BİRİNCİ SUÇLU: İNSÜLİN DİRENCİ

Insulin Direnci

BİRİNCİ SUÇLU: İNSÜLİN DİRENCİ

 

İnsülin direnci son yıllarda can sıkıcı boyutlara ulaşan kilo salgınının en önemli nedeni ve modern zaman hastalıklarının (!) en yaygın olanıdır. Pek çok sebebi var. Genetik eğilim de önemli ama en önemli nedeni çevresel şartların hızla değişmesi. Değişen çevresel şartların başında da beslenme tarzındaki farklılıklar geliyor. Bunları uzun uzun yazıp kafanızı karıştırmak istemiyoruz ama eskisinden daha çok ve daha dengesiz beslendiğimiz kesin! Bunu tembellik, yani “az hareket etmek” izliyor…

 

Beyaz unu çok tüketen bir toplumuz. Beyaz ekmek ağırlıklı besleniyoruz. Beyaz undan üretilen yiyecekleri (açma, poğaça, börek, kurabiye, baklava gibi) çok seviyoruz. Yüksek kalorili besleniyoruz. Alkol kullanım oranı arttı. Tıka basa şeker dolu meşrubatları ve kutu çayları kolaları eskisinden daha çok tüketiyoruz.

 

Önce Amerikan toplumunu, sonra da Avrupalıları şişmanlığa mahkûm eden “fast food kültürü” bizde de hızla yayılıyor. Acıkınca 5000 kalorilik pizzayı beş dakikada kafamızda, beş saniyede midemizde bulabiliyoruz. Hamburger ve diğer ayaküstü atıştırmalıkları da pek sevdik. Eskiye oranla daha hareketsiz bir hayatımız var.

 

Şehirleşme oranımız arttıkça hareketsizlik yaygınlaştı. Yürümüyoruz merdiven çıkmıyoruz hatta yerimizden bile kıpırdamıyoruz. Stres, depresyon, üzüntü, sıkıntı, uykusuzluk gibi yeme bozukluklarını kolaylaştıran ve karbonhidratlı besinlere eğilimi arttıran sorunlar da yaygın hale geldi.

 

Sonuçta insülin/şeker dengesi bozulmaya kas ve karaciğerlerimiz şekeri kullanma konusunda insüline direnç göstermeye başladılar. Yiyip içtikten sonra kanımıza karışan şekeri kaslarımız da karaciğerimiz de eskisi gibi kullanamıyor. Çünkü iki organ da insüline karşı direnç gösteriyor. Yemekten sonra kanda artan şeker kas ve karaciğere giremeyince kanda birikmeye ve kan şekeri yükselmeye başlıyor.

 

Kanda insülin ve şeker seviyesinin artması yalnızca yağ dokusunun çoğalması yani yağlanmamız anlamına da gelmiyor. İnsülin fazlası kilo verme çabalarımızı da engelliyor. Sonuçta kilomuz arttıkça insülinimiz, insülinimiz arttıkça “insülin direnci”miz artıyor, bir kötü kurgunun eski deyimle bir fasit dairenin içine giriyoruz. Bu durum bir süre sonra önce “glukoz tolerans bozukluğu”nun onu takiben de “şeker hastalığı”nın ortaya çıkmasına yol açıyor.

 

Eğer özellikle karın, göbek, bel çevresinden ve gövdenizden yağlanıyorsanız, kilo vermekte zorlanıyor, yeme davranışlarınızı kontrol etmekte güçlük çekiyorsanız, yorgunluk, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, uyuklama, terleme, yemeklerden kısa bir süre sonra yeniden acıkma, doymama, uyku bölünmeleri gibi sorunlar yaşıyorsanız kilo probleminizin insülin direnci ile ilgili olabileceği aklınızda olsun. Teşhis için açlık ve birinci ikinci saat tokluk şekerlerinizle birlikte, insülin seviyelerinizi de kontrol ettirin. Kan insülin düzeyi sağlıklı bir kişide açlıkta 10, birinci saatte 50, ikinci saatte 30 İU/ml.nin altında olmalı. Tabiî ki bu konudaki değerlendirmeleri ve teşhis koyma işini uzman bir doktora bırakmalısınız.

 

İnsülin direnci ile ilişkili bir kilo problemini sadece diyetle çözme hele hele glisemik indeks (Gİ) diyeti yapmadan çözmek asla mümkün değildir. Gİ diyeti daha az insülin salgılatan gıdaları ön planda tutarak beslenmeyi esas amaç olarak benimseyen ve genelde yüksek miktarda karbonhidrat kullanımını kısıtlayan bir beslenme planıdır. Bu plana uygun bir haftalık diyet örneğini dizi boyunca yeniden yayınlayacağız.

 

İnsülin direnci yalnızca diyetle de çözülebilecek bir problem değildir. Başarılı ve kalıcı bir sonuca ulaşmak için mutlaka aktivitenizi arttırmalı, özellikle büyük kaslarınızı kullandığınız aerobik egzersizler ve direnç egzersizlerini de içeren bir aktivite planını hayatınızın vazgeçilmez bir parçası bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Çünkü kas dokusundaki insülin direncini azaltmanın en etkili yolu aktivitedir. İnsülin direncini kalıcı bir şekilde kontrol etmek istiyorsanız her gün ortalama 30-45 dakika sıkı bir yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim. İnsülin direncinin yönetimini kolaylaştırmada metformin ve benzeri ilaçlardan yararlanmak da mümkündür. Bu ilaçları ne dozda ne süre ile ve nasıl kullanacağınıza doktorunuz karar verecektir.

 


22.09.2015

İlgili Yazılar