TATLI SEVMEYEN VAR MI?

Tatlı sevmeyen olabilir mi bilmiyorum, varsa da istisnadır. Bana gelince… Bir zamanlar ben de “tatlı sever” biriydim. İnsülin direncine bağlı kilo sorunum ve şekerle unun sağlık zararları hakkında öğrendiklerim beni tatlılardan uzaklaştırdı. Ha, canım çekmiyor mu? Çekiyor ama “tutku” derecesinde değil. Minik bir parça çikolata ya da küçük bir parça sütlü tatlıyla durumu idare edebiliyorum. İsterseniz biraz daha detay: Otuzlu yaşlara kadar kilo sorunu olan biriydim. Çocukluk ve gençlik yıllarımı “fazla kilolu” olarak tamamladım. Kırklı yaşlardan sonra durum değişti. “İnsülin-kilo ilişkisi”ni keşfeden Kanadalı Dr. Jenkins’in bulgularını okuduğumda kilo sorunumun insülin direncinden kaynaklandığını fark ettim. İyi bir insülin direnci yöneticisi olmayı öğrenerek doksanlı yılların ortalarında fazla kilolarımın önemli bir kısmından kurtuldum ama hala dikkatliyim. Beslenmeme özen göstermez, şekerli, tahıllı besinlerden uzak durmazsam ve de hemen her gün düzenli egzersiz yapmazsam kilomu da, tatlı yeme arzumu da zorlukla kontrol edebiliyorum. Özeti şu: Ciddi bir tatlı düşkünlüğünüz varsa probleminizin sadece “damak tadınızı yönetememekten” değil, “insülin direncinden” de kaynaklanabileceği aklınızda olsun.

 

FORMÜL AYNI

YEDİĞİNİZİN YARISI YAPTIĞINIZIN İKİ KATI

 

Kilo kontrolü çalışmalarının net ve açık sonucu şu: İki temel kurala uymazsanız kilo sorununuzu çözemezsiniz. Ne tek başına diyet yapmak, ne de yalnızca egzersizlere yüklenmek probleme kalıcı çözüm sağlayamıyor, ya kilo verilemiyor ya da verilenler fazlasıyla geri alınıyor. Kısacası etkili ve kalıcı çözüm için aldığınız kalorileri azaltacak, bedeninize (metabolizmanıza) uygun gıdalar tüketecek ve aynı zamanda her gün düzenli egzersiz yapacak, yani yürüyeceksiniz. Özetle bizim o eski cümle hala geçerliliğini koruyor: Yediklerinizin yarısı, yaptıklarınızın iki katı

 

BİR BİLGİ

NEDEN YÜRÜMEK ZORUNDAYIZ?

 

Kaslarımız sadece hareket etmemizi ve dengemizi sağlamıyor. En çok kalori tüketip en çok enerji üreten de o yine onlar. Bunları yaparken de şeker ve insülin süpürgesi gibi çalışıp kandaki şeker ve insülini sünger gibi emiyorlar. Hareketsiz kaldıklarındaysa insülin ve şeker kanda birikiyor, süratle insülin direnci gelişiyor. Yani insülin direnci sadece şekerli, unlu-nişastalı, bol karbonhidratlı beslenmekten kaynaklanan bir sorun değil, kasları kullanmamak da önemli bir sebep. İşte bu nedenle kaslarımızı sık kullanmak, özellikle “iri kasları”mızı harekete zorlamak şart. Bedendeki toplam kas kütlesinin yüzde sekseni göbek çizgisinin altında, kalça, uyluk ve bacaklarda. Onları en çok çalıştıran da yürümek. Özeti şu: Pek çok nedenle ama aynı zamanda insülin direncinden korunmak, varsa da kurtulmak için yürümek zorundayız…

 

KİLO SORUNUNUZ VARSA…

İNSÜLİNİ ÖLÇTÜRMEDEN YOLA ÇIKMAYIN

 

