BU GÖBEK NASIL KÜÇÜLECEK?

Bu sene de yaklaşan yazla birlikte göbekler daha çok göze batmaya başladı. Çoğu şu sorunun yanıtını arıyor: Bu göbek nasıl küçülecek? Denizlili bir okurumuz da bize aynı soruyu yöneltmiş, arkasından da masum bir talebini eklemiş: “Hocam diyet listeleri ile uğraşmadan bu işi halletmenin yolu yok mu?” var! Diyet listeleri ile uğraşmadan da göbekler küçültülebilir ama burada da neyi, ne kadar, ne zaman ve nelerle birlikte yediğinize ve ne kadar aktif olduğunuza da dikkat etmeniz lazım. Okurumuzun isteğine uyup diyet listelerine girmeden başlıktaki soruyu yanıtlamaya çalıştık. İnşallah faydalı olur. Buyurun…

 

 

VARAN 1: YÜRÜYÜN!

 

Göbek küçültmenin ve uzun vadede yeniden göbeklenmemenin etkili ve kalıcı çözümü her gün tempolu yürüyüşler yapmaktır. Sabah-öğle-akşam fark etmez, yeter ki yürüyün. Her gün 50-60 dakikayı bu işe ayıran ve eklemleri müsaade ediyorsa dakikada 100-120 adımlık bir tempoyu tutturan hemen herkes hızlı ya da yavaş, çabuk ya da geç az ya da çok göbeğini mutlaka küçültür. Yürüme konusunda bir problem varsa yüzme, bisiklete binme ve daha pek çok fiziksel aktiviteden de yararlanmanız mümkün. Tekrarlayalım: Göbek kontrolünün birinci maddesi “ne yediğiniz!” değil, “ne yaptığınız!”dır. Not: Eğer şu veya bu nedenle fiziksel aktivite yapamıyorsanız sadece “çömelme/doğrulma egzersizi” yapmanız bile işe yarayabilir. Tavsiyemiz şu: İlk hafta her gün üç defa on tekrar, sonraki haftalarda her gün iki tekrar eklenecek!

 

 

VARAN 2: SIK DEĞİL, SEYREK YİYİN

 

Göbek büyümesinin nedeni çoğu zaman “çok yemek” değil, “sık yemek”tir. Eğer şiddetli bir hipoglisemi probleminiz yoksa göbek küçültme çalışmalarına başlar başlamaz –ve sonrasında- ana öğünlerle yetinip atıştırmayı bırakın. Eğer daha hızlı bir çözüm arıyorsanız öğün sayısını ikiye indirmeyi bile deneyebilirsiniz. Sabah güçlü bir kahvaltı, akşamüzeri hafif bir akşam yemeği. Hızlı çözüm için “16/8 modeli”ni önerenler de var. Kliniğimizde biz de uyguladık, iyi sonuçlar aldık. Modelin esası şu: Günlük kalori tüketiminizi belirliyorsunuz. Bu miktar besini günün ilk 8 saatinde iki veya üç öğün olarak tüketiyor, 8 saatlik bu periyotta yeme içme işini bitiriyorsunuz. Geriye kalan 16 saatlik sürede ise su, bitki çayları ve sebze suları dışında hiçbir şey yiyip içmek yok.

 

 

VARAN 3: SADECE NE KADAR YEDİĞİNİZE DEĞİL, NE YEDİĞİNİZE DE ODAKLANIN

 

Çoğu fazla kilolu ve göbekli kişi fazla gıda tükettiğinden değil, yanlış şeyler yiyip içtiği için bazıları da iki günahı birlikte işlediğinden kilo alır. Özellikle şeker, un, nişasta yoğunluklu besinler ve tatlı meyveler “göbek sever” gıdaların ilk sırasında yer alır. Eğer kalıcı bir göbek kontrolü arzuluyorsanız bunlardan uzak durun. Proteine ve sebzeye yüklenin. Sabah yumurta, peynir, yoğurt, domates, salatalık, yeşilbiber ve tabiî ki zeytin. Diğer bir veya iki öğünde de yine ağırlık proteinde olsun. Yumruğunuz kadar bir hayvansal proteini mutlaka ana yemek yapın. Aman dikkat! Proteini çok da abartmayın, vur deyince öldürmeyin. Son bir ayrıntı da şu: Proteinli öğünlerinizi mutlaka sebzelerle evlendirin. Her protein porsiyonunun (tavuk, balık, et) yanına çiğ ya da pişmiş sebze ekleyin. Sebzeleri yağda kızartmak yok. Doğal halleriyle ya da “haşlama/buğulama” olarak tüketmelisiniz.

 

 

OKUR SORUSU

 

İNSÜLİN DOST MU, DÜŞMAN MI?

