İKİ ÖNEMLİ BELLEK NOTU…

Belleğimizi güçlendirmek ve hızlandırmak her yaşta hepimize lazım. Zira güçlü bir belleğiniz varsa eğer sadece daha başarılı biri olmakla kalmıyor, daha iyi bir hayat sürüp daha iyi yaşlanabilme imkânını da bulabiliyorsunuz. Zaten biraz da bu nedenle bellek araştırmaları sağlıkçıların en fazla ilgi duyduğu alanlardan biri. Bugün size bellekle ilgili genelde bilinen ama çoğu zaman pas geçilen önemli iki konuyu hatırlatmaya çalışacağız. Buyurun…

 

 

NOT 1: ŞEKERİN HER TÜRLÜSÜ BELLEĞİ BOZUYOR

 

İster gizli, ister açık diyabet fark etmiyor; kan şekerindeki her türlü yükselme beyin-bellek ilişkisini sabote ediyor. Özellikle orta yaş ve sonrasında ortaya çıkan ve “insülin fazlalığı/insülin direnci” ile karakterli olan metabolik sorunların her türlüsü ortada henüz kan şekeri oynamaları yokken bile belleği olumsuz etkiliyor. Yıllar önce Diyabetes Care’de yayınlanan bir araştırmada da bu net ve açık olarak gösterilmiş, o araştırmada hiperinsülineminin diyabet ortaya çıkmasa bile zamanla bilişsel fonksiyonu olumsuz etkilediği net ve açık olarak gösterilmişti. Diğer taraftan sürece bir de kan şekeri yüksekliği eklenmesi durumunda bellekteki bozulma daha da netleşmekteydi. Burada da artan glikoz düzeylerinin proteinlerle etkileşmesi neticesi oluşan “ileri glikozilasyon ürünleri”nin beyinde hasar oluşturduğu belirtilmişti. Özeti şu: Eğer kilo sorununuz varsa, göbekli biriyseniz, bel çevreniz genişse en az yılda bir kez kanda şeker ve insülin düzeylerinizi öğreniniz. Eğer bunlarda en ufak bir yükselme bile söz konusu olursa riskinizi azaltmak için beslenmenizi düzene sokunuz, fazla kilolarınızı verip fiziksel aktivitenizi arttırınız.

 

 

 

NOT 2: B VİTAMİNLERİNİN HEPSİ BELLEĞİ KORUYOR

 

Bellek-vitamin ilişkisi söz konusu olduğunda hepimizin aklına anında B12 vitamini geliyor. Bu da son derece normal. Hepimiz bu vitaminin noksanlığı ile bellek bozuklukları arasındaki ilişkiyi az çok öğrendik. Ne var ki bilişsel gücün gerilemesi sadece B12 vitamini noksanlığı ile ilişkili değil. Diğer bazı B grubu vitaminlerinin noksanlığı da belleği olumsuz yönde etkiliyor. Folik asit eksikliği bunlardan biri. Biliyorsunuz folik asit de bir B vitamini. Eksikliği sık görülen bir problem. Keza B6 vitamini eksikliği de belleği olumsuz etkiliyor. Bu üçlünün (B12, B6, folik asit) eksikliğinin homosistein isimli maddenin yükselmesine yol açtığı da ayrı bir konu. Bilindiği gibi homosistein artışı ile yaşlılardaki bilişsel gerileme sorunu, hatta Alzheimer hastalığı riskinin artması arasında bir ilişkiden söz ediliyor. Diğer taraftan B1 vitamininin (tiamin) eksikliğinde de bellek kusuru beklenen bir sonuç. Tiamin noksanlığına en çok kronik alkoliklerde rastlanıyor. Özeti şu: Eğer belleğinizde bir sorun olduğunu düşünüyorsanız bu durumun B vitamini noksanlıklarıyla alakalı olabileceği de aklınızda olsun.

 

 

OKUR SORUSU

 

BEYAZ ŞEKER Mİ, ESMER ŞEKER Mİ?

 

Kısa cevap “esmeri, beyazı fark etmez, şekerin her türlüsü zararlıdır” şeklinde özetlenebilir. Ama biz yine de azıcık detaya girelim. Prensip olarak beyaz şeker kristalize şekerdir, içine melas ilave ederseniz esmer renk alır. Yani şekeri esmerleştiren şey kalitesi değil eklenen melastır. Ne kalori açısından, ne de sağlık zararları açısından ikisi arasında ciddi bir fark da söz konusu değildir. Eğer daha sağlıklı olayım diyorsanız şekerin her türlüsünden uzak durun.

 

 

KÖTÜ HABER

 

DİYET SAÇMALIKLARI BU YIL YİNE DEVREDE!

 

Yüzünü yeni yeni gösteren bahar ve yaklaşan yaz mevsimi ile birlikte fazla kilolardan kurtulma telaşı bu yıl da devreye girdi. Bu doğal bir gelişme. Her yılın Nisan, Mayıs ve Haziran ayları fazla kilolara yani ilave yağlara veda etme zamanlarıdır. Ne var ki yine bu aylar her yıl bir yenisi ortaya çıkan hatalı diyetler ve kilo verme tavsiyeleri nedeniyle “kilo gazisi” haline gelme bakımından da en riskli zamanlardır. Pazartesi sabahı ofisimde ben de böyle birkaç tane üst üste “dakika bir, gol bir” denecek düzeyde kilo verme saçmalığı ile karşı karşıya kaldım, onları sizinle de paylaşmaya karar verdim. Tavsiyem şu: Eğer fazla kilolarınızı vermek istiyorsanız daha doğrusu fazla yağlarınızdan kurtulmaya kararlıysanız her şeyden önce yanlış yollara girmekten sakınmalı, bedeninize zarar vermemeye çalışmalısınız. “Neden kilo aldım?” sorusunun yanıtını bulmadan kilo vermeyi unutmamalı, hele hele “şok diyet, hızlı diyet, açlık orucu, hapla-çöple zayıflama” gibi saçmalıklardan kesinlikle uzak durmalısınız. Yoksa siz de kronik bir diyetçi veya muhtemel bir kilo gazisi haline gelebilirsiniz. O saçmalıklara gelince. Buyurun…

 

 

SAÇMALIK 1: PARAZİT DİYETİ!

