KİLO VE KOLİT BAĞLANTISI MÜMKÜN MÜ?

Şişkinlik, gaz ve benzeri sorunlardan yakınan ve bu arada baş edemediği kilo sorunu nedeniyle de canı sıkılan biriyseniz bu yazıyı dikkatle okumanızda fayda var. zira her iki sorunun da ortak bir nedeninin olabileceğini düşündüren güçlü bulgular var. Buyurun…

 

Sinirsel kolit yaygın bir sorun. Neredeyse her beş kişiden birinin yaşayabileceği bir problem. Ruhsal sorunlarla, sorun olmasa bile en azından ruhsal yapılanmayla da bağlantısı var. Stresi yoğun, kaygısı fazla, endişesi ölçüsüz, mükemmeliyetçi, detaycı, alıngan, sudan bile değil adeta havadan da nem kapan, her şeyi kafasına takıp problem yapan, ruhsal gelgitleri fazla, çabucak sevinip aynı hızla mutsuz olan kişilerde sinirsel kolit problemi daha sık görülüyor. Böyle olduğu için de sorunun “mutsuz bağırsak sendromu” veya “hassas bağırsak sendromu” gibi tanımlamaları da var. hastalık erkekleri de yakalayabiliyor ama çoğu 20-50 yaş arası kadınlar. En önemli şikâyetse şişkinlik ve ağrılar. Hastalar krizler esnasında tekrarlayan karın ağrılarından, spazmlardan, aşırı şişkinlik ve gazdan şikâyetçiler. Sabah giydikleri kıyafetlerin bir anda neredeyse iki-üç beden dar gelmesinden, el ve ayak şişliklerinden, kabızlık ve ishal ataklarından da şikâyetçi olabiliyorlar. Özellikle düzgün bir bağırsak boşaltma alışkanlıklarının olmaması tipik bir işaret. Hastalar genelde ishal ya da kabız oluyorlar. Bazen de ishal ve kabızlık dönemleri birbirini izleyip duruyor. Sorunun nedeni ise net ve açık olarak bilinmiyor ama bir şekilde ruhsal sorunlarla da bağlantısı olduğu kesin. Bu nedenle de “psikosomatik” bir problem olarak da tanımlanıyor. Ruhsal gerginliklerin dizginlenmesi, beslenme modelinin değiştirilip spazm çözücü ilaçlardan faydalanılması bu kronik sorunla baş etmeyi kolaylaştırıyor. Son yıllarda PROBİYOTİK desteklerinden bazılarının da sinirsel kolit ile mücadelede işe yarayabileceği anlaşıldı ve sadece bu amaçla kullanılan probiyotikler geliştirildi.

 

 

 

 

 

SORU ŞU

 

KOLİT Mİ KİLO YAPIYOR?

 

Soru şu: Kolit kilo mu yapıyor? Hayır! Kolit kilo filan yapmıyor. Ama ikisinin de oluşumunu tetikleyen ortak bir problem var: PROBİYOTİK EKSİKLİĞİ! Sinirsel kolitin gelişiminde bağırsaktaki probiyotik dengenin değişmesinin, mikrobiota farklılaşmasının da rolü olabileceği zaten biliniyordu. Yeni bazı çalışmalarda ise aynı sorunun yani probiyotik eksikliğinin kilo kazanımına da yol açabileceğini düşündüren önemli bulgulara ulaşıldı. Zira bağırsak florasındaki dengenin değişmesi bazı faydalı bakterilerin (probiyotiklerin) azalması bağırsaktan yağ emilimini etkileyebiliyor veya gıdalardan kazanılan kalorilerin yağa dönüşüm hızını arttırabiliyor. Neticede beklenenden daha fazla kilo alınıyor. Kısacası “sinirsel kolit sorunuyla kilo alma eğilimi arasında da böyle bir bağlantı olabilir” deniyor. Hem koliti hem kilosu olan biriyseniz bu bilgi aklınızda olsun. Probiyotik gücünüzü arttırmanın bir yolunu bulun ve imkânınız varsa eğer bir “probiyotik desteği” kullanmayı düşünün.

 

 

BİR UYARI

 

DİŞİMİZİ SIKALIM AMA…

 

Diş sıkmak bazen iyidir. Sabırlı olmanızı, ani ve kontrolsüz tepkiler vermemenizi, birazcık hoş görmenizi sağlar ama dozu kaçırılınca işler karışıyor, uzun süreli ve tekrarlanan diş sıkmalar ağız sağlığınızın ve dişlerinizin canına okuyabiliyor. Diş sıkma alışkanlığının en önemli nedeni yoğun stres. Bunu ağız yapısının bozukluğu ve dişlerin kapanış problemi izliyor. Normalde alt ve üst çenedeki dişlerimizi çiğneme ve yutma süreçleri dışında temas ettirmiyoruz. Ama yukarıda yazdığım durumlarda bu temas sıklaşıyor, hatta sürekli hale gelebiliyor. Özellikle geceleri gündüzden kalan stresler diş gıcırdatmalarının temel nedeni olabiliyor. Diş sıkma sorunu dişlerde ağrıya, aşınmaya, diş etlerinde çekilmeye, baş ve boyunda, hatta yüz kaslarında, çenede ağrıya yol açıyor. Kulağım ağrıyor diye sızlananların, diş etlerimde iltihap mı var diye düşünenlerin çoğu esas nedenin diş sıkma alışkanlığı olduğunun farkında bile değildir.

 

 

BİR ÖNERİ

 

YAŞLANDIKÇA KAFEİNİ AZALTIN

 

Yaşınız elliyi, hele hele altmışı geçtiyse çaya, kahveye fren koyun… Pek çok kimyasal gibi kafeinin de azı karar çoğu zarar. Bir-iki bardak çay, bir-iki fincan kahve size en az 200-250 mg kafein yüklüyor. Kafeinin fazlası özellikle 300-400 mg.dan yüksek dozları çarpıntı ve uyku kaçmasına yol açıyor. Bu özellikle ellili yaşlardan sonra çok mühim bir ayrıntı. Çarpıntım var diye doktor doktor gezen, uykusuzluk sorununa çare arayanların çoğu esas nedenin gereksiz “kafein yüklenmesi” olduğunun farkında olmuyor. Oysa hemen her beden özellikle kadın beden ve beyni yaşlandıkça kafeine daha bir hassas hale geliyor. Bu nedenle yaş ilerledikçe kafeinli içeceklerden uzak durmakta veya dozu azaltmakta fayda var.

 

 

HATIRLATMA

 

ÇÖREK YASASINI UNUTMAYIN

 

Bu bir kilo yasasıdır, açıklaması da kısaca şudur: Diyelim ki belirli bir beslenme alışkanlığınız var. Sabah, öğle, akşam üç aşağı beş yukarı benzer şeyler yiyip içiyorsunuz. Yaşınız kırkları geçti, ellilere merdiven dayadınız. Bir gün kendi kendinize şöyle bir karar veriyorsunuz: Akşamüzeri yarım simit ya da bir çörekle yanında bir bardak çayla keyif yapayım. Bu keyfin maliyeti neresinden bakarsanız bakın her gün ekstradan 100 kalori kazanmanız. Üstelik de bu kalorileri kötü bir kaynaktan almanız anlamına geliyor. Her gün 100 kalori ayda üç bin kalori anlamına geliyor. Ekstra yedi bin kalori kazanmaksa bedenin bu kalorileri yağa çevirip bir kilo yağı depolaması ile eş anlamlı. Sonuç mu? Bu “masum karar” size yılda 5-6 kilo aldırabilir.

 

 


01.04.2016