 

İnsülin hem dost hem düşmandır. Yokluğu mühim bir sorun, azı karar, çoğu zarar bir hormondur. Eğer yeteri kadar insülininiz yoksa işiniz zordur. Kan şeker dengenizi (dolayısıyla pek çok metabolik sürecinizi) sağlıklı sürdüremezsiniz. Eğer “neredeyse hiç insülin imal edemeyen” bir pankreasınız var ve insülin seviyeniz sıfıra yakınsa işiniz daha da zordur. Bu durumda mutlaka “insülin desteği” almak, yani insülin enjeksiyonlarından faydalanmak zorundasınız. Pankreası yeterince insülin üretemediği için insülin iğneleri kullanmak zorunda olan bir şeker hastasıysanız “bu insülin bana zarar verebilir mi?” gibi bir soruyu aklınıza bile getirmeyin ve sakın insülin bana zarar verebilir diye düşünüp de doktorunuzun ayarladığı insülin dozajlarıyla oynamayın. Hele hele insülinden tamamen vazgeçmeyi asla ama asla düşünmeyin. Özeti şudur: Nasıl ki kanınızda şekeriniz düşünce de, yükselince de hasta oluyorsanız benzeri durum insülin için de söz konusudur.

 

 

AMAN DİKKAT

 

AORT NEDEN YIRTILIR?

 

Sevilen bir sanatçımızı, Oya Aydoğan’ı “aort damarının yırtılması” sonucu kaybettik. Nur içinde yatsın. Yakınlarının, sevenlerinin başı sağ olsun. Peki ne zaman yırtılıyor bu aort damarı, basında “yediği patates boğazına takıldığı için yırtıldığı” söylenip yazıldı. Doğru mu? Hayır! Doğru değil. Patates boğaza takıldı diye sağlam bir aort damarı yırtılmaz. Peki, neden yırtılır? Muhtemel sebepler şunlar: Aort ana damarımız. Kalbimizden çıkan en büyük damar. Beyne, kalbe, böbreklere, karaciğere, dalağa, pankreasa, kollar ve ayaklara giden damarlarımızda ondan ayrılan küçük yan dallar. Bu nedenle aortun sağlığı ve sağlamlığı son derece mühim. Aortu tehdit eden problemlerin en başında damar sertliği eliyor. Hemen ardından da aort duvarını zayıflatıp hassas hale getiren genetik ya da edinsel sağlık sorunları geliyor. Aort yırtılmasına yol açan en önemli faktörse hipertansiyon atakları. Özellikle şeker hastalarında, aşırı sigara içenlerde ve genetik olarak damar sertliği eğilimi bulunan kişilerde ani tansiyon fırlamaları aortun yırtılmasına sebep olabiliyor. Tabiî ki başka sebepler de var. Özellikle ani öfke atakları ve stresler –muhtemelen bunlar da tansiyonu veya başka yollarla dolaşım sistemini etkileyerek patlamayı oluşturuyor- aortun yırtılmasına yol açabiliyor. Dikkat edilmesi gereken başka şeyler yok mu? Var tabiî ki. Eğer doktorunuz aortunuzda bir genişleme (anevrizma) ya da başka bir tehdit olduğunu söylemişse sadece tansiyonunuza, şekerinize özen göstermeniz yetmez. Ağır yükler kaldırmamak, aşırı ıkınma ve zorlama gibi durumlardan uzak durmak, hatta uzun süreli ve tekrarlayan ağır öksürüklerden bile kaçınmak zorundasınız.

 

 

BİR BİLGİ

 

SIK YEMEK İNSÜLİN DİRENCİNİ GIDIKLAR MI?

 

Son günlerin besin gündeminde hep aynı sorular var: “Sık yemek doğru mu, yanlış mı?” “Sık sık yemek insülin direnci yapar mı?” Önce şunu bilelim: Sık yemek eğer ihtiyacınız yoksa zaten lazım ve doğru olan bir şey değil. Sizi en azından psikolojik olarak bir süre sonra “atıştırma bağımlısı” biri yapabilen bir yanlış. Ama ciddi hipoglisemili biriyseniz hipoglisemik atakları önlemek ya da başlangıç halindeki hipoglisemiyi kontrol altına almak için çantanızda “atıştırmalık bir şeyler” bulundurmak zorundasınız. Önemli olan o atıştırmalıkların neler olacağı veya olmayacağı. Mesela grisini, bisküvi, gofret, kraker, şekerleme gibi şeyler kesinlikle olmaz. Ama 8-10 adet badem ya da fındık pekala olabilir ya da hemen yakında bulabilecekseniz bir parça yoğurt, peynir, bir bardak ayran olabilir. Eğer genetik olarak insülin direnci eğilimi olan biri değilseniz ve sağlıklı atıştırmalardan faydalanmayı becerebiliyorsanız ihtiyaç duyduğunuzda –ama sadece ihtiyaç duyduğunuzda- bir şeyler atıştırın. Ama “kilo vereceğim” ya da “metabolizmamı hızlandıracağım” diye sık yemek doğru değil.

 

 

 


19.05.2016