 

Bağırsaklarında parazit besle, kilo ver! Pazartesi sabahı gördüğüm bir hastamdan işitince inanmakta oldukça zorlandığım saçmalıklardan ilki buydu. Aslında yurtdışı merkezli bazı kuruluşların Türkiye’ye detoks turları yaptıklarını ve bu arada “elitlerimize” (!) bağırsak kurdu ilaçları kullandırarak zayıflamayı önerdiklerini duymuştum. Şimdi bir yenisini daha öğrendim: Parazit yumurtaları yutarak bağırsakta tenya besleyip (!) fazla kilolardan kurtulmak. Bu akıllara ziyan öneriyi internet sayfalarında bazı sağlıkçıların isimleri ve resimleriyle birlikte pazarlıyorlarmış. Aman dikkat!

 

 

 

SAÇMALIK 2: KETOZA GİR, FAZLA YAĞLARDAN KURTUL!

 

Bedeni ketoza sok, kilo ver! Ketojenik diyetlerin çok özel bazı durumlarda geçici bir çözüm olarak tedavide kullanılabileceğini ileri süren (mesela bazı beyin hastalıkları) çalışmalar var. Hatta bu tür diyetleri tedavi amacıyla uygulayan nörolojik merkezlerin de olduğunu biliyorum ama sağlığı yerinde birini ketoza, yani asidoza sokarak kilo verdirme saçmalığının nedenini anlamakta güçlük çekiyorum. Ketojenik diyetlerin mucidi sanırım ünlü Amerikalı zayıflama uzmanı Dr. Atkins idi. Sonra bir benzerini Dr. Dukan Avrupa’da uygulamaya soktu. Şimdi de aynı metodun endüstriyel hale getirildiği ve pazarlandığı anlaşılıyor.

 

 

SAÇMALIK 3: MEYVEYİ HAYATINDAN ÇIKAR!

 

Bu da yeni bir diyet saçmalığı. Adını “sıfır meyve diyeti” koymuşlar. Tamam, meyvenin fazlası zararlı. Tamam, aşırı früktoz yükü bizi hasta edebiliyor. Ama bu bilgilerin hiçbirisi her biri birer vitamin, mineral, antioksidan bombası olan, çoğu tıka basa posa içeren meyvelerden tamamıyla vazgeçmemiz anlamına gelmiyor. Eğer birisi size diyet yaparken meyve yemeyeceksiniz diyorsa her kimse o, siz ondan uzak durun.

 

 

OKUR SORUSU

 

NEDEN KAHVALTIDA YUMURTA?

 

Yumurta mükemmel bir besin de ondan. Her şeyden önce müthiş bir protein topu. Orta boy bir yumurtada 6-7 gram civarında protein var. En küçüğü bile 5 gram kadar protein içeriyor. Ayrıca yumurta proteininin kalitesi de çok yüksek. Bedenimizde üretilemediği için dışarıdan alınması zorunlu olan yaşamsal aminoasitlerin çoğu yumurta proteininde zaten var. Düşük kalorili bir besin olması ve tok tutması da mühim bir avantaj. İçinde başta lütein olmak üzere farklı ve güçlü antioksidanların bulunması ise onun besinsel değerini daha da arttırıyor. Diğer taraftan B grubu vitaminlerden de zengin bir besin. Haftada en az 3-4 gün kahvaltıya yumurta eklemek, öğünlere daha sık yumurta bazlı özellikle ilave etmek bu nedenle son derece akılcı bir yaklaşım.

 

 

İYİ BİLGİ

 

KABIZLIĞA DOĞAL ÇÖZÜMLER

 

·         Keten tohumu: 1-2 çay kaşığı ile başlayınız, 1 yemek kaşığına kadar çıkmayı deneyiniz.

·         Yeşil sebzeler: Her sofrada yer veriniz.

·         Ravent: Güçlü ve sağlıklı bir bağırsak uyarıcısıdır.

·         Erik: Sorbitol içeriği nedeniyle bağırsaklarınızı hareketlendirir.

·         Kivi: Güçlü posa yapılanması kabızlıkla mücadelede işe yarıyor.

·         Su: Bilinen en güçlü bağırsak dostlarından, kabızlık düşmanlarından biri.

·         Yulaf: Mükemmel bir kahvaltılık seçimi. Özellikle yulaf lapası işinize yarayabilir.

·         Kefir: Arifi tarife gerek var mı?

 

 

BİR HATIRLATMA

 

NTVDE YAŞASIN HAYAT

 

Her hafta cumartesi 18:15 ve Pazar 12:15’te NTV’de yayınlanan Yaşasın Hayat programımızın bu haftaki konusu “YENİ NESİL DİYETLER VE TOKSİK KİLO olacak.

 

 


29.04.2017