DAHA AZ İNSÜLİN DAHA İYİDİR

Düşük glisemik indeks diyetinde temel prensip daha az insülin salınımıdır. İnsülin olmadan yaşayamazsınız, ama daha az insülin salınımıyla, daha az şeker ve yağ depolayacağınızı bilirseniz vücudunuzdaki fazla yağların sadece aldığınız yağ kalorilerinden değil, şekerden de geldiğini daha kolay aklınızda tutarsınız. Düşük glisemik indeks diyetinin temel anahtarı, kan insülin düzeyinin azaltılması ve düzenli kontrolüne dayanır.
Kullandığınız karbonhidratların türü glisemik indeks düzeyini, bu ise şekerin bağırsaklardan emilimi yanında, insülinin pankreastan salgılanma miktarını ve süratini de etkilemektedir. Eğer siz rafine şeker ya da işlenmiş tahıl ürünleri gibi, daha kolay sindirilen ve kana hemen karışan bir karbonhidrat tüketirseniz, daha fazla ve daha hızlı insülin salgılanmasına sebep olursunuz. Yani muz, karpuz, havuç, bezelye, mısır gibi sebze ve meyveleri ya da kek, pasta, çörek gibi besinleri veya patates gibi nişastası zengin, karbonhidratı fazla ve glisemik indeksi çok yüksek besinleri daha çok yerseniz, kan şekeriniz daha hızlı ve daha çok yükselir, pankreas beziniz daha hızlı ve daha fazla insülin salgılar. Eğer glisemik indeksi düşük sebze ve meyvelere öncelik verir, baklagilleri, kepekli ürünleri ve rafine edilmemiş karbonhidratları kullanırsanız (bu karbonhidratlar, erimeden uzunca bir süre bağırsaklarda kalmakta, yavaş yavaş sindirilmektedir; kan şekerini yükseltici etkileri yavaş bir hızda ve daha düşük düzeydedir) daha yavaş ve daha az insülin salgılanmakta, bu nedenle de yağ üretimi, depolanması, dolayısıyla kilo alımı zorlaşmaktadır.
Kısacası hiperinsülinemi hem görüntünüzü bozup sizi yağ deposu şişmanlara dönüştürmekte, hem de kalp-damar sisteminizde meydana gelebilecek pek çok soruna, özellikle de metabolik sendrom sorununa karşı sağlığınızı riske atmaktadır. Düşük glisemik indeks diyeti size, yüksek posa içeren sebzelerin ve rafine edilmemiş tahılların daha çok önerildiği bir diyettir. Bu besinlerin içerisinde bol miktarda bulunan lif (posa) sindirim sistemine başka yararlar da sağlar. Kabızlığı önler, bağırsakların çalışma süratini artırır, gıda artıklarının sindirim sisteminizi uzun süre işgal etmesine engel olur. Ayrıca muhtemel bir kolon kanserinden sizi korur. Yüksek lifli diyetlerin daha önce pek çok belirttiğimiz gibi, kan şekeri, kan kolesterolü yükselmesine karşı koruyucu etkisi vardır. Böyle bir beslenme sizi hipertansiyona karşı da korumaktadır. Dolayısıyla, posa bakımından zengin, glisemik indeksi düşük besinlerle yapacağınız bir beslenmenin sizi sadece kilo almaktan, şişman olmaktan değil, pek çok sağlık riskinden de koruyacağı kuşkusuzdur. Bu diyeti uygularken de süt ve süt ürünlerinin yağsız ya da az yağlı olanlarını, et ve diğer ürünlerin yağsız ve derisiz olanlarını, doymuş yağları ve trans yağları içeren besinleri kullanmalı, fast food besinlerden uzak durmalısınız. Bu diyette az miktarda alkolü içecek, örneğin bir iki bardak şarap içmek mümkündür. Bunun HDL kolesterolünüzü yükseltici, damar tıkanıklığınızı azaltıcı, LDL kolesterolünüzün okside olmasını engelleyici ve dolayısıyla kardiyovasküler bazı sorunları azaltıcı etkisi olduğunu da söyleyebiliriz. Günde bir bardak kırmızı şarabın sizi ateroskleroza karşı koruyabileceğini biz de kabul etmekteyiz. Bu diyeti daha iyi anlayabilmeniz için, insülin ve glukagon hakkında biraz daha bilgilenmeniz gerekmektedir.
14.04.2014