METABOLİZMA YAVAŞLIĞI: İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?

Kilo sorunu olanların bahaneleri bitmez. Kimi kötü genetik mirası, kimi yuttuğu ilaçlar, kimi iş hayatındaki düzensizlikler, sık yenen iş yemekleri, bitmek bilmeyen seyahatler nedeniyle kilo aldığını söyler. Fazla kiloluların sık sık ortaya sürdükleri bahanelerden biri de “metabolizmalarının yavaşlığı” sorunudur.
KÖTÜ MÜ?
Metabolizması yavaş olan kişilerin dikkat etmezlerse daha kolay kilo aldıkları doğru olsa da bu her metabolizması yavaş olanın kilo alıp şişmanlayacağı anlamına gelmez. Genetik nedenler ya da sonradan gelişen sağlık sorunlarının neticesi olarak –örneğin hipotiroidi nedeniyle- metabolizması yavaşlayan biri “beslenme modelini değiştirerek”, en azından “daha az kalori tüketerek” kilo alma sorununun önüne geçebilir. Eğer bu sorunu aşmada “aktivite arttırma” şeklinde özetleyebileceğimiz “altın anahtar”dan da faydalanmayı başarabilirse yaşam boyu sağlıklı bir kilo aralığında kalması ise işten bile değildir.
Eğer metabolizmanızın yavaş olduğunu düşünüyorsanız ya da doktorunuz size böyle bir uyarıda bulunmuş ise yapacağınız ilk şey daha dikkatli beslenmek, daha az kalori içeren besinlerden oluşan bir beslenme planı yapmak ve mümkün olduğunca hareketli bir hayat sürüp haftada en az 4-5 gün 30 dakikanın üzerinde yürümek olsun. Sadece bu basit önlemler size “fit ve formda bir hayat” sürme imkânı verecektir.
İYİ Mİ?
Bitmedi! Eğer metabolizmam yavaş diye üzülüyorsanız size bir de iyi haberim de var: Metabolizması yavaş olan kişiler daha geç yaşlanıyor. Hele bir de metabolizmalarındaki yavaşlığı yönetmeyi becerebilirler, ideal kilo aralığında kalmayı sağlayabilirlerse uzun ömür sürme şansları artıyor. Uzmanlara göre metabolizmanın hızı düştükçe vücut daha az serbest radikal üretiyor. Daha az serbest radikal üretimi ise daha yavaş hücre yaşlanması, daha uzun bir ömür anlamına geliyor. Metabolizması yavaş biri düşük kalorili beslenme ve ihtiyacından fazla gıda tüketmeme prensibini sürdürdüğünde gıda tüketimine bağlı metabolik yük de ortadan kalkacağından serbest radikal üretimi daha da düşük düzeylerde kalıyor. Kısacası düşük metabolizma hızı nedeniyle “metabolik motorunuz” hızlı ve fazla çalışmadığı için fiziksel ve biyolojik yıpranma hızınız düşüyor, yıpranmanızı hızlandıran serbest radikal üretimindeki azalma bu avantajı daha bir etkili hale getiriyor.
SONUÇ
Anlatmak istediğim şey şu: Metabolizma hızı ve metabolik organizasyon kişiden kişiye değişir. Metabolizma hızınız yavaşsa daha düşük kalorili yakıt tüketmeli, yani beslenirken kalorisi az, posası bol gıdalara öncelik vermelisiniz ama sadece bu yetmez: Metabolizma hızınızı arttırmak için fiziksel aktivitenizi de düzenlemeniz ve her gün en az 30 dakika yürümeniz gerekmektedir. Eğer günün birinde “kuş kadar yiyorum ama fil kadar büyüdüm” dememek istiyorsanız metabolizmanızın çalışma biçimini de hızlı mı yavaş mı olduğunu da öğrenmenizde fayda var. metabolizmanız yavaşsa eğer daha az yiyin, daha düşük kalorili besinler tüketin ve lütfen daha çok hareket edin…
06.05.2015