YAZ İÇİN BİR FORMÜL
“Sağlıklı cilt: sorunlar, sorular ve çözümler” şeklinde özetleyebileceğimiz bir yazı dizisinin sonuna geldik. Cilt yaşlanması konusundaki yeni ve farklı bilgileri inşallah son baharda tekrar gündeme getireceğiz. Bugün “erkeklerde de, kadınlarda da” geçerli olabilecek “cilt tamircisi” doğal moleküllere değineceğiz.
Alfalipoik asit hala gözde bir cilt desteği olma şerefini iftihar ve inatla sürdürüyor. Ona birinci sırayı kazandıran özellikler o kadar fazla ki sanırım yakın bir gelecekte onu tehdit edebilecek herhangi bir rakip de yok. Yok çünkü o hala bilinen en güçlü antioksidanlardan biri ve cilt dokusu gibi “yağı ve suyu olağanüstü dengeleyebilen” bir sistemde ustaca çalışabilecek hemen hemen tek antioksidan. Suda ve yağda aynı zamanda eriyebilen, bu nedenle de hücrenin hemen her yerinde görev üstlenebilen başka bir antioksidan yok. Üstelik sadece kendini antioksidan güç ile de sınırlamıyor, C, E vitamini gibi antioksidan vitaminlerin, CoQ10 ve glatation gibi diğer antioksidan moleküllerin gücüne de güç katıyor. Onlarla birlikte mükemmel bir “antioksidan ağı” oluşturarak cilt yaşlanmasına sebep olan her türlü oksidan zararla inatla savaşıyor. Özellikle güneş ışınlarına fazlaca maruz kalanların, şeker hastaları ve insülin direnci nedeniyle protein glikasyonu süreçlerinden fazlaca etkilenenlerin ve sigara içenlerin alfa lipoik asidin bu mucizevî faydalarından imkânları varsa faydalanmalarını tavsiye ederim. Üstelik alfa lipoik asit sadece cilt yaşlanmasını geciktirmekle de kalmıyor, bilinçli kullanıldığında hemen hemen her hücremizi oksidan zararlardan -yani paslandırıcı dış ve iç etkenlerden- koruyabiliyor. Önerim ondan günde 200-400 mg civarında 2-3 aylık kürler şeklinde faydalanmanızdır. Eğer ağız yoluyla bu desteği kullanıyorsanız, cildinize sürdüğünüz kremlerde de alfalipoik asit bulunmasına özen gösterin. Böylece süreci hem içten hem de dıştan desteklemiş olursunuz.
Q10 HALA ÖNEMLİ
Tıpkı alfalipoik asit gibi yıllardır yıldızı hiç solmayan, hatta daha da parlayan doğal destek daha var: CoQ10. CoQ10’un balıktan nohuda, ıspanaktan yumurtaya doğal besinlerde de bulunabileceğini daha önce de yazdım ama günde 30-200 mg dozlarda destek olarak kullanıldığında cildiniz –sadece cildiniz değil beyniniz, kalbiniz ve damarlarınız, hatta bedendeki her hücreniz- size müteşekkir kalacaktır. Eğer onu programınıza alfalipoik asitle birlikte alırsanız bu ikilinin birlikte daha büyük başarılara imza atabileceğini düşünüyorum. Tıpkı alfalipoik asit gibi CoQ10 içeren kremlerin de işe yarayacağı kanaatindeyim. Eğer cildinize bir “yaz bayramı” yaptırmak istiyorsanız özel bir “içten ve dıştan destekleme programı” yaparken ağız yoluyla alacağınız desteklerin ve kullanacağınız kremlerin seçiminde bu bilgiyi lütfen dikkate alınız. CoQ10’un tok karna alınmasının daha faydalı olacağı düşüncesindeyim. Alfalipoik asit aç veya tok alınabilir, ben aç almanızı öneririm. CoQ10 yağda eriyen bir madde, bu nedenle kapsülleri yutmadan evvel bir damla zeytinyağı ile temas ettirmeniz daha etkili sonuç almanızı sağlayabilir. CoQ10’un damar sistemi, kalp kasları ve diğer kaslar için de bir “doğal ilaç” görevi üstlenebildiğini, ayrıca kanserden korunmada da –özellikle meme kanseri- fayda sağlayabildiğini hatırlatırım.
C VİTAMİNİNİ UNUTMAYIN
Cildinizi desteklerle koruma planı yaparken C vitaminine de yer açmanızda fayda var. C vitamini muhakkak ki doğal kaynaklardan da bol bol ve kolayca kazanılabiliyor. Özellikle taze sebze ve meyvelerin her biri neredeyse C vitamini kaynıyor ama cildinize bu desteğin daha çok güç vermesini istiyorsanız günlük 500-1000 mg civarında C vitaminini de almanız lazım ki bu miktarı sadece sebze ve meyvelerle karşılamanız hem kolay değil hem de tavsiye edilmez. Çünkü özellikle meyvelerle bu miktarda C vitaminini karşılamaya kalktığınızda vücudunuzu bir “fruktoz çöplüğü” haline getirmeniz ve kilonuzu kontrol etmekte zorlanmanız kaçınılmaz olacaktır. C vitamininin de tıpkı alfalipoik asit ve CoQ10 gibi “en içten hem dıştan çalışan bir destek” olduğunu hatırlatırım. Bu vitaminin cilde etkili formlarının en beğenileni “ascorbil palmitat”tır. Cilt ürünü alırken etikette bu maddeyi dikkatle arayınız.