Kilo sorunu yaşayanların en az dörtte birinde insülin direnci problemi var. Bu, erken fark edilip gerekli tedbir alındığında yönetilebilen bir sorun. İnsülin direnciniz olsa bile direnci kırabiliyor, herhangi bir sorun yaşamıyorsunuz. Bunun için de yapmanız gereken iki temel şey var: Özel bir beslenme modeline mümkün olduğu ölçüde uyum gösterecek, pankreasınızın aşırı insülin salgılamasını önleyeceksiniz. Bunun yolu karbonhidratları azaltmak ve şekerden (her türlüsü) uzak durmaktan geçiyor. İkinci görevinizse her gün düzenli egzersiz yaparak kaslarınızı adeta birer insülin süpürgesi haline getirmek. Eğer insülin direncinizin olduğunu fark edemezseniz ya da bu direnci ciddiye almazsanız zamanla hayat kalitenizi etkileyecek pek çok sorunla karşılaşmanız neredeyse kesin gibidir: Şişmanlık, hipoglisemi atakları, şeker hastalığı, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, gut atakları, kalp krizleri ve inmeler…

 

BİR BİLGİ

NE YAPIYOR?

 

İnsülin direncine paçayı kaptırmak kötü bir durum. Nedeni şu…

·        Kilo aldırıyor, şişmanlatıyor

·        Karaciğeri, pankreası, kalbi yağlandırıyor

·        Hipoglisemi ataklarına sebep oluyor

·        Kan-yağ dengesini bozabiliyor. Özellikle trigliseridi yükselterek damar sertliğine yol açıp kalp krizlerine ve inmelere zemin hazırlıyor

·        Şeker hastalığının ilk işareti olabiliyor. Düzeltilmediğinde önce gizli şeker, sonra da açık şeker hastalığı başlıyor

·        Hipertansiyonla da bağlantısı var

·        İnsülin direnciyle ilişkili olabileceği düşünülen bazı kanserler de var: Meme kanseri, karaciğer kanseri…

 

BİR TEST

SİZDE DE OLABİLİR Mİ?

 

İnsülin direncinin tek işareti tatlı düşkünlüğü, şeker tutkusu, pilav, makarna, ekmek bağımlılığı değil, başka işaretleri de var, bazılarını aşağıda bulacaksınız. Eğer sizde bunların sadece biri bile varsa açlık kan şekeri ve insülin seviyelerinizi ölçtürmenizi, insülin direncinizin olup olmadığını öğrenmenizi tavsiye ederim.

 

·        Beliniz geniş, göbeğiniz büyük, gıdınız sarkıksa, bel çevreniz kadınsanız 88-90, erkekseniz 100 cm.den genişse

·        Çabuk acıkıyor, hızlı yiyor (hatta bazen neredeyse çiğnemeden yutuyor), tatlılar, şekerlemeler ve tahıllı yiyeceklere aşırı ilgi duyuyorsanız

·        Uzun süre aç kalabiliyor ama yemeye başlayınca duramıyor, önce yemek, sonra kuruyemiş, meyve, bitmedi, ardından tatlı krizlerine giriyorsanız

·        Yemeklerden sonra (özellikle akşamları) uyukluyor ya da kafa karışıklığı yaşıyorsanız

·        Acıkınca sinirli oluyorsanız

·        Kan analizlerinizde iyi kolesterol HDL’niz düşük ve/veya trigliseridiniz yüksek, ürik asidiniz fazla bulunmuşsa

·        Hipertansiyonlu ya da diyabetli biriyseniz

·        Yemek sonrası hipoglisemileri yaşıyorsanız

·        Karaciğer yağlanması, safra kesesi taşı

 

NE YAPACAKSINIZ?

NASIL ÖLÇÜLÜYOR?

 

İnsülin direncini ölçmek gayet basit! 8-10 saatlik açlıktan sonra laboratuara bir kan örneği veriyorsunuz. Açlık kan şekeri ve açlık insülininiz belirleniyor. Daha sonra insülin ve şeker rakamları çarpılıp bulunan değer 405’e bölünüyor. Sonucun 2,5’tan fazla olması durumunda insülin direncinin varlığı kesinleşiyor. Rakam ne kadar yüksekse, bu direncin o kadar yüksek olduğu anlamına geliyor. Değerlendirmenin tabiî ki başka detayları da var ama onlar size değil doktorlara lazım bilgiler.

 

 


11.04.2016