karaciğerde yağ depolamasına yol açarlar.
- Karaciğerin en büyük düşmanı fruktoz zengini yiyecek ve içeceklerdir. Fruktoz katılmış hazır yiyeceklerden uzak durun. Fazla meyve yemeyin. Meyve suları taze sıkılmış olsalar bile yarım bardağı geçmesin. Konsantre meyve sularına elinizi bile sürmeyin.
- Hareketsizlik karaciğerin en büyük düşmanıdır. Hareket ettikçe karaciğerinizi yağlanmaktan korursunuz.
- Un ve nişasta yüklü yiyecekleri azaltın.
- Kilo almayın.
- Alkol bilinen en büyük karaciğer düşmanıdır, unutmayın.
- Bilinçsiz ilaç kullanmak en sağlam karaciğer için bile mühim bir tehdittir.
- Ot-çöp tüccarlarının pazarlamaya çalıştığı bitkisel haplar, aktarlardan veya başka kaynaklardan aldığınız bitkisel sağlık ürünleri de bilinçsiz kullanıldıklarında karaciğerin canına okuyabilirler.
- Gebelik de karaciğeri yoran bir süreçtir. Özellikle hanımların karaciğerlerini korumak için gereksiz ilaçlardan uzak durmalarında fayda var.
OKUR SORUSU
AFT BULAŞICI MIDIR?
Ağız içinde çıkan irili ufaklı ve çoğu zaman da son derece ağrılı zımba deliği gibi yaralar aft denir. Prensip olarak bağışıklık sorunu ile ilişkili oldukları düşünülür, aftlar bulaşıcı değildir. Ağzı sert fırçalarla ve yanlış tekniklerle fırçalamak, kalitesiz diş macunları, kötü uygulanmış diş protezleri, ağızda kalan gıda artıkları (özellikle ceviz, peynir, kahve, çikolata parçaları) aft oluşturabiliyor. Bazı ilaçlar (tansiyon ilaçları/kaptopril, propronalul, bazı kemik erimesi ilaçları/alendronat, bazı romatizma ilaçları/diklofenak, propsikan) da aft oluşturabiliyorlar. Demir, çinko, B vitamini eksiklikleri de önemli nedenler. Kalıtımın da muhtemelen ciddi bir etkisi var. Sorunuzun yanıtı şu: Aft bulaşmaz. Bir kısa not daha: Sık tekrarlayan aftlardan yakınıyorsanız lizin ve çinko desteklerinden yararlanabilirsiniz. Daha fazla bilgi için eczacınızdan yardım isteyin.
04.03.2016