BENİM ÖNERİM: ÜÇLÜ BİR FORMÜL!
Bence “Alfa lipoik asit+CoQ10+C vitamini” ile kurgulanan üçlü bir formül iki-üç aylık etkin bir “yaz kürü” için mükemmel seçenektir. Şu noktayı da hatırlatmak isterim: Bu bilgiler sadece size yol göstermek, yardımcı olmak için verilmiştir. Cildinizde akne, rozasea, sedef, vitiligo ve başka herhangi bir problem varsa bu tavsiyeleri uygulamadan önce mutlaka bir dermatoloji uzmanı ile –çakma cilt uzmanlarıyla değil, dermatoloji alanında uzmanlaşmış tıp doktorlarıyla- görüşmeniz iyi olur.
Cilde etkili diğer destekler hakkında yandaki kutulardan bilgi alabilirsiniz…
BİR NOT
EVENİNG PRİMROSE OİL (EPO) NEM KAZANDIRIYOR
Evening Primrose Oil (EPO) çok yaygın kullanılan, özellikle kadınların gözdesi olan bir bitkisel destektir. İçerdiği Gamma Linolenic Acid (GLA) çok önemli bir Omega-6 yağ asididir. Vücudun üretemediği bu yağ asidinin kaynağı besinler veya Evening Primrose bitkisinin çekirdeği gibi bitkisel kaynaklardır. GLA ve Omega-3 yağ asitleri birlikte çalışarak Prostaglandin E-1 isimli kimyasalın üretimini sağlarlar. Bu önemli madde ise vücudunuzdaki yangısal süreçleri baskılar. Günde 1000-2000 mg EPO aldığınızda 270-540 mg arasında GLA kazanırsınız. Cildin nem oranını arttırmak için ağız yoluyla “hyalüronik asit” kullanmanın herhangi bir faydası olup olmadığı konusunda net bir fikrim yok ama ben hyalüronik asit haplarına pek güvenmiyorum. Tabiî ki bu da benim kişisel görüşüm.
NOT ALIN
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ NE İŞE YARIYOR?
Üzüm çekirdeklerinden elde edilen antioksidan polifenollerinin içerdiği en etkin kimyasallar OPC’ler yani “oligomerik proantosiyanidin”lerdir. Bu maddeler üzüm suyunda ve şarapta da bulunur. OPC’ler antioksidan güçleri nedeniyle çevresel yaşlanmaya neden olan serbest radikallerin oluşturduğu zararları engeller. Özellikle güneş ışınları, sigara ve diğer çevresel gazlara bağlı kollajen zararlarını azaltırlar. OPC’lerin cilt damarlarını koruyup güçlendirdikleri ve cildin damarsal beslenmesini destekledikleri de bilinmektedir. OPC’ler sadece üzüm çekirdeğinde değil kiraz ve vişne gibi mor, mavi ve kırmızı renkli meyvelerde de boldur. Eğer destek şeklinde yararlanmak istiyorsanız her yıl iki-üç ay süreyle günde 100 mg kullanabilirsiniz. Üzüm çekirdeğinden elde edilen yağlardan OPC’lerden zengindir. Bu yağları yemeklerinizde kullanabilir, salatalarınıza ekleyebilirsiniz.
HATIRLATMA
SOPHIA LOREN’İN GÜZELLİK SIRRI!
Likopen kırmızı mucize olarak bilinen bir cilt desteği. En çok domateste bulunan bir madde. Çiğ domateste sindirilemeyen posanın içinde yer aldığından, domates çiğ halde yenildiğinde likopenden yararlanma imkanı azalıyor. Pişmiş domates veya salça, sosis gibi işlemden geçmiş domates ürünlerinin likopeni daha etkilidir. Likopen yağda eriyen bir maddedir. Pişmiş domates veya işlemiş domates ürünlerine birkaç damla zeytinyağı damlattığınızda vücudunuz likopeni daha kolay emecektir. Cilde dışarıdan tatbik edilen likopen krem ve losyonlarda faydalıdır. Cilde doğrudan tatbik edilen likopen hafif bronz bir ten rengi oluşturur. Likopen ihtiva eden kremlerin en büyük sorunu hava-oksijen- ile temas halinde etkilerinin azalmasıdır. Domates salçası+sızma zeytinyağı ile hazırlanacak bir “ev yapımı gece kremi” mükemmel bir destek olabilir. Sophia Loren’in 70li yaşlarda bile mükemmel bir cilde sahip olmasının sırrının da bu formülde gizli olduğu biliniyor.
Likopenin ağız yoluyla tüketilmesi en akıllı seçimdir. Likopenden zengin bir beslenme planın sizi bazı kanserlerden (prostat, meme, kalın bağırsak) , kalp-damar hastalıklarından da koruyabileceğini hatırlatalım.
· Olağanüstü bir serbest radikal yok edicisidir.
· Cildinizin oksijeni daha iyi ve etkin kullanmasını sağlar.
· Ultraviyolenin ciltteki yaşlandırıcı etkilerini önler.
· Cildin yangısal tepkisini azaltır.
12.07